Stres, vücuttan ağrı olarak çıkar

Gün içindeki gerginlikler; baş, boyun, çene ağrılarına yol açabilir.

Bu ağrıların fizik tedavi uzmanından psikologa geniş bir ekip tarafından tedavi edilmesi gerekir

Son zamanlarda strese bağlı baş ve çene ağrılarında artış yaşanıyor. Özellikle kısıtlı zamanlarda iş yetiştirmeye çalışanlar sabahları bu ağrılardan şikayet ediyor. Psikolojik yükler altında ezilenler, bu durumu kaslarına yansıtıyor. Sonrasında tıp dilinde ‘bruksizm’ dediğimiz diş sıkması ortaya çıkıyor. Bu rahatsızlık, sadece dişlerin aşınmasıyla kalmıyor; uykuyu ve yaşam kalitesini de bozarak depresyona sürüklüyor. Ancak bu şikayetler; fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanları, diş hekimleri, plastik cerrahlar, psikologlardan oluşan bir ekip tarafından tedavi edilebiliyor. Kişinin psikolojik açıdan psikoterapiyle desteklenmesi, diş aşınmasını ve sıkmayı azaltmak için splintlerin kullanılması, çeşitli fizik tedavi yöntemleri, uygun egzersizlerle hastalar çene ağrılarından kurtulabiliyor.

Çınlama çene rahatsızlığından olabilir
Kulağı çınlayan çoğu hasta, ilk önce kulak burun boğaz hastalıkları uzmanına gider. Ancak bu çınlamaların bir kısmının çene rahatsızlıklarına bağlı oldukları biliniyor. Örneğin zorlu bir 20 yaş dişi çekimi sonrasında çene eklemindeki disk yapıları zorlanabilir ve bu disklerde kaymalar olabilir. Bu durum, hastanın çenesini tam açamamasına ya da açarken ses çıkarmasına yol açar. Bu sesler bazen çok rahatsız edici olabilir ve de kişiyi sosyal hayattan izole edebilir.

Her baş ağrısı migren değildir
Uluslararası Baş Ağrısı Derneği’ne göre, baş ağrılarının en sık nedenleri arasında gerilim tipi baş ağrısı ve migren var. Gerilim tipi baş ağrısı, kent yaşamının getirdiği stres, bastırılmış öfke gibi durumların sonucunda baş, boyun ve omuz bölgesindeki kasların istem dışı kasılmaları sonucu oluşur. Dakikalar ve günlerce sürebilmesi, enseden başlayıp mengene şeklinde sıkıştırma tarzında olması nedeniyle zaman zaman migrenle karışabilir. Bulantı ve kusmanın görülmemesiyle de ‘auralı migren’ dediğimiz klasik tip migrenden ayrılır. Bu tip baş ağrısı, ‘relaksasyon’ adındaki gevşeme egzersizleri ve stresle baş etme tekniklerinin öğrenilmesiyle tedavi edilebilir.
Migrense 15-20 yaşlarında başlayıp kadınlarda daha sık görülen damarsal kaynaklı bir baş ağrısıdır. Ailede migren hikayesi önemlidir ve mükemmeliyetçi kişilik yapısı migrenin ortaya çıkmasını tetikleyebilir. Auralı migren dediğimiz durumda ağrıdan 5-30 dakika önce görme alanında kırık çizgiler, buzlu cam arkasından bakıyormuş hissi oluşabilir. Retinal migren diye adlandırdığımız migren tipindeyse sadece gözdeki retina dokusunu besleyen damarlarda daralma olabilir ve geçici, hatta zaman zaman kalıcı görme kayıplarına yol açabilir. Bu sebeple görme kaybı yaşayan kişi derhal bir göz doktoruna başvurmalı ve detaylı muayene edilmelidir. Tedavisinde önleyici yöntemler ön plandadır. Koruyucu olarak bazı damar açıcı ilaçların kullanımı ve damarlar üzerine etki eden kahve, alkol, deniz ürünleri, fındık, çikolata, salam sucuk gibi ürünlerin tüketilmemesiyle migren atakları önlenebilir.

Bu yazı Kategorilenmemiş kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir