Hoşgeldiniz.
Ligament (Bağ) Yaralanmaları
Yazar berkmr | 06.08.2007 | Kategori Yaralanmalar
->
Bağlar eklemin aşırı hareketlerini engelleyen ve eklemin stabilizasyonunu sağlayan sert-esnek yapılardır. İki kemiği birbirine bağlayan köprü gibidirler ve belli bir yükü kaldırma kapasitesine sahiptirler. Ancak belli pozisyonlarda ve aşırı yüke maruz kaldıklarında zorlanır ve bütünlüklerinde bozulmalar olur. Tam kopma grade 3 olmak üzere grade 2 ve grade 1 şeklinde isimlendirilen bu bozulmalar şiddetine göre eklem içi ve çevresinde kanama, ağrı, şişlik ve eklem hareketlerinde kısıtlılığa yol açabilir.
En sık görülen bağ yaralanmaları arasında diz iç yan bağ ve ön çapraz bağ, ayak bileği dış yan bağları sayılabilir.
Yaralanan bağa ve şiddetine göre tedavi yaklaşımı değişmektedir. Bazı bağ yaralanmalarında ameliyata ihtiyaç duyulur. Ameliyat olsun veya olmasın fizyoterapi bağ yaralanmalarının tedavisinde çok önemli bir yer almaktadır. Rehabilitasyon sırasında doku iyileşmesi, bağın normal uzunluğuna ulaşılması, kuvvet, denge gibi kaybedilen özelliklerin geri kazanılması hedeflenir.
Cybex (İzokinetik Kas Kuvvet Testi)
Yazar berkmr | 06.08.2007 | Kategori Yaralanmalar
->
Kas hareketlerini İzotonik, İzometrik ve İzokinetik olmak üzere 3 gruba ayırabiliriz.
İzokinetik egzersizler özel aletlerle yapılır. Makine eklem hareketi sırasında her açıda aynı hızı uygular. Bu uygulama ile hareketin her açısında kasların maksimum kasılması söz konusu olur. Çalışan kişi hareket esnasında hareket yapılan her yönde (örneğin hem ekstansiyon hem fleksiyon yönünden) güç uyguladığı için eklemin her iki yönündeki kas gruplarını da çalıştırır. Agonist ve antagonist kas grupları çalıştığından bu kasların refleks gevşemesi de sağlanır .
Bu özellikle aktif egzersiz programlarının başlangıç aşamalarında önemlidir. Keza kaslara maksimum kan akımı sağlanır. Hız kontrolü sayesinde isokinetik egzersiz makineleri kasın gerilimine %100 uyum sağlar, böylece eklem hareketinin her anında kaslara %100 yüklenme sağlanır.Makine bilgisayar sayesinde kayıt yapıp sonuç gösterebilir. Bu özelliği sayesinde standart protokoller uygulayarak çok fazla ekleme-kasa yönelik KAS TESTİ yapılabilir. Her iki ekstremitenin kuvvet ve kas dayanıklılığı yönünden karşılaştırılması, agonist-antagonist kas kuvveti oranlarının tespit edilmesi bu testlerle mümkündür. Bu sayede kasların gücü ve dayanıklılığı hakkında fikir sahibi olunabilir, egzersiz ve tedavi programları düzenlenebilir.Yavaş hızlarla çalışıldığında birim kuvvet, yüksek hızlarla çalışıldığında dayanıklılık artar. İstenilen açılar arasında hareket yaptırılabilir.
Ayrıca,
izometrik kuvvet çalışmaları ve değerlendirmesi,
eksantrik kuvvet çalışmaları ve değerlendirmesi
konsantrik kuvvet çalışmaları ve değerlendirmesi
Aynı kas grubu için eksantrik-konsantrik kombinasyonu aynı seansta uygulanabilir.
Kliniklerimizde CYBEX-NORM ve CYBEX-6000 marka cihazlar bulunmaktadır.
CYBEX cihazıyla neler ölçülebilir?
- Sol sağ ekstremite arası kuvvet farkı
- Egzersiz sırasında uygulanabilen maksimum kuvvet
- Egzersiz sırasında uygulanan ortalama kuvvet
- Yorgunluk indeksi
- Hareketi yaptıran agonist ve antagonist kas grupları arasındaki kuvvet farkı
- Yapılan toplam toplam iş
Kuvvet ölçümü sonuçları nasıl kullanılır:
- Tespit edilen kuvvet farklarına göre kas gruplarına özgü antrenman planlaması yapılabilir;
- Maksimal kuvvet artımı izlenebilir,
- Antrenman içeriği, ( birim kuvvet veya kuvvette devamlılık vs. ) düzenlemede yardımcı olabilir
- Egzersiz periodu öncesi ve sonrası karşılaştırma yapılarak elde edilen kazanım tespit edilebilir.
Kısaca Kas Hareketi
Normalde kas kısalarak çalışır. Kas boyunun kısalması sonucunda eklem noktası menteşe gibi kullanılarak, kasın iki ucunun bağlı bulunduğu kemikler birbirine yaklaşır ve hareket gerçekleşir.
İzotonik hareket: Kas, yerçekimine ve ek ağırlığa karşı kısalarak (konsantrik) ya da kontrollü uzayarak (eksantrik) eklemi hareket ettirir. Kas tonusunda büyük değişiklik olmamakla beraber kas boyunda değişim olur. Normal fitness cihazları, dumbbell veya kum torbası vs. ile yapılan hareketlerdir. Hareketin değişik açılarında kasın kasılma gücü değişecektir.
İzometrik hareket: Kas boyunda değişiklik olmadan adaleyi kasarak ve belli bir süre bu şekilde tutarak yapılan çalışmalardır. Düz bacak kasma hareketi bir örnektir. Ancak değişik açılarda da hareketsiz izometrik kasmalar yaparak da hareket gerçekleştirilebilir.
İzokinetik hareket: Yine ekstremitenin açısal olarak yer değiştirdiği bu hareket tarzında, hareketin her açısında maksimal kasılma gerçekleşir böylece tüm eklem hareket açıklığı boyunca tüm kas fibrilleri tam olarak kasılırlar. Bu da maksimum antrenman verimini sağlar.
Sportif Rehabilitasyon
Yazar berkmr | 06.08.2007 | Kategori Sportif Rehabilitasyon
Hayatını bedensel aktivitesi ile kazanan, profesyonel sporcular, tiyatrocular, bale ve dans sanatçıları vs. birçok insan herhangi bir sakatlık durumunda, mesleğinden uzak kalırlar ve bu hasta grubu için normal hayata tam olarak ve en kısa zamanda dönüş çok büyük önem taşır.
Herhangi bir sakatlık sonrası, kullanılmayan uzuvların zayıflaması, koordinasyonun kaybedilmesi, dayanıklılığın gerilemesi vs. istenmeyen gerilemeler ortaya çıkar. Bu kayıplara mümkün olan en kısa zamanda müdahale edilmezse kayıp miktarı artacaktır ve geri kazanım süresi çok daha uzun sürecek, normal düzeye ulaşmak ve spora-işe geri dönüş daha uzun zaman alacaktır. Bu nedenle hasta spora ya da yapılan işe özgü özel terapi yöntemleri ile desteklenerek geri dönüşü hızlandırmak gereklidir.
Sakatlanan bir sporcunun-sanatçının beceriyi geri kazanabilmesi için;
▪ Ağrının giderilmesi, inflamasyonun-yangının geriletilmesi
▪ Doku iyileşmesinin hızlandırılması,
▪ Dokunun orijinale en yakın formda iyileşmesinin sağlanması
▪ Sakatlığa bağlı oluşan hareketi kısıtlayıcı faktörleri ortadan kaldırılması ve eklem hareket açıklığını normale dödürmek,
▪ Kaybedilen kondüsyonel özelliklerin geri kazanılması gereklidir.
Kondüsyonel özellikler:
Çabukluk-çeviklik: Becerinin normal hızında yapılabilmesi için
Sinir-kas koordinasyonu: Becerinin mükemmel yapılabilmesi ve sakatlık riskinin az olabilmesi için
Kas esnekliği: Hareketin maksimum verimle yapılabilmesi ve sakatlık riskinin az olması için
Kas kuvveti: İkili mücadele ve kuvvet gerektiren hareketlerin başarılabilmesi için
Dayanıklılık: Hareketleri uzun süre aynı mükemmellikte sürdürebilmek için
Tüm bunları uygun zamanlarda uygun şiddette ve doğru çalışmalarla geliştirmek rehabilitasyonun en önemli boyutudur. Tam anlamı ile sahaya-sahneye dönüş tüm bu özelliklerin tamamlanması ile mümkün olacaktır. Kuvvet eksikliği ve/veya dengesizliği, sinir-kas koordinasyonu ve esneklik eksikliği performansın eksik oluşmasına ve en kötüsü de yeniden sakatlanmaya yol açabilecektir.
Ortopedik Rehabilitasyon
Yazar berkmr | 06.08.2007 | Kategori Yaralanmalar
Bel, boyun rahatsızlıkları,
Menüsküs Yırtıkları,
Bağ yaralanmaları
Burkulmalar, ezilmeler
Kas ve tendon zorlanmaları
Omuz, diz yaralanmaları
Kırık, çıkık sonrası rehabilitasyon
Kalça, diz protezleri vs…
Hastalık, kaza, duruş bozukluğu vs. sebeplerle ile normal hareketlerimizin, ağrı yada çeşitli kısıtlamalar nedeni ile bozulması sonucunda hekime başvururuz. Uygun teşhis ve tedavi ile bir an önce şikayetlerimizin gerilemesi ve eski halimize kavuşmak için çaba gösteririz. Kırık, zorlanma vs. oluşan patolojik durum hekim tarafından sebeplerine göre tedavi edilmeye çalışılır.
İyileşmek ise sadece ağrının geçmesi ya da kırığın kaynaması değildir!
Elbette şikayete yol açan gerçek sebeplerin ortadan kaldırılması, ağrının giderilmesi ile paralel yürüyecektir. Fakat bu süreçte, çeşitli hareket kısıtlılıkları, hareket ile ağrı ve bunlara bağlı olarak güçsüzlük, çabuk yorulma gibi bir takım sorunlar ortaya çıkacaktır. Bu durum günlük hayatımızı tamamı ile eskisi gibi sürdürebilmemizi engeller.
Örneğin omuz ağrısı nedeni ile rahatlıkla saç tarayamayız. Ameliyat sonrası diz, ayak bileği güçsüzlüğü ile merdiven çıkarken zorlanırız. Ya da el bileği tendonlarındaki şikayetimiz nedeni ile klavyede yazı yazmak büyük eziyet halini alır.
“En kısa sürede eski halimize kavuşmak” İşte iyileşmenin tanımı budur.
Doku iyileşmesinin tamamlanması, eski haline en yakın formda iyileşme gerçekleşmesi ve ardından eklem hareketlerimizin eski rahatlığına ve kuvvetine ulaşması için iyi bir rehabilitasyon süreci gereklidir.
Lomber Disk Hernisi (Bel Fıtığı)
Yazar berkmr | 05.08.2007 | Kategori Hastalıklar
Lomber bölge disk problemleri (diskopatiler) bel ağrısı nedenleri arasında ilk sırayı almaktadır.Bel ağrısı hekime başvuru nedenleri arasında ikinci sırayı almaktadır;çünkü pek çok toplumda kişilerin %80′inin yaşamları boyunca en az bir kez bel ağrısı yakınmaları olduğu ifade edilmektedir.Bu aynı zamanda yaşam kalitesinin bozulduğu,beraberinde psikolojik sorunların ortaya çıktığı,iş gücü kaybına neden olan,teşhis ve tedavisinin maliyet yükü getirdiği bir durumdur.Bu grup hastalar genellikle orta yaş grubudur.Erkeklerde görülme sıklığı biraz daha yüksektir.
İnsan omurgası 24 hareket segmentinden oluşmuştur.5 servikal,11 torakal, 4 lomber, 1 servikotorasik, 1 torakolomber ve bir lumbosakral olmak üzere 23 disk mevcuttur.Her disk üstündeki omurun adını alır.
İntervertebral diskler notokord kalıntısı olup,omurlar arasında yastık görevi görür.Mukoproteinden oluşan nukleus pulpozus, jelatinimsi bir yapıdır ve sıkı, konsantrik kollajen fibrillerle çevrilidir.(annulus fibrosus).Diskin kan damarları erken dönemde oblitere olduğundan,beslenmesi lenfatikler ve ekstrasellüler sıvıdan ozmoz yoluyla olur.Gençlerde diskin su içeriği %88 iken, yaşlılarda %70 den azdır.
Lomber disk hernisi (bel fıtığı) dediğimiz durum;lomber bölge intervertebral disklerinin bir veya birkaçının annulus fibrozusunun yırtılarak nukleus pulpozusun çeşitli derecelerde dışarı taşması, ve bunun sonucu olarak bu aralıklarda omurilik veya bundan çıkan sinirlerin basıya uğramasıdır.
Omurlar, fonksiyon olarak mekanik ünitelerden oluşmuştur.İki komşu omur ve intervertebral disk ön segmenti;nöral ark da arka segmenti oluşturur.Ön segment primer olarak ağırlığa dayanıklı ve şok absorbe edici; arka segment ise nöral yapıları koruyucu, fleksiyon ve ekstansiyon hareketini yönlendirici olarak görev yapar.İntervertebral diskin görevi, intradiskal basınç nedeniyle omurları birbirinden uzak tutmak ve bir çeşit süspansiyon görevi görerek, buraya gelecek yükleri eşit dağıtmaktır.Vertebral kolon ligamanlarla desteklenmiştir.Omurilik L1-L2 hizasında sonlanmaktadır.Spinal sinirler kanalın lateralinde yerleşmişlerdir.
Lomber bölge diskopatilerinden kaynaklanan belirtiler, ılımlı bir bel ağrısından, omurilik bası belirtilerine kadar degişen bir semtomatoloji gösterirler.Hastaların yakınmaları:
Ağrı: En önemli yakınmadır. Özellikleri:
-Ani başlangıçlı olması,
-Degişken bir seyir göstermesi,
-Belirtilerin pozisyonla bağlantılı olması,
-Öksürme, aksırma,ıkınma gibi beyin omurilik sıvısında basınç degişikliklerinde artmasıdır.
Ağrının nedenleri: Ağır kaldırma,rotasyonel gövde hareketi ,travma, sportif aktivite, öne egilme, kötü oturma pozisyonu olabilir.
Ağrının tipi ve yayılımı disk probleminin durumuna göre değişir.Belde lokal olarak başlayan ağrı, bir süre sonra kalçaya,uyluğa ve ayağa yayılım gösterebilir.Bazı hastalarda ise belde hiç ağrı olmadan, direkt siyatalji tarzında bir ağrı ile başlayabilir.Ağrının en çok rahatladığı pozisyon, sırtüstü ya da yan yatarken kalça ve dizlerin karına çekildiği durumdur.
Kas güçsüzlüğü: Özellikle ayak bileği ve parmaklarda bildirilen güçsüzlükler, bel fıtığına bağlı sinir basılarını düşündürmelidir.
Mesane, barsak ve seksüel potens bozuklukları: İdrar- gaita kaçırma kauda sendromu açısından dikkate alınmalıdır.
Fizik muayenede izlenecek yol: inspeksiyon,palpasyon, fonksiyonların muayenesi, nörolojik muayene, ve bazı özel testlerin uygulanması şeklindedir.
Lomber disk hernisinde fizik muayene bulguları: Belde skolyoz, lomber lordozda kaybolma,paravertebral spazm, fleksiyon-ekstansiyon-rotasyon hareketlerinde ağrı-kısıtlılık, siyatik sinir vallex noktalarında hassasiyet,düz bacak germe testi +’liği; nörolojik muayenede kuvvet kaybı, duyu bozukluğu, refleks kaybı, atrofi sayılabilir.
Disk hernilerinin dereceleri çeşitli olup, Macnab’ın sınıflaması, MR bulguları ile de korele olduğundan en uygunudur.Bu sınıflamaya göre disk herniasyonları dört derecede sınıflandırılır:
-Bulging (Bombeleşme): Disk materyali, vertebra arka kenarından biraz taşmış olup, annulus ve sharpey lifleri sağlamdır.
-Prolapsus (Protrüzyon): Disk materyali posteriora doğru herniye olmuştur, annulusta tam olmayan bir defekt mevcuttur.
-Ekstrüzyon: Posterior herniasyonla beraber annulustaki defekt tamdır.
-Sekestrasyon:Ekstrüzyona ilave, herniye disk materyalinin bir kısmı kopmuştur.
Lomber disk hernisinin görüldüğü düzeyler sıklık sırasına göre: L5-S1, L4-L5, L3-L4, L2-L3 intervertebral diskleridir.Bu nedenle disk hernisine bağlı en sık görülen radikülopatiler:S1, L5, L4, L3 radikülopatilerdir.
Oluşum yerlerine göre bel fıtığı bulguları:
L3-L4. Disk hernisi: L4 köküne bası vardır.
-Alt bacak iç kısmında duysal kayıp veya azalma,
-patella refleksinde kaybolma veya şiddetinde azalma,
-Diz ekstansiyon gücünde azalma,
-Uylukta atrofi,
-Düz bacak kaldırma testinde hassasiyet,
-Femoral sinir germe testi pozitifliği,
L4-L5 Disk hernisi: L5 köküne bası vardır.
-Alt bacak dış yüzünde ve başparmak üzerinde duyu azalması,
-Ayağın baş parmak ekstansör gücünde azalma veya kayıp,
-Düşük ayak,
-Topuklar üzerinde yürüyememe,
-Baldır ön kaslarında atrofi,
-Refleks değişikliği olmaz,
-Düz bacak kaldırma testi pozitifliği mevcuttur.
L5-S1 Disk hernisi:
-Ayak dış kenarı ve tabanda duyu kaybı,
-Aşil refleksinde kayıp veya şiddetinde azalma,
-Parmak uçlarında yürüyememe,
-Baldır arka kaslarında atrofi,
-Düz bacak kaldırma testi pozitifliği.
Kauda Equina sendromu:
Genellikle L3-L4 veya L4-L5 akut medial masif herniasyonu sonucu gelişir.
Belirtileri:Süvari yaması tarzında anestezi, iki taraflı aşil refleksi kaybı, baldır kaslarında güçsüzlük, idrar ve gaita tutamamadır.Bu belirtiler acil cerrahi girişim gerektirir.
Bel fıtığı tanısında: Direkt grafi, myelografi, Tomografi, MRI, EMG yöntemleri kullanılabilir
Tedavi:
Konservatif tedavi:İstirahat, medikal ve fizik tedavi, bazı olgularda korse kullanımı, aşırı fiziksel aktivitelerden korunma, ve egzersiz uygulamalarını kapsar.
İstirahat edilen yatağın, sert zemin üzerine serili yumuşak materyal olması önerilir.2 günden 2 haftaya kadar olan istirahat süreleri önerilmektedir.En uygun pozisyon, yan yatma ve kalça ve dizlerin karına çekildiği pozisyondur.Subakut dönemde bel korseleri kısa süreli olarak kullanılabilir.Hastanın ağrısı kaybolduğunda günlük aktivitelere dereceli olarak dönmesine izin verilir.
Medikal tedavide: analjezikler, NSAI ilaçlar, myorelaksanlar, tranklizanlar verilebilir. Fizik tedavi uygulaması: yüzeyel ve derin ısı, elektroterapy, traksiyon, mobilizasyon-manüpilasyon, egzersiz,masaj uygulamaları olarak yapılabilir.
Hastaya bel egzersizleri, postür ve günlük yaşam aktiviteleri ile ilgili detaylı bilgi verilmelidir.
Lomber disk hernilerinde cerrahi tedavi endikasyonları:
1-Konservatif tedavide başarısızlık:Akut disk hernili hastaların %85′i cerrahi tedavi olmaksızın iyileşebilir.
2-Cauda equina sendromu,
3-İlerleyici motor defisit,
4-Sosyal endikasyon.
Kaynaklar:
1-Bel Ağrıları (Low Back Pain). Editör:Prof.Dr. Turgut Göksoy. Syf:127-136
2-Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon.Cilt:2.Syf:1838-1856. Güneş kitabevi-2000.
Fibromyalji
Yazar berkmr | 05.08.2007 | Kategori Hastalıklar
Fibromyalji; nedeni kesin olarak belli olmayan, yaygın ağrılar ile seyreden, belirli anatomik bölgelerde hassas noktalar ile karekterize, yorgunluk, uyku bozuklukları, psikolojik sıkıntı ile birlikte görülebilen eklem dışı romatizmal bir hastalıktır.
Belirtilerde yaygın ağrılara baş ağrısı, paresteziler, ellerde subjektif şişlik hissi irritabl barsak ve mesane sendromu, dismenore, Raynauld fenomeni eşlik edebilir.
Başlangıç yaşı 30 ? 50 arasındadır ve % 75 oranında kadınlarda görülmektedir. Ayrıca çocularda ve yaşlılarda da bu sendrom tanımlanmıştır.
Etyolojide; psikolojik bozukluklar, uyku bozuklukları, kas oksijenasyon bozuklukları, nörohormonal disfonksiyon, fiziksel travma, genetik faktörler, otonomik disfonksiyon, immünolojik bozukluklar sayılabilir.
BELİRTİLER :
01. AĞRI ; Hastaların % 90 ında bel, boyun ve omuzlarda lokalizedir. Yanıcı, batıcı tarzdadır. Kronik, yaygın ve genellikle simetriktir. Tek taraflı da görülebilir. Ağrı, stres, yorgunluk, nem, soğuk, fiziksel çevre ve işyeri şartları ve travma ile artar.
02. TUTUKLUK HİSSİ ; Sabahları daha belirgindir. Birkaç saatte geçebildiği gibi gün boyu da sürebilir.
03. YORGUNLUK ; FM li hastalarda en sık rastlanılan semptomlar arasındadır. Hastaların günlük yaşam aktivitelerini etkileyebilecek düzeyde olabilir.
04. PARESTEZİ ; Hastalar daha çok üst ekstremitelerde uyuşma, karıncalanma hissinden bahsederler.
05. SUBJEKTİF YUMUŞAK DOKU ŞİŞLİĞİ ; Genellikle ekstremitelerdedir. Eklemde veya eklem dışında tanımlanabilir. Fizik muayenede objektif eklem şişliği bulunamaz.
Tüm bu yakınmalar, yorgunluk, sıkıntı, soğuk, aşırı çalışma ve hareketsizlik ile artarken, sıcak uygulaması, masaj, hafif aktivite ve tatil ile azalır.
BİRLİKTE GÖRÜLEBİLEN DİĞER SEMPTOMLAR :
Raynauld fenomeni, irritabl kolon sendromu, gerilim baş ağrısı, primer dismenore, kadın uretral sendromu, ağız kuruluğu, anksiyete, mitral valv prolapsusu, TME disfonksiyonu, seksüel disfonksiyon, hipotroidi, tekrarlayan tendinit ve bursitler.
Fibromyaljide tipik fizik muayene bulgusu digital palpasyonla saptanan multipl hassas noktalardır. Rutin laboratuar testleri ve radyografik incelemeler normal olarak saptanır.
ACR ? 1990 FİBROMYALJİ TANI KRİTERLERİ :
01. En az üç aydır süregelen yaygın ağrı öyküsü olmalıdır.
02. Digital palpasyonda 18 bilinen noktanın 11 inde ağrı olmalıdır.
03. İkinci bir bozukluğun varlığı, FM tanısını geçersiz kılmaz.
TEDAVİ :
FM nin tedavisi oldukça zordur. Hastayı şu öncelikleri içeren tedavi yaklaşımları birlikte kullanılmalıdır:
- Periferik ve santral analjezi sağlanmalı
- Uyku bozuklukları düzeltilmeli
- Psikolojik bozukluklar azaltılmalı
- Kas ve yüzeyel dokularda kan akımı arttırılmalıdır.
Bu amaçlara yönelik medikal tedavi ( İlaç tedavisi ) uygulanabilir. ( Analjezikler, trisiklik antidepressanlar, serotonin geri alım inhibitörleri v.b. )
Bazı hastalar psikiyatrik danışmaya ihtiyaç gösterebilirler. Ayrıca hasta fazla çalışma, obezite, kötü postür, fiziksel şartların kötü olması gibi ağrıyı arttırıcı faktörlerden uzaklaşmalıdır.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uygulaması : Yüzeyel ve derin ısı uygulaması, elektroterapi, lazer uygulamaları, manuel terapi, hassas nokta içine lokal analjezik + steroid kombinasyonu enjeksiyonları yapılabilir.
FM tedavisinde egzersizin büyük yeri vardır. Egzersiz tedavisine başlangıçta, düşük sayı ve şiddette başlayıp, zaman içerisinde egzersizin dozunu arttırmak gerekir. Gene de egzersiz programının tip ve yoğunluğu her hastanın kapasitesine göre ayrı ayrı belirlenmelidir. Aerobik egzersizler, germe ve gevşeme egzersizleri FM de ağrı kontrolüne yardımcı olduğu bildirilmektedir.
Kaynaklar:
1-Romatolojik Hastalıklar.Syf:39-40. (2003-İ.Ü.C.T.F. Yayınları)
2-Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon.Cilt:2. Syf:1654-1661.(Güneş Kitabevi-2000)
Zona Hastalığı
Yazar berkmr | 04.07.2007 | Kategori Hastalıklar
Zoster kelimesi yıllar boyu vücudu saran döküntüleri tarif etmek için kullanılmıştır. Hastalığı tarif etmek için birçok, renkli terim kullanılmıştır; Norveçliler ‘cehennemden güller kemeri’, Danimarkalılar ‘cehennem ateşi’ olarak isimlendirmişlerdir. Çok ağrılı bir hastalık olduğu için bu isimler son derece uygundur.Başlıca Nedenleri
Zona ile suçiçeğinde, etkenin aynı virüs (varicella zoster) olmasına karşın, iki hastalık birbirinden farklıdır. Zona genellikle orta yaşın üstündeki insanlarda görülür. Suçiçeği geçirildikten sonra konak sinir hücrelerinde bekleyen virüsün yeniden aktive olması ile ortaya çıkmaktadır.
Belirtileri Nelerdir?
En çok hissedilen belirti ağrıdır. Ağrı genelde kuşak şeklinde belirli bir hat üzerinde kendini gösterir. İlk belirti genellikle deride bir ya da daha fazla dermatoma uyan bölgede çok şiddetli ağrı veya uyuşma hissinin duyulmasıdır. Bu ağrı yedi gün devam eder. Ağrı geçtikten sonra daha yoğun bir biçimde geri dönebilir; arka planda sürekli bir rahatsızlık vardır ve buna bıçak saplanması tarzında daha kısa süreli ama daha şiddetli ağrılar eşlik edebilir.
ZONA HASTALIĞI = HERPES ZOSTER = GECE YANIĞI
Tıp dilinde ‘’herpes zoster’’ olarak isimlendirilmiş olan bu cilt hastalığı halk arasında ‘’zona’’, ‘’kuşak hastalığı’’ veya ‘’ gece yanığı ‘’ olarak bilinmektedir. Bu hastalıkla ilgili olarak hastaların en çok sorduğu sorularla birlikte hastalığı tanımanıza yardımcı olacak temel bilgileri içeren bir yazı hazırladık. Ancak dikkat edilmesi gereken en önemli konu doktorunuza danışmadan kendi hastalığınız ait teşhis ve tedavi yaklaşımlarından kesinlikle sakınmanız gerektiğidir. HASTALIĞIN NEDENİ NEDİR ?
Su çiçeği geçiren herkes zona hastalığına yakalanabilir. Çünkü bu iki hastalığa sebep olan virüs aynıdır. Bu virüs insan vücuduna ilk girişinde su çiçeği hastalığına sebep olur. Su çiçeği geçiren kişilerdeki virüs sinir hücrelerinin köklerinde yerleşir. Uzun yıllar hiçbir belirti ve rahatsızlık yapmadan sinir köklerinde kalabilir. Uygun ortam bulduğunda virüs aktive olarak zona hastalığını yapar.
VİRÜSÜN AKTİVE OLMASINA SEBEP OLAN NEDİR?
Temel olarak virüsün aktive olmasında etkili olan sebep vücutta ‘’hastalıklara karşı koyma gücünde’’ (dirençte) meydana gelen azalmalardır. Direncin azalması ile virüs bulunduğu yerde üremeye, sinir kökünden sinirlerin dallarına doğru yayılmaya başlar ve deriye kadar ulaşarak belirtileri oluşturur. Direnç düşmesinde stres, aşırı yorgunluk, yaşlılık, vücuttaki yaralanmalar en sık görülen sebeplerdir. Hastalığın beklenenden şiddetli ve yaygın olduğu durumlarda direnç düşmesinin habis (malign) hastalıklar, AİDS hastalığı, kanser ilaçları ( kanser kemoterapisi ) ve ışın tedavisi (radyoterapi) ile de ilgili olabileceği hatırlanmalıdır. ZONA HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?
Belirtiler vücutta orta hattın sağ veya sol tarafında kuşak gibi vücudun tek tarafını saran veya bir hattı izleyen bir alanda gelişen ağrı, iğnelenme, hassasiyet gelişimi ile başlar. Beraberinde hafif ateş ve başağrısı da görülebilir. Genelde 1-3 gün içinde aynı alanda kızarıklık, kabarcık gelişimi meydana gelir. Bölgedeki kabarcıklar birbirine bitişik içi su dolu hale gelirler (vezikül). Zamanla içi irin dolu hale gelebilirler. Kabarcıkların üzeri açıldığında kurur ve üzeri kabukla kaplanır. İlk oluşumlarından itibaren bu kabarcıkların geçiş süresi 2-3 hafta arasındadır. Ancak ağrı daha uzun süre içinde iyileşmektedir. Bazı hastalarda sadece derideki belirtiler veya sadece ağrı gelişimi ile zona geliştiği görülmüştür.
NE KADAR DEVAM EDER?
Hastalığın deride oluşturduğu kabarcıklar 2-3 hafta içinde iyileşmektedir. Ancak ağrının geçme süresi daha uzun zaman içinde olmakta, bazen kalıcı olabilmektedir. VÜCUTTA HANGİ DOKU VE ORGANLARA YAYILIR?
Zona hastalığı deri üzerinde görüntüleri ile tanı konan bir hastalıktır. Saçlı deriden ayak ucuna kadar her yerde belirtileri olabilen hastalık en çok göğüs, kalça ve yüzde görülmektedir. Ancak hastalığa dahil olan sinir köklerine göre deri dışında da belirtiler olur. Yüzde meydana gelen zonada ağız içinde kabarcıklar olabileceği akılda tutulmalıdır. Yüzdeki hastalık gözde de virüs yerleşmesine sebep olabileceği için doktorunuz sizi göz doktoru muayenesi için yönlendirecektir.
ZONA HASTALIĞINDA GELİŞEBİLECEK İSTENMEYEN DURUMLAR (KOMPLİKASYONLAR) VAR MIDIR?
Zona hastalığında tutulan bölgede oluşan ağrının süreklilik kazanması sık olarak görülebilen bir koplikasyondur. Ağrının aylarca, bazen yıllarca sürebildiği görülmüştür. Bunun tedavisi hastalığın tedavisinden farklı olduğu için doktorunuza başvurmanız gereklidir.
Hastalık döneminde su dolu kabarcıkların iltihaplanması da sık görülen bir komplikasyondur. Hastalık alanında oluşan kızarıklık artması, iyileşme hızında azalma ve ağrının artması kabarcıkların mikrop kaptığının (enfeksiyonun) delili olabilir. Bu durumda tedavinize eklenecek ilaçlarla enfeksiyon tedavi edilecektir.
Nadir görülen diğer bir durum da hastalığın tüm vücuda yayılmasıdır. Bu durumda su çiçeğine benzer bir görünüm oluşabilecektir. Yaygın zona hastalığında hastaların direncini düşüren başka hastalıkların varlığından şüphelenilmelidir. ZONA HASTALIĞI NASIL TEŞHİS EDİLİR?
Doktorunuz vücudunuzdaki görünüm ve şikayetlerinizdeki özelliklerle tanı koymakta zorlanmayacaktır. Ancak kabarcıkların içindeki sıvıda var olan bazı hücrelerin mikroskop ile görülmesi tanıyı destekleyecektir. Bazı özel durumlarda virüsün varlığının tesbiti için pahalı yöntemlerin uygulanması gerekebilmektedir. Bu durumda doktorunuz size açıklama yapacaktır.
ZONA HASTALARINDA MEVCUT BAŞKA HASTALIKLAR VARSA NE YAPILMALIDIR?
Önceden teşhis edilmiş başka bir hastalığınız varsa mutlaka doktorunuza söyleyiniz. Direncinizi etkileyecek kan kanseri (lösemi), AİDS, lenf bezi kanseri (lenfoma) hastalıklarından biri veya herhangi bir ilaç kullanımınız varsa tedavi değişebilmekle beraber doktorunuz genel durumunuzu saptamak için bazı tahliller isteyecektir. ——————————————————————————–
Zonalı bir hastanın ense kökünden başlayan kızarıklık ve su dolu kabarcıklar omuz ve göğsün ön tarafına sağ tarafı izleyerek yayılmıştır. Döküntülerin orta hattı geçmediğine dikkat ediniz. Yukarıdaki hastanın döküntüleri kola da yayılmıştır.
——————————————————————————– HASTALIK BULAŞICI MIDIR?
Zona geçiren bir hastanın kabarcıkların içindeki sıvı ile temas eden kişiler eğer su çiçeği geçirmemişler ise su çiçeği hastalığına yakalanırlar. Su çiçeği ve ya zona geçirmiş kişiler başka hastalardan bulaş yolu ile virüs alınmasına karşı dirençlidirler.
HASTALIĞIN TEDAVİSİ VAR MIDIR?
Zona hastalığı bir kaç hafta içinde kendiliğinden iyileşir. Verilen tedavinin amacı hastanın bu süreyi rahat geçirmesi ve başka istenmeyen hastalıkların gelişmemesidir. Ağrı kesiciler, sulu pansumanlar hastayı rahatlatmak için kullanılmaktadır. Sulu pansumanlar kabarcıkların hızla kurumasına yardımcı olur. Bazı hastalarda ağızdan alınan ‘’asiklovir’’ veya ’’valasiklovir’’ içeren kapsüllerin kullanılması doktor tarafından önerilebilir. Bu ilaçların kullanımında tedaviye ne kadar erken başlanırsa başarı o kadar iyi olur. Yaygın hastalığı olanlarda, göz tutulumu olanlarda ve ağrısı fazla olanlarda kortizol içeren ilaçlar kullanılabilir.
Zona sonrası ağrısı gelişen hastalarda antidepresan ilaçlar ve ağrı kesiciler kullnılabilinir.
ZONA HASTALIĞINA TEKRAR YAKALANIR MIYIM?
Çok nadir durumlarda daha öncceden zona hastalığı geçirmiş hastalar direnci çok düşürecek bir durum karşısında tekrar bu hastalığa yakalanabilirler. Özellikle AİDS hastalığı, kanser tedavisi görenler ve bazı kanser hastalarında bu durum görülebilmektedir. HASTALIK SIRASINDA BANYO YAPABİLİR MİYİM?
Hastalık döneminde banyo yapmanın bir sakıncası yoktur. Ancak sıcak banyolar ağrıyı artırabilir, banyo sonrası kabarcıkların mikrop kapma riski artabilir. Bu nedenle banyo sonrası antiseptik solüsyonlarla pansuman yapılması önerilir.
Yumuşak Doku Romatizması Fibromiyalji
Yazar berkmr | 04.07.2007 | Kategori Yumuşak Doku Romatizması
“Her tarafım ağrıyor”
“Gece yeteri kadar uyumama rağmen sabahları hiç uyumamış gibi kalkıyorum”, “Yorgunluktan kırılıyorum, hiçbir iş yapamıyorum”
Bu yakınmalar yumuşak doku romatizması (fibromiyalji) olan hastalarda en sık dile getirilen yakınmalardır.
Fibromiyalji yaygın kas, iskelet sistemi ağrısı, yorgunluk, uyku bozukluğu bulguları olan kronik, karmaşık bir ağrı sendromudur.
Fibromiyalji tek başına bir hastalık olabileceği gibi başka hastalıklara da eşlik edebilir. Nüfusun ortalama %5’inde fibromiyalji görülür, genellikle 20-50 yaşları arasında rastlanır. Hastaların önemli bir kısmı kadındır.
Hastalığın nedeni:
Fibromiyalji hastalığının nedeni tam açıklanamamakla beraber, belirtilere yol açan bozukluğun merkezi sinir sisteminden kaynaklandığı düşünülmektedir. Genetik faktörler de önemlidir, aile öyküsü olanlarda fibromiyalji görülme sıklığı daha fazladır.
Hastalığın bulguları:
*Ağrı: Yaygın ağrı en sık yakınmadır. Hastalar ağrılarını tanımlamada ve ağrı yerini tarif etmede zorluk çekerler. Daha çok boyun, sırt ve bel bölgesinde yaygın ağrıdan yakınırlar. Kol ve bacaklarda da ağrı olabilir. Ellerde ağrı ve şişlikten yakınmalarına karşın, gerçek bir eklem tutulumu yoktur.
*Yorgunluk: Önemli bir yakınma olup hastanın günlük yaşamını etkileyebilir. Hasta bunu sıklıkla “tüm enerjisinin kaybolduğu” şeklinde ifade eder. Genellikle sabah yataktan yorgun kalkar.
*Uyku bozuklukları: Hasta uykuya dalamadığından veya sık uyandığından yakınabilir. Bazen de uyku süresinin yeterli olmasına karşın uyku dinlendirici olmayabilir ya da hasta hiç uyumadığı hissi ile uyanır.
Bu üç ana bulgu dışında sabah tutukluğu, konsantrasyon ve bellek bozukluğu, irritabl barsak (karın ağrısı, ishal,kabızlık), irritabl mesane (sık idrara gitme), çene ekleminde ağrı, baş ağrısı, göz ve ağız kuruluğu, el ve ayaklarda uyuşma, huzursuz bacak sendromu, aşırı terleme gibi hastalığa eşlik edebilen başka belirtiler de mevcuttur, ancak bunların hepsi her olguda gözlenmeyebilir.
Etkileyen faktörler:
Hastalar yakınmalarının psikolojik stress, hava değişimleri, soğuk veya rutubet ile arttığını ifade ederler. Soğuğa karşı aşırı bir hassasiyet vardır. Belli bir pozisyonda uzun süreli çalışma (özellikle kollar ve omuzların uzun süre sabit durması gibi) da yakınmaları arttırabilir. Bilgisayar ve daktilo gibi aletlerle çalışanlarda daha sıktır. Uzun süreli oturma, ayakta durma, stress, uzun süreli yazı yazma, araba kullanma, telefonla konuşma, soğuğa maruz kalma, eğilerek çalışma ve ağır kaldırma, kolların gergin pozisyonda çalışma yüzeyinde bulunması gibi çalışma koşulları fibromiyalji belirtilerini şiddetlendirebilir. Çalışma ortamında iş arkadaşları veya amirlerle olan gerginliklerin de hastanın yakınmalarının artmasına yol açtığı gözlenmektedir. Çalışma koşulları dışında boşanma, gebelik, ailede hastalık olması, tek başına aşırı sorumluluk yüklenme gibi stress faktörleri de fibromiyaljide belirtileri arttırabilir. Kadınlarda regl döneminde de belirtiler artabilir. Sıcak duş ve banyo, ılık ve kuru hava, tatil, dinlendirici uyku ile belirtiler genellikle hafifler.
Tanı yöntemleri:
Tanı için hastanın yakınmalarının değerlendirilmesi, ağrı tipi, fizik muayene ve eşlik eden bulgular önem taşır. Fizik incelemede yaygın hassasiyet, kasta sicim gibi sertlikler, gergin bandlar, çok sayıda hassas nokta ve tetik noktaların bulunması hastalığı düşündüren pozitif bulgulardır. Tanıda hassa noktaların sayısı önemlidir. Fibromiyalji hastalığında tanı koydurucu özgün bir laboratuar test yoktur. Eşlik eden romatizmal bir hastalık yoksa romatizma testleri de negatiftir. Laboratuar incelemeler daha çok benzer hastalıklardan ayırımda önemlidir.
Ne yazık ki, hastada fibromiyalji tanısı konana kadar genellikle uzun zaman geçmektedir. Fibromiyalji hastaları tanı konana kadar bir çok tıbbi inceleme ve teste tabi tutulurlar. Bu da zaman kaybına ve dolayısıyla hastanın tedavisinin gecikmesine yol açabilir.
Tedavi:
Tedavide her hastalıkta olduğu gibi hastanın hastalığı ile ilgili bilgilendirilmesi ve eğitimi çok önemlidir. Bu yakınmalar ile başvuran hastalara bazen “sinirsel” gibi tanılar konabilir. Hastaya hastalığının “gerçek” olduğunu, ancak şekil bozucu ya da sakat bırakıcı bir hastalık olmadığı anlatılmalıdır. Tedavi uzun sürebilir ve bulgularda belirgin düzelme olana kadar hekimin düzenli takibi gerekebilir.
Fibromiyalji tedavisinde ağrı kesici ilaçlar, antidepresanlar, kas gevşeticiler ve uyku düzenleyici ilaçlar kullanılmaktadır. Uzman hekim tarafından uygulanan tetik nokta enjeksiyonları fibromiyaljide oldukça etkilidir.
Özellikle hastalığın şiddetlendiği dönemlerde postürün düzeltilmesi, tekrarlayıcı stres faktörlerini azaltmak (örn daktilo ile yazma, uzun süre ile oturma/ayakta durma gibi), uykuyu değerlendirme ve düzenleme önemlidir.
Egzersiz hastalıkta en önemli tedavi ve korunma yöntemidir. Özellikle gevşeme egzersizleri, germe egzersizleri, kardiovasküler kondüsyon programı, yürüyüş, yüzme ve bisiklete binme yararlıdır. Egzersiz tipi ve şiddeti hekim tarafından hastaya göre ayarlanmalıdır. Egzersiz, derin ve yüzeyel ısı ve elektriksel akımlardan oluşan fizik tedavi ağrının ve kas gerginliklerinin azaltılmasında çok etkili yöntemlerdir. Kas gerginliklerinin azaltılmasında masaj ve miyofasyal gevşeme ve basınç teknikleri olumlu etkiler sağlar.
Hastalara ayrıca kendilerine ve sağlıklarına daha zaman ayırmaları, yoğun çalışma sırasında sık ara vermeleri, günlük işlerinin mümkün olduğu kadar basit şekilde yapmalarını önerilir.
Su İçinde Terleme Tedavisi (İyontoforez)
Yazar berkmr | 04.07.2007 | Kategori Su İçinde Terleme Tedavisi
Bölgesel olarak aşırı terlemenin sebebi sempatik sinirlerin aşırı çalışmasıdır. Bu sistem otonom sinir sisteminin bir parçası olup, uyanıklıkta aktif olan sistemdir. Bu yüzden bölgesel terlemesi olan hastaların gece terlemesi olmamaktadır.
ELLER. AYAKLAR VE KOLTUK ALTLARINDA TERLEME NEDENLERİ VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Eller, ayaklar ve koltuk altlarında normalden fazla terleme öncelikle sosyal hayatı oldukça olumsuz etkileyen bir durumdur. Çoğunlukla bölgesel terlemede altta yatan sağlık sorunu yoktur. Ancak buna karar verirken hastadan terlemenin başlangıç tarihi, çocuklukta mı daha sonra mı başladığı, ailenin diğer fertlerinde olup olmadığı, günün hangi saatlerinde olduğu, uykuda olup olmadığı, stresle ilgisi, mevsimsel değişimler, eşlik eden diğer şikayetleri öğrenilmelidir. Ayrıca altta yatan başka bir problem varlığı yapılacak kan testleri ile araştırılmalıdır.
Bu konuda 2100 hasta tedavi eden İstanbul Alman Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Uzman Doktoru Elif Gürkan terleme tedavisinde %97 hastada başarılı olan ve en az yan etkiye sahip olan bölgesel terleme problemi ve iyontoforez tedavisi ile ilgili şu bilgileri verdi;
Bölgesel Terlemenin (el, ayak ve koltuk altları) Belirtileri:
• Islaklığa bağlı üşüme, şişme hissi, soğuktan sıcağa girdiklerinde ve heyecanlandıklarında, kalabalıkta eller ve ayaklarda aşırı bir terleme
• Giysiler, ayakkabılarda aşırı ıslaklığa bağlı görüntü bozulması ve erken deformasyon
2- Diğer bir rahatsız edici belirti de özellikle ayaklarda ıslak olan ciltte mantar enfeksiyonunun kolay yerleşmesi ve bunun ardından kaşıntı ve kötü koku olabilmesi
Neden Bölgesel Olarak Aşırı Terleme Oluyor?
Bölgesel olarak aşırı terlemenin sebebi sempatik sinirlerin aşırı çalışmasıdır. Bu sistem otonom sinir sisteminin bir parçası olup, uyanıklıkta aktif olan sistemdir. Bu yüzden bölgesel terlemesi olan hastaların gece terlemesi olmamaktadır.
Genel Vücut Terlemesi Nedenleri:
Tıbbi olarak genel vücut terlemesi ve bölgesel vücut terlemesinin ayrılması çok önemlidir. Çocukluk çağından daha sonra başlayan ve beraberinde başka bulguların olmadığı lokal terleme problemleri çoğunlukla yapısaldır ve genetik özellik taşıyabilir. Ancak özellikle sonradan başlayan terlemelerin tıbbi kontrolden geçmesi gerekir.
Vücutta yaygın terleme, gece terlemesi, beraberinde ateş yüksekliği bulunması altta yatan bir enfeksiyon hastalığını veya tümöral bir durumu çağrıştırabilir.
• Şişmanlık, şeker hastalığı, tiroit hastalıkları, alkol kullanımı, alkolün bırakılma dönemi.
• Psikiyatrik hastalıklar, aşırı nikotin, kafein kullanımı
• Gebelik, menopoz, bazı kalp hastalıkları, sempatektomi ( yani sempatik sinirlerin ameliyatla çıkarılması) sonrası dönem, kan şekeri düşüklüğü,
• Bazı nörolojik hastalıklar örneğin Parkinson, omurilik ile ilgili hastalıklar
Uyguladığımız Terleme Tedavisi : İyontoforez Yöntemi
Eller ve Ayaklarda Terleme;
Hastanın verdiği öykü ve sistemik başka bulgularının olmaması, beraberinde bir cilt hastalığının bulunmaması durumunda hastada çok etkili bir yöntem olan su içi iyontoforez yöntemiyle tedaviye başlanabilir.
Uzun süredir bilinen bir yöntem olmakla beraber tedaviye uygun pratik makinelerin üretimi son yıllarda tedavinin yaygınlaşmasını sağlamıştır.
%97 oranında etkili olan bu yöntem, su içinde el ve ayak bölgesine doğru akım verilmesini sağlayan bir makine ile uygulanır. Koltuk altlarına uygulamada aynı makinenin koltuk altı aparatı kullanılır. Tedavinin bir seansı 30 dakika sürer, ağrı hissi yoktur ve 3 hafta haftada 5 kez olmak üzere yapılan 15 seansdan sonra terleme azalmaya başlar. Daha sonra seansların sıklığı giderek azaltılır ve haftada bir kez gelene kadar tedaviye hastanede devam eder. Burada amaç haftada bir veya 10 günde bir geldiğinde ara günlerde terleme olmamasıdır. Bu aşamaya yaklaşık 15-20 seans tedavi ile erişilir.Devam tedavisinde ise hasta haftada bir evde alacağı cihazla veya hastaneye gelip giderek tedaviye sürekli devam etmelidir. Hastanın tedaviye kendisine haftada bir kez uygulaması terlemenin devamlı olrak kontrolünü sağlayacaktır. Tedavi %97 oranında başarılıdır. Yani bizim deneyimimize göre eller ve ayaklarda en yan etkisiz ve etkin çözümdür.
Tedavi Nasıl Etki Ediyor : Tam bilinmemekle beraber elektrik akımının ter bezlerinin cilde açılım yerlerinde devam eden seanslarda hafif bir keratoz yani dıştan görülemeyen bir kalınlaşma yaptığı veya iyon akımının ter bezlerinin salgılayıcı hücrelerinin fonksiyonlarını geçici bloke edici etkisi olduğu düşünülmektedir.
Koltuk Altlarında Terleme;
Koltuk altlarında iyontoforez yöntemi %60 başarıya sahiptir. İlk uygulamaların ciltte problem yapma riski ve akım dozunu ayarlama açısından mutlaka doktor kontrolünde yapılması gerekmektedir. Hasta daha sonra evde uygulama için aldığı terleme cihazını eğer terleme varsa ellere ve ayaklara uygularken, ayrı ve kolay uygulanan başka bir aparat ile koltuk altlarına aynı cihazı uygulayabilir. Bu tedavide de seanslarla yapılır. Seanslar 20 dakika sürer ve doktorun önerisiyle kişiye özel bir tedavi programı hazırlanır.
Koltuk altı terlemesinde diğer tedavi yöntemi de oldukça etkili ve özellikle sadece koltuk altı terlemesi olanlarda ilk tercih edilecek yöntem olan BOTOX YÖNTEMİ’dir. Bu yöntem enjeksiyon şeklinde uygulanır ve 9-12 aya kadar etkilidir. Kozmetik olarak hastaları son derece rahatlatmaktadır.
Tedavinin Uygulanmaması Gereken Durumlar:
• Hamilelik
• Kalp pili olması
• Vücutta ortopedik metal bulunması.
Ülkemizde ilk kez İstanbul Alman Hastanesinde Uzman Doktor Elif Gürkan son 4 yılda 2100 bölgesel terlemeli hastayı tedaviye almış ve bu hastaların %97’sinde tedavi sonucunda terleme kesilmiş veya kişiyi rahatsız etmeyecek düzeye inmiş ve iş ve sosyal hayatlarında belirgin bir düzelme sağlanmıştır.
Stresin Kas Ağrısı Üzerine Etkisi
Yazar berkmr | 04.07.2007 | Kategori Stresin Kas Ağrısı Üzerine Etkisi
Stres, mutsuzluk ve yaşam koşullarını anlayamama, kavrayamama olarak açıklanabilir. İnsanlar arasında çok yaygın olarak görülen stres, korku, güvensizlik, umutsuzluk, aşırı heyecan, endişe, baskı gibi duyguların vücuttaki dengeyi bozarak bedende oluşturduğu genel bir gerilim durumudur.
Beynimiz, bir halin stresli olup olmadığını nitelendirebilecek yegane organdır. İnsanlar strese girdikleri zaman vücutları buna tepki gösterir ve alarma geçer. Vücutta çeşitli biyokimyasal reaksiyonlar başlar. Özellikle süregen stres, vücut fonksiyonlarını değiştirir. Stres nedeniyle vücuttaki adrenalin ve kortizol miktarı normal olmayan bir şekilde yükselir. Uzun süreli streste kortizol hormonunun yükselmesi bazı hastalıkların oluşmasına neden olabilir. Ayrıca, kortizol yüksekliğinin beyindeki hücrelere zarar verici etkileri de olabilmektedir.
Stres ve stresin doğurduğu gerginlik ve ağrı arasında önemli bir bağlantı vardır. Stres altındayken beynimiz, algıladığı tehlike karşısında ‘savaş’ ya da ‘kaç’ komutunu verir. Bu komutun yerine getirilmesi için de gerekli olan kas gerginliği artar. Ancak, savaşmanın ya da kaçmanın mümkün olmadığı durumlarda artan enerji ve kas gerginliği boşalamadığı için ağrılı kas spazmları ortaya çıkar. Ağrının kendisi de insan için bir tehlike sinyali yarattığından, o da ‘savaş’ veya ‘kaç’ emri verir. Bu durumda kas gerginliği daha da artar. Tam bir kısır döngüye girilir.
Stresin neden olduğu gerginlik damarların daralmasına, beynin belirli bölgelerine giden kan akımının bozulmasına yol açar. Diğer taraftan bir dokunun kanlanmasının azalması da ağrıya neden olur. Oksijene ihtiyaç gösteren dokunun yetersiz kanla beslenmesi, özel ağrı alıcılarını uyarır. Bu arada, adrenalin ve noradrenalin gibi stres sırasında sinir sistemini etkileyen maddeler de salgılanmış olur. Bunlar da doğrudan veya dolaylı olarak kasların gerginliğini artırır. Böylece ağrı gerginliğe, gerginlik endişeye, endişe de ağrıların şiddetlenmesine yol açar. Stres altındaki kişide; terleme, hızlı nabız, kalp çarpıntısı, midede ağrı, kasılma, boyun ve şakakta kaslarda gerginlik, nefes alamama, diş gıcırdatma, çenede kasılma, aşırı tedirginlik, konsantrasyon güçlüğü, aşırı duygusallık, halsizlik, hareket edememe gibi şikayetler mevcuttur.
Fizyolojik stres, bağışıklık sistemi üzerinde önemli bir etki yapar ve bağışıklık sistemini bozar. Beyin, bağışıklık sistemi ve hormonlar birbirleriyle ilişki içindedirler. Psikolojik veya fiziksel stres konusundaki çalışmalar uzun süren yoğun bir stresle karşılaşıldığı zaman hormonal dengeye bağlı olarak bağışıklık cevabında bir düşüş olduğunu ortaya koymuştur. Kanser dahil birçok hastalığın ortaya çıkış ve şiddetinin stresle ilişkili olduğu bilinmektedir.
Olağanüstü stres durumunun süreklilik göstermesi vücut sağlığını bozarak, çok çeşitli rahatsızlıklara yol açar. Vücudun ana merkezi olarak nitelendirilen beyin, ağrıyı azaltabilecek etkiye sahip olabilmektedir. Bu konuda ilginç bir örnek ise Yoğa yapanlarda değişik nefes alıp verme tekniklerinin uygulanması ile acıya ve soğuğa tahammül geliştirilebildiği ve ağrıyı azaltıcı etkisinin olabildiğidir.
Strese hormonlarımızın verdiği yanıtın vücudumuz üzerindeki etkileri daha uzun sürelidir. Böylece stresin hızlı etkilerine ilave olarak uzun süreçte ortaya çıkan geç etkilerinin de insan sağlığını tehdit ettiğini unutmamak gerekir.
Stres insanın doğal dengesini bozan bir durumdur. Beyin hücreleri arasında yerleşmiş olan heyecan molekülleri ağrı eşiğini düşürmektedir. Ağrı eşiğinin düşmesi ile ağrı oluşturma potansiyeli çok zayıf olan her türlü uyaran, böylece ağrı oluşumuna neden olabilmektedir. Ağrı ve buna bağlı tahammül, depresyon, korku ve endişeyi de beraberinde getirebilir. Oluşan döngü birbirini tetikler. Böylece ağrı stres yaratır, stres de ağrıyı doğurur.
Kategoriler
- Bel Sağlığı (5)
- Bel Sağlığı için Yatak Seçimi ve Uygun Yatış Po (1)
- Boyun Ağrısı (2)
- Boyun Fıtığı (1)
- El Rehabilitasyonu (1)
- El uyuşması (1)
- Fizik Tedavi Nedir? (1)
- Hastalıklar (7)
- Liposuction (1)
- Ofis Egsersizleri (1)
- Osteoartritte Yürüme Bozuklukları (1)
- Osteoporoz (Kemik Erimesi) (1)
- Osteoporozda Egzersiz (1)
- Pediatrik Rehabilitasyon (1)
- Romatizma (1)
- Sırt ve Bel Ağrıları (1)
- Sportif Rehabilitasyon (1)
- Stresin Kas Ağrısı Üzerine Etkisi (1)
- Su İçinde Terleme Tedavisi (1)
- Yaralanmalar (15)
- Yumuşak Doku Romatizması (1)
Arşivler
Takvim
| M | T | W | T | F | S | S |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Jan | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | |


