<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon</title>
	<atom:link href="http://www.fizik-tedavi.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fizik-tedavi.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Apr 2012 18:52:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Fizik Tedavi Nedir?</title>
		<link>http://www.fizik-tedavi.net/fizik-tedavi-nedir/</link>
		<comments>http://www.fizik-tedavi.net/fizik-tedavi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Apr 2012 22:01:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fizik Tedavi Nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[fizik tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizik-tedavi.net/?p=50</guid>
		<description><![CDATA[Elektrik akımı, sıcak ya da soğuk uygulaması, egzersizler ya da çeşitli dalgalarla hastaların tedavisine fizik tedavi denir. Fizik tedavi metotları nelerdir?Fizik tedavide yaklaşık 30-50 sistem kullanılır. Ayrıca çeşitli cihazlara başvurulur. Ağrı tedavisinde gergin, derin yapışıklıkları açmak için ultrason, kas güçlendirici &#8230; <a href="http://www.fizik-tedavi.net/fizik-tedavi-nedir/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-4767962340649516";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
google_ad_format = "336x280_as";
google_ad_type = "text";
google_ad_channel = "";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "000000";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "000000";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></-> <p><span style="font-size: 10pt; color: #333333; font-family: Arial;">Elektrik akımı, sıcak ya da soğuk uygulaması, egzersizler ya da çeşitli dalgalarla hastaların tedavisine fizik tedavi denir. <span id="more-50"></span></span></p>
<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: #333333; font-family: Arial;">Fizik tedavi metotları nelerdir?</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: #333333; font-family: Arial;"><span style="font-size: 10pt; color: #333333; font-family: Arial;">Fizik tedavide yaklaşık 30-50 sistem kullanılır. Ayrıca çeşitli cihazlara başvurulur. Ağrı tedavisinde gergin, derin yapışıklıkları açmak için ultrason, kas güçlendirici cihazlar, magnetoterapi, ozon tedavisi, traksiyon, mezoterapi bu cihazlar ve yöntemlerden bazılarıdır. </span><span style="font-size: 10pt; color: #333333; font-family: Arial;"><span style="font-size: 10pt; color: #333333; font-family: Arial;">Eklemlerinizde ağrı, kireçlenme, bel tutulması, boyun ağrısı, sırt ağrısı gibi rahatsızlıklarda fizik tedavi ve rehabilitasyon sayesinde kurtulabilirsiniz. Fizik tedavinin kelime anlamı onarmaktır. Yani eklem ve yumuşak dokuları etkileyen aletlerle çeşitli rahatsızlıkları tedavi etme. Herhangi bir kaza sonrası işlevini yitiren bedenin çeşitli bölgeleri ya da organlarının tekrar eski işlevini kazanmasını sağlamak amacıyla fizik tedavi uygulanır. </span></span></span><span style="font-size: 10pt; color: #333333; font-family: Arial;"><span style="font-size: 10pt; color: #333333; font-family: Arial;"><span style="font-size: 10pt; color: #333333; font-family: Arial;">Fizik tedavi dışarıdan uygulanan bir yöntemdir. Amaç; ağrıyı azaltmak ve eklem hareket açıklığını korumaktır. Böylelikle günlük yaşamın kolaylaştırılması hedeflenir. </span> </span></span></p>
<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: #333333; font-family: Arial;">Rehabilitasyon nedir?</span></strong><strong></strong><strong></strong></p>
<p><strong> </strong><span style="font-size: 10pt; color: #333333; font-family: Arial;">Engelli kişileri topluma kazandırmak için uygulanan tedavilerin tümüne rehabilitasyon denir. Rehabilitasyon tedavisi ekibinde fizik tedavi uzmanı, fizyoterapist, psikolog ve sosyal hizmet uzmanı gibi kişiler yer alır. </span></p>
<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: #333333; font-family: Arial;">Fizik tedavi ile ilgili bilinmesi gerekenler</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: #333333; font-family: Arial;">: </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: #333333; font-family: Arial;">Fizik tedavi seanslar halinde yapılır. 1-1.5 saatlik toplam 15-20 seans uygulanır. Rehabilitasyon ise daha uzun bir süreçtir, yıllar alabilir. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: #333333; font-family: Arial;">Fizik tedavi gören bir hastada eklem kısıtlılığı mevcutsa fizyoterapistin yaptırdığı bazı hareketler sorunlu bölgede hafif ağrıya sebep olabilir. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: #333333; font-family: Arial;">Fizik tedavi sadece ağrı tedavisinde değil, bozulan kas mekanizmasının düzeltilmesinde de kullanılır. </span></p>
<p><strong>Fizik tedavi</strong><span style="font-size: 10pt; color: #333333; font-family: Arial;"> <strong><span style="font-family: Arial;">kimlere uygulanır?</span></strong></span><strong></strong></p>
<ul type="disc">
<li class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; color: #333333;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;">Omuz, kol, bacak eklemlerinde ağrıları olanlara, </span></li>
<li class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; color: #333333;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;">Romatizmal hastalıkların aktif döneminde olmayanlara, </span></li>
<li class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; color: #333333;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;">Ortopedik ameliyatlar sonrasında kaslarında güçsüzlük, eklemlerinde ağrı ve hareket kısıtlılığı gelişenlere, </span></li>
<li class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; color: #333333;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;">Kırık, çıkık, incinme nedeniyle alçı sonrasında eklemlerinde sertleşmeler olanlara, </span></li>
<li class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; color: #333333;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;">Beyin, sinir hasarı sonucunda kol ve bacaklarda felç gelişenlere, </span></li>
<li class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; color: #333333;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;">Hareket sistemi dışında lenf dolaşımının bozulması sonucu kol ve bacaklarında şişme olanlara uygulanır. </span></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizik-tedavi.net/fizik-tedavi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ofiste en çok neremiz ağrıyor?</title>
		<link>http://www.fizik-tedavi.net/ofiste-en-cok-neremiz-agriyor/</link>
		<comments>http://www.fizik-tedavi.net/ofiste-en-cok-neremiz-agriyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Mar 2012 20:28:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizik-tedavi.net/?p=318</guid>
		<description><![CDATA[Yenibiris.com yaptığı anketlerle, çalışanların işyerinde en çok hangi ağrıyı ne sebeple çektiğini ve hangi ilacı kullandığını ortaya çıkardı. Gürültü kirliliği, çalışanlarda ağrıya sebep olan faktörlerin başında geliyor. Çalışırken yanımızda bulundurduğumuz ilaçların başında ağrı kesiciler geliyor. Yaklaşık 2500 kişinin katıldığı Yenibiris.com &#8230; <a href="http://www.fizik-tedavi.net/ofiste-en-cok-neremiz-agriyor/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yenibiris.com yaptığı anketlerle, çalışanların işyerinde en çok hangi ağrıyı ne sebeple çektiğini ve hangi ilacı kullandığını ortaya çıkardı.<span id="more-318"></span></p>
<p>Gürültü kirliliği, çalışanlarda ağrıya sebep olan faktörlerin başında geliyor.</p>
<p>Çalışırken yanımızda bulundurduğumuz ilaçların başında ağrı kesiciler geliyor. Yaklaşık 2500 kişinin katıldığı Yenibiris.com anketlerinde vitamin, ağrı kesici, kas gevşetici, mide ilaçları, sakinleştirici ve göz damlası seçenekleri arasında “ağrı kesici” seçeneği yüzde 72 ile ofiste en çok bulundurulan ilaçların başında geliyor. Diğer ilaçlar yüzde 10’un altında kalırken, mide ilaçları ve vitaminler yüzde 9’luk oranlarıyla ikinci sırada geliyor. Stresli çalışma hayatında en az kullandığımız ilaçlar ise kas gevşeticiler (yüzde 4), sakinleştiriciler (yüzde 4) ve göz damlası (yüzde 3).</p>
<p>İşyerinde elinizin altında en çok hangi ilacı bulunduruyorsunuz?</p>
<p>Vitamin %9<br />
Ağrı kesici %72<br />
Sakinleştirici %4<br />
Kas gevşetici %3<br />
Mide ilaçları %9<br />
Göz damlası %3</p>
<p>(Toplam oy sayısı: 2426)</p>
<p>İlk iş ilaca başvuruyoruz</p>
<p>Anketlere göre ofiste ağrı çekenler, ilk iş olarak ilaca başvuruyor (yüzde 64). “İşe mola veririm” diyenler ikinci sırada geliyor (yüzde 32). İzin alıp eve gidenlerin oranı yüzde 3’te kalırken, ankete katılanların sadece yüzde 1’i ağrısı için doktora gitmeyi tercih ediyor. En çok ağrıyan bölge ise ense-boyun (yüzde 25). Ardından sırasıyla sırt ve baş bölgeleri geliyor.</p>
<p>Çalışırken başınız ya da herhangi bir yeriniz ağrıdığında ne yaparsınız?</p>
<p>İlaç alırım %64<br />
Doktora giderim %2<br />
İzin alıp eve giderim %3<br />
Rahatlamak için işe mola veririm %31</p>
<p>(Toplam oy sayısı: 1953)</p>
<p>Ofiste en çok nereniz ağrıyor?</p>
<p>Başım %20<br />
Ensem-Boynum %25<br />
Sırtım %22<br />
Midem-Karnım %3<br />
Bacaklarım-Ayaklarım %8<br />
Gözlerim %10<br />
Belim %12</p>
<p>(Toplam oy sayısı: 2503)</p>
<p>Ofisteki gürültü ağrı yapıyor</p>
<p>Mesaide ağrıya en çok ofis içindeki gürültü kirliliği neden oluyor. Susmayan telefonlardan ve yüksek sesle konuşmalardan rahatsız olanlar, yüzde 30 ile başı çekiyor. Bilgisayar başında uzun süre geçirmek ise çalışanlarda ağrıya yol açan ikinci faktör (yüzde 25). Yöneticiden “fırça yemek” de çalışanlarda yüzde 18 oranında ağrıya sebep oluyor.</p>
<p>Ofiste en çok hangisi yüzünden ağrınız olur?</p>
<p>Yetişmeyen işler %15<br />
Bilgisayar başında saatler geçirmek %25<br />
Ofisteki gürültü kirliliği (susmayan telefonlar, yüksek sesle konuşmalar) %30<br />
Yöneticinizden fırça yemek %17<br />
İş arkadaşlarınızla anlaşmazlığa düşmek %13<br />
(Toplam oy sayısı: 2176)</p>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizik-tedavi.net/ofiste-en-cok-neremiz-agriyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigara kemik erimesini de tetikliyor</title>
		<link>http://www.fizik-tedavi.net/sigara-kemik-erimesini-de-tetikliyor/</link>
		<comments>http://www.fizik-tedavi.net/sigara-kemik-erimesini-de-tetikliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Nov 2011 09:50:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[kemik erimesi]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizik-tedavi.net/?p=314</guid>
		<description><![CDATA[Hastalık en fazla genetik faktörlerden kaynaklı. Ailesinde kemik kırılması geçmişi olan kişiler daha dikkatli olmalı. Bunun yanında erken menapoz, sigara kullanımı ve özellikle gençlerde anorexia nervoza hastalığı, osteoporoz’u tetikliyor. Hastalığın tanı yönteminin oldukça kolay olduğunu ve hiçbir şikayeti olmayan kişilerin &#8230; <a href="http://www.fizik-tedavi.net/sigara-kemik-erimesini-de-tetikliyor/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hastalık en fazla genetik faktörlerden kaynaklı. Ailesinde kemik kırılması geçmişi olan kişiler daha dikkatli olmalı. Bunun yanında erken menapoz, sigara kullanımı ve özellikle gençlerde anorexia nervoza hastalığı, osteoporoz’u tetikliyor.<span id="more-314"></span></p>
<p>Hastalığın tanı yönteminin oldukça kolay olduğunu ve hiçbir şikayeti olmayan kişilerin bile 65 yaş sonrasında yılda bir kez kemik ölçümü yaptırması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kirazlı, &#8220;Bu hastalıktan korunmak için düzenli beslenmek, bol kalsiyum almak, spor yapmak ve fiziksel aktivitede bulunmak gerek&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Halk arasında kemik erimesi diye bilinen hastalığın genelde 45 yaş üzeri kişilerde görüldüğüne dikkat çekilen &#8220;Osteoporoz kadınlarda daha sık görülüyor ve daha çok kırıklarla ve kamburlukla ortaya çıkıyor&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizik-tedavi.net/sigara-kemik-erimesini-de-tetikliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>50 yaş üzeri her 3 kadından 1&#8242;i  kemik erimesi sorunu yaşıyor</title>
		<link>http://www.fizik-tedavi.net/50-yas-uzeri-her-3-kadindan-1i-kemik-erimesi-sorunu-yasiyor/</link>
		<comments>http://www.fizik-tedavi.net/50-yas-uzeri-her-3-kadindan-1i-kemik-erimesi-sorunu-yasiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Nov 2011 09:44:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[kemik erimesi]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizik-tedavi.net/?p=310</guid>
		<description><![CDATA[Kemik kırıklarına, sakatlıklara, hatta ölümlere yol açabilen kemik erimesi (osteoporoz) hastalığı, 50 yaşın üzerinde her üç kadından birinde görülüyor. Türkiye&#8217;de yaklaşık 8 milyon osteoporoz hastası bulunduğunu belirten uzmanlar, her 5 erkekten birinde de osteoporoz göründüğünü belirtiyor. Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp &#8230; <a href="http://www.fizik-tedavi.net/50-yas-uzeri-her-3-kadindan-1i-kemik-erimesi-sorunu-yasiyor/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kemik kırıklarına, sakatlıklara, hatta ölümlere yol açabilen kemik erimesi (osteoporoz) hastalığı, 50 yaşın üzerinde her üç kadından birinde görülüyor.</p>
<p>Türkiye&#8217;de yaklaşık 8 milyon osteoporoz hastası bulunduğunu belirten uzmanlar, her 5 erkekten birinde de osteoporoz göründüğünü belirtiyor.<span id="more-310"></span><br />
Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Osteoporoz ile Yaşam Derneği Başkanı Prof. Dr. Fatma Atalay, yaptığı açıklamada, halk arasında “kemik erimesi” olarak bilinen osteoporoz hastalığının, osteoporozun kemiklerde zayıflama, kemik yapısında bozulma ve buna bağlı olarak kemik kırılabilirliğinde meydana gelen artış ile karakterize olan bir iskelet hastalığı olduğunu söyledi.</p>
<p>Osteoporozun, kişilerin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilediğini, sakatlık, hatta ölümlere yol açabildiğini belirten Atalay, hastalığın 50 yaşın üzerinde her üç kadından birinde görüldüğünü söyledi.</p>
<p>Atalay, hastalığın erkeklerde ve hatta çocuklarda da ortaya çıkabildiğini ifade ederek, tedavisi uzun zaman alan, tedavi maliyeti oldukça yüksek olan ve toplumda yaygın olarak görülen hastalığın bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edildiğini dile getirdi.<br />
Türkiye&#8217;de yaklaşık 8 milyon kemik erimesi hastasının bulunduğunu belirten Atalay, “Türkiye&#8217;de her 3 kadından ve her 5 erkekten 1&#8242;i osteoporoz hastasıdır” dedi.</p>
<p>Atalay, osteoporozun kalp ve damar hastalıklarından ve kanserden sonra en çok bilinen ölüm nedeni olduğunu ifade ederek, bunun özellikle ileri yaşlarda sık rastlanan bir hastalık ve sessiz ilerleyen sinsi bir sağlık problemi olduğunu kaydetti.</p>
<p>“50 yaşın üstünde her sekiz kişiden birinde osteoporoza bağlı omurga kırığı gelişmekte olup, bu oran yaş ile artmaktadır. 70&#8242;li yaşlardan sonra her üç kadından birinde kalça kırığı meydana gelmektedir” diyen Atalay, osteoporozun önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Atalay, toplumun çocukluk çağı, hatta doğumdan itibaren bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Sağlıklı bir kemik yapısına sahip olabilmek için kemik gelişimi sırasında özellikle kalsiyumdan yeterli beslenilmesi, güneş ışınlarından faydalanılması ve fiziksel aktiviteye özen gösterilmesi gerektiğini anlatan Atalay, sigara, aşırı kahve ve alkol tüketiminin ciddi bir risk faktörü olduğunu vurguladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizik-tedavi.net/50-yas-uzeri-her-3-kadindan-1i-kemik-erimesi-sorunu-yasiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bel fıtığı ameliyatında yeni yöntem TESSYS</title>
		<link>http://www.fizik-tedavi.net/bel-fitigi-ameliyatinda-yeni-yontem-tessys/</link>
		<comments>http://www.fizik-tedavi.net/bel-fitigi-ameliyatinda-yeni-yontem-tessys/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Mar 2011 19:57:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bel fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[bel kayması]]></category>
		<category><![CDATA[Cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[guntram krzok]]></category>
		<category><![CDATA[kebfa]]></category>
		<category><![CDATA[mikroendoskopi]]></category>
		<category><![CDATA[TESSYS]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizik-tedavi.net/?p=305</guid>
		<description><![CDATA[Yurt dışında 2002 yılından bu yana uygulanan TESSYS isimli yeni yöntem artık Türkiye&#8217;de de uygulanıyor. Yöntem, en büyük özelliği ameliyatın hasta uyanıkken yapılması ve bu sayede birkaç saat içinde hastanın taburcu edilebilmesi olarak gösteriliyor. Bunun dışında bir diğer önemli avantaj &#8230; <a href="http://www.fizik-tedavi.net/bel-fitigi-ameliyatinda-yeni-yontem-tessys/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yurt dışında 2002 yılından bu yana uygulanan TESSYS isimli yeni yöntem artık Türkiye&#8217;de de uygulanıyor.<span id="more-305"></span></p>
<p>Yöntem, en büyük özelliği ameliyatın hasta uyanıkken yapılması ve bu sayede birkaç saat içinde hastanın taburcu edilebilmesi olarak gösteriliyor. Bunun dışında bir diğer önemli avantaj da kemik yapılara dokunulmadığı için hastaların ileride ameliyat nedeniyle yaşayabilecekleri bel kayması riskinin ortadan kalkması olarak vurgulanıyor.</p>
<p>Bugüne kadar yaklaşık bin 500 uygulama yapan yöntem öncülerinden Alman Dr. Guntram Krzok, Ankara&#8217;da Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı olan Dr. Hakan Yakupoğlu ile birlikte ameliyatlara girdi. Yöntemi, kapalı bel fıtığı ameliyatlarında &#8220;devrim&#8221; olarak nitelendiren Krzok, yaptığı açıklamada, TESSYS yönetiminin standart bel fıtığı ameliyatlarına alternatif yeni bir sistem olduğunu söyledi.</p>
<p>Yöntemin, dünyada 2002 yılından beri başarı ile uygulandığı belirterek, &#8220;Sistemin en büyük özelliği, ameliyatın hasta uyanıkken yapılması ve bu sayede birkaç saat içinde hastanın taburcu edilebilmesidir&#8221; diye konuştu. Dr. Hakan Yakupoğlu da yöntemin başarı oranın yüzde 90&#8242;ların üstünde olduğunu belirterek, &#8220;Ameliyatın bir diğer özelliği de kemik yapılara dokunulmadığı için hastaların ileride ameliyat nedeniyle yaşayabilecekleri bel kayması riskinin ortadan kalkmasıdır&#8221; dedi.</p>
<p>Bel kayması olan hastalara uygulanamayabilir<br />
Yöntemin hastalara üstün bir konfor sağladığını anlatan Yakupoğlu, şunları kaydetti:<br />
&#8220;Klasik cerrahi de operasyon sonrasında hastalar ağrı sorunu yaşayacakları için genel anestezi uygulanıyor. Bu durumda da hastanın mutlaka bir gün hastanede yatması gerekiyor. Endoskopik yöntemlerin uygulanmasıyla hastanede yatış süresi azaldı. Şimdi uygulanan endoskopik yöntemde lokal anestezi yapılıyor. Bu nedenle hasta 2-3 saat içinde taburcu edilebiliyor. Hastayı, operasyon sonrasında hemen ayağa kaldırarak ağrı şikayetinin geçip geçmediğini kontrol ediyoruz. Teknik olarak da diğer yöntemlerden farklılık içeriyor. Bu yöntemde, fıtığa yan hattan yaklaşıyoruz. Bu da sinir paketinin arkasına geçildiğinden kolaylık sağlıyor. Bir başka avantajı ise kötü iyileşme dokusu diğer yöntemlere göre çok daha az oluyor. Bu sayede, sinir üzerinde daha sonra oluşabilecek baskılar ortadan kalkmış oluyor.&#8221;</p>
<p>Yakupoğlu, yöntemin her türlü bel fıtığı sorunu bulunan hastalara uygulanabileceğini vurgulayarak, &#8220;Bel kayması ya da yoğun kireçlenmesi olan hastalara uygulanamabilir&#8221; dedi. Yurt dışında özellikle sporcuların bel fıtığı ameliyatlarında bu tekniği tercih ettiğini dile getiren Yakupoğlu, yöntemin SGK tarafından geri ödeme kapsamında olduğunu söyledi.</p>
<p>Uygulama nasıl yapılıyor<br />
Dr. Yakupoğlu ve Dr. Krzok&#8217;un verdiği bilgiye göre, öncelikle tanı konulan hastaya röntgen çekilerek hedef belirleniyor. Hastanın operasyon yapılacak bölgesi temizlendikten sonra yaklaşık 0.5 santimetrelik tek bir kesi açılıyor. Operasyon, bu delikten 0.4 cm çapında bir endoskopla gerçekleştiriliyor. Uygulama ile fıtık buradan parça parça çıkarılıyor.</p>
<p>Kapalı endoskopik bel fıtığı ameliyatına (KEBFA), aynı zamanda artroskopik bel fıtığı ameliyatı adı veriliyor. Ameliyat prensipleri, diz artoskopisiyle aynı oluyor. KEBFA, bel fıtığı nedeniyle ameliyat olması gereken tüm hastalara uygulanabiliyor. Ameliyat iki farklı teknikle yapılıyor. Ameliyatın uygulanabilmesi için özel endoskopik cerrahi aletler ve uygulayacak cerrahın bu konuda eğitimli ve uluslararası sertifika sahibi olması gerekiyor.</p>
<p>Bel fıtığı ameliyatı dünyada 3 farklı yöntemle uygulanıyor. Bunlar, açık cerrahi, mikrocerrahi/mikroendoskopik cerrahi ve tam kapalı endoskopik cerrahi olarak isimlendiriliyor. Her 3 yöntemde de ameliyat edilen binlerce hastada ameliyat sonrasında ortalama yüzde 5 oranında ameliyat mesafesinde nüks olduğu belirtiliyor. Nüks eden vakaların yüzde 90&#8242;ı ilk altı ayda nüksediyor. Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın, nüks oranı değişmiyor.</p>
<p>Ancak diğer yöntemlerde nüks eden hastalarda yeni ameliyatta komplikasyon oluşma riski endoskopik ameliyatlara göre daha yüksek olarak gösteriliyor. Bu nedenle endoskopik ameliyatta nüks gelişse bile ikinci ameliyatın komplikasyon riski yok denecek kadar az oluyor. Ayrıca mikrocerrahi ya da açık cerrahi sonrası nüks eden hastalarda da endoskopik girişim güvenle uygulanabiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizik-tedavi.net/bel-fitigi-ameliyatinda-yeni-yontem-tessys/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>15</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kireçlenme nedir?</title>
		<link>http://www.fizik-tedavi.net/kireclenme-nedir-2/</link>
		<comments>http://www.fizik-tedavi.net/kireclenme-nedir-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Mar 2011 22:42:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[diz protezi]]></category>
		<category><![CDATA[kalça eklemi protezi]]></category>
		<category><![CDATA[kireçlenme]]></category>
		<category><![CDATA[kireçlenme en çok hangi eklemlerde görülür]]></category>
		<category><![CDATA[kireçlenme nasıl tedavi edilir]]></category>
		<category><![CDATA[Kireçlenme tanısı nasıl konulur]]></category>
		<category><![CDATA[kireçlenmede kaplıca tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[protez ameliyatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizik-tedavi.net/?p=297</guid>
		<description><![CDATA[Kireçlenme ya da diğer adıyla osteoartrit, eklem kıkırdağının yapısının bozulmasına yol açan bir hastalıktır. Kıkırdakta ve kıkırdağının altındaki kemik dokuda değişiklikler sonucu kemikte büyümeler ve eklem kenarında çıkıntılar gelişir. Nasıl Seyreder? Kireçlenme yavaş seyirli bir hastalıktır. Hasta eklemlerde kısıtlılık ve &#8230; <a href="http://www.fizik-tedavi.net/kireclenme-nedir-2/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kireçlenme ya da diğer adıyla osteoartrit, eklem kıkırdağının yapısının bozulmasına yol açan bir hastalıktır. Kıkırdakta ve kıkırdağının altındaki kemik dokuda değişiklikler sonucu kemikte büyümeler ve eklem kenarında çıkıntılar gelişir.<span id="more-297"></span></p>
<p>Nasıl Seyreder?<br />
Kireçlenme yavaş seyirli bir hastalıktır. Hasta eklemlerde kısıtlılık ve ağrıya sebep olur.</p>
<p>Kireçlenme kimlerde görülür?<br />
Kireçlenme ileri yaş hastalığıdır. Kırk yaşından önce görülmesi nadirdir. 60 yaş civarındaki insanların yaklaşık yarısında kireçlenme bulguları vardır. Hastalık kadınlarda yaklaşık 3 kat daha sık görülür.</p>
<p>Kilonun kireçlenme üzerine etkisi var mıdır?<br />
Fazla kilo, ekleme binen yükü artırarak özellikle dizde kireçlenme gelişme olasılığını yükseltmektedir. Kilo artışı hastalarda şikâyetlerin ortaya çıkmasına veya artmasına neden olabilmektedir. Orta derecede bir kilo verilmesi bile kireçlenme riskinde azalmaya yol açar.</p>
<p>Kireçlenme ailevi midir?<br />
Bazı ailelerde çok daha sık olarak ve daha erken yaşlarda ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu da ailevi yatkınlıktan kaynaklanmaktadır. Özellikle el parmak eklemlerinde şişlere neden olan türünde kalıtımın katkısı çok belirgindir.</p>
<p>Başka sebeplerden dolayı da kireçlenme ortaya çıkabilir mi?<br />
Eklemlerde doğuştan görülen (örneğin kalça çıkığı, kalça eklemi ile yuvası arasındaki uyumsuzluklar) veya sonradan kaza, darbeler gibi eklemde bozukluğa sebep olan yapısal bozukluklar, eklemin işleyişini aksatarak hastalık gelişme riskini artırmaktadır.</p>
<p>Kireçlenme en çok hangi eklemlerde görülür?<br />
En sık diz, kalça, el parmak eklemleri, ayak başparmağı ve omurgada görülür. Diz kireçlenmesi özellikle bayanlarda sıktır ve şişmanlık ile görülme olasılığı artar. Kalça kireçlenmesi erkeklerde de kadınlar kadar sık görülür. El parmaklarında kireçlenme, özellikle en uçta bulunan eklemlerde görülür. Başparmak kökünde görülen kireçlenme eklem şişliği ve hareket kısıtlılığı yapar. Ayak başparmağının kireçlenmesi parmağın dışarı doğru eğrilmesine ve/veya hareketlerinin tama yakın kaybına neden olabilir. Kireçlenme omurganın en hareketli bölgeleri olan boyun ve belde de görülebilir. Omurga eklemlerindeki hareketi bozarak ağrı ve acıya sebep olur. Ek olarak kemik çıkıntıların sinir kanallarını ya da omurilik boşluğunu daraltmasına bağlı bulgular da ortaya çıkabilir.</p>
<p>Kireçlenmenin hastalarda ne gibi şikâyetlere sebep olur?<br />
Hastalar en sık olarak, kireçlenme gelişen eklemlerinde ağrı ve hareketlerde azalmadan yakınırlar. Ağrı genellikle hareket sırasında ya da günün ilerleyen saatlerinde görülür. Şikâyetler genelde dinlenmeyle rahatlar. Eklem kıkırdağındaki bozukluklar ve aşınma ilerledikçe, istirahat sırasında da ağrı görülebilir ve eklem hareketleri günlük yaşam faaliyetlerini aksatacak düzeyde kısıtlanabilir. Hareket sırasında eklemde çıtırtı ve ses duyulabilir. Uzun süren dinlenme sonrası, sabahları veya oturur durumdan harekete geçince, hareketlerde kısa süren bir tutukluk olabilir. Genelde sabahları olan bu durum 30 dakikadan fazla sürmez. Kireçlenme olan ekleme komşu kaslarda zayıflama ve güçsüzlük dikkati çeker.</p>
<p>Kireçlenme tanısı nasıl konulur?<br />
Deneyimli bir ortopedist kireçlenme tanısını muayene ile koyabilir. Eklemlerde şişlik, açı değişikliği (örneğin dizlerdeki çarpık görüntüler), hareket kısıtlılığı tanıyı kolaylaştırır. Röntgen filmleri kireçlenmenin hem tanısı, hem evrelenmesi hem de tedavisinin planlanması açısından gereklidir.</p>
<p>Kireçlenme nasıl tedavi edilir?<br />
Tedavinin temel amacı, ağrı, tutukluk ve şişliği gidermek, hareketteki kısıtlanmayı düzeltmek ve günlük yaşam faaliyetlerinin sorunsuz yapılmasını sağlamaktır. Kireçlenmenin tamamen düzelmesini sağlayan bir tedavi yoktur. Bozulmuş kıkırdağı yenilemek mümkün değildir. Vücut ağırlığının ideal kiloya inmesi eklem üzerindeki yükü azaltarak acıyı azaltabilir. Günlük işlerin ve önerilen egzersizlerin gün içerisine dengeli bir şekilde dağıtılması çok önemlidir. Hastanın yaşadığı ve çalıştığı ortamın hastanın şartlarına göre düzenlenmesi (örneğin oturup kalkmayı kolaylaştırmak için sandalye boyunun arttırılması) gerekir.</p>
<p>Kıkırdak koruyucu ilaçlar ne gibi etkilere sahiptir?<br />
MSM, kondroidin sülfat, kollajen hidrozilat ve glukozamin en çok bilinen ve kullanılan kıkırdak koruyucu maddelerdir. Yaşlanma seyrinde ortaya çıkan özellikle diz, kalça, el ve ayak bilek eklemlerinde kıkırdağı koruyucu ve onarıcı etkisi olduğunu gösteren birçok çalışma vardır. Özellikle glukozamin-kondroidin-sülfat-MSM karışımını hastaların ağrılarını azaltmada ve eklem hareketini desteklemede faydalı olduğu düşünülmektedir.</p>
<p>Diz içine uygulanan enjeksiyon hakkında düşünceleriniz nelerdir?<br />
İşlem, hyaluronik asit preparatlarının eklem içine enjekte edilmesinden ibarettir. Hyaluronik asit, doğal olarak eklem sıvısının elemanlarından biridir. Bu madde eklemi oluşturan kemiklerin yumuşak bir biçimde diğerinin üzerinden kaymasını ve eklem yük aktarımı sırasında şok absorbsiyonu sağlar. Hastaların tamamında fayda vermemesine rağmen bazı hastalarda rahatlama sağlar. Fayda gören hastalarda yılda bir kez enjeksiyonu tekrar ediyoruz.</p>
<p>Kireçlenmede kaplıca tedavisinin yararı var mıdır?<br />
Hastalığın dönemine göre sıcak ve/veya soğuk uygulamaları, fizik tedavi uygulamaları, kaplıca tedavisi uygulanabilir. Ağrılar azaltılıp eklem fonksiyonu bu şekilde artırılabilir.</p>
<p>Kireçlenmede ağrı tedavisi için neler yapılabilir?<br />
Ağrı öncelikle basit ağrı kesiciler yeterli cevap olmazsa, kortizon dışı iltihap giderici romatizma ilaçlar ile azaltılmaya çalışılır. Kireçlenme eklemde ileri derecede tahribat yaptığında, kişi günlük ihtiyaçlarını bile yapamaz hale gelir. Hastalar bu safhada yürümede, merdiven çıkmada çok ciddi açı çektiklerini; gece uykudan uyandıran ağrıları olduğunu söylerler. Bu aşamadaki kireçlenmenin tedavisi ancak eklem yüzeyinin değiştirildiği protez ameliyatlarıyla yapılabilir.</p>
<p>Protez ameliyatı nedir?<br />
Protez ameliyatı bozulmuş, çalışmayan eklem yüzlerinin metal, porselen ya da polietilen yeni yüzeylerle değiştirilmesidir. Vücuttaki birçok ekleme bozulduğunda protez ameliyatı yapılabilir. Ameliyat sonrası hastalar ağrısız, mekanik açıları normal olan ve fonksiyonel bir ekleme kavuşurlar.</p>
<p>Eklem protezi ameliyatları en çok hangi eklemlere yapılır?<br />
En sık uygulandığı bölgeler, kalça ve diz eklemleridir. Bunun dışında omuz, el ve ayak eklemleri hatta omurgaların arasındaki bozulmuş disklerin yerine bile disk protezleri yerleştirilebilir.</p>
<p>Protez ameliyatları sonrası, hasta kaç yıl rahat etmektedir? Daha doğrusu protezin eskimesi söz konusu mudur? Değiştirilmeleri gerekir mi?<br />
Protez ameliyatları sonrası, hasta 10-20 sene rahat etmektedir. Bu sürenin sonunda kemikte zayıflamaya ya da protezin eskimesine bağlı gevşeme ya da yıpranma meydana gelir. Bu gibi durumlarda mevcut protezin çıkarılıp, yenisiyle değiştirilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Yaş protez ameliyatı yapılacak hastalarda önemli mi?<br />
Uzun yıllar kullanım sonrası protezin değiştirilmesi gerekebileceği için orta yaş ve üzerindeki (&gt;65 yaş) tercih edilir. Ancak genç yaşlarda rastlanan artritlerde hastanın yaşının ilerlemesini beklemek ağrılı uzun yıllar geçirmesi demektir. Bu hastalarda daha genç yaşlarda da protez ameliyatı yapılabilir.</p>
<p>Kilonun protez ameliyatı üzerine olumlu ya da olumsuz bir etkisi var mı?<br />
Özellikle diz ve kalça eklemlerinde kireçlenme olan hastaların çoğunluğu kiloludur. Hastalar ameliyat öncesinde tartılarak vücut kitle endeksleri hesaplanır. Bu hesap sonrasında kilolu ve aşırı kilolu hastalar ameliyat sonrasındaki zorluklar hakkında bilgilendirilirler. Ancak kilolu ve aşırı kilolu hastaların kilosundan ameliyat sonrasındaki sonuçları kilosu normal olanlardan farklı değildir. Dolayısıyla eğer kilolu hastaların ameliyat olmasına diğer medikal problemler engel olmuyorsa ameliyat olmalarını faydalıdır.</p>
<p>Halk arasında protezlerin farklı tipleri olduğu; iyisinin kötüsünün kullanılabildiği şeklinde sorular var. Protezler nasıl olmalı?</p>
<p>Evet protezlerin çok farklı tipleri olabiliyor.</p>
<p>Önemli olan protezi uygulayan cerrahın hastaya en uygun hangi protezin kullanılacağını bilmesi ve doğru protezi kullanmasıdır.</p>
<p>Hastalar protez ameliyatı yapıldıktan sonra hemen yürüyebilirler mi?<br />
Genelde ameliyattan iki gün sonra hastaların ekleme yük vererek yürümeleri mümkün. Ancak özellikle diz ve omuz protezi ameliyatı sonrası eklem hareketlerinin normale dönmesi için rehabilitasyon gerekli.</p>
<p>Yanlış protez tercihi yapılabilir mi?<br />
Yanlış protez seçimi oldukça zor. Ancak bazen fiyatı daha ucuz ya da hastanede mevcut olan protez budur denilerek daha az tercih edilecek protezlerin konulmuş olduğu hastalarla karşılaşabiliyoruz.</p>
<p>Kalça eklemi protezinde yapılan işlem nedir?<br />
Kalça eklemi, top-yuva tarzı bir eklemdir. Topun yuva içinde kaymasıyla uyluk öne, arkaya, içe ve dışa doğru hareket eder. Protez ameliyatında, kalça eklemi üzerinde yan tarafta yaklaşık 15 cm&#8217; lik kesi yapılır. Daha sonra, kasların arasından kalça eklemini oluşturan kemiklere ulaşılır. Kireçlenmenin meydana geldiği kemik parçalar çıkarılıp yerine protez konularak ameliyat sonlandırılır.</p>
<p>Diz protezi nasıl yapılır?<br />
Dizin önünden yapılan bir kesi ile diz eklemine ulaşılır. Eklemi oluşturan üç kemiğin birbirlerine temas eden yüzlerindeki aşınmış kıkırdak dokusu, ince bir kemik tabakası ile birlikte kesilerek çıkartılır, sonra uygun boyutlarda seçilen protez parçaları, kemik çimentosu adı verilen bir dolgu malzemesi kullanılarak, hazırlanan kemik yüzeylere tutturulur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizik-tedavi.net/kireclenme-nedir-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik sırasında bel ağrısına karşı egzersizler</title>
		<link>http://www.fizik-tedavi.net/gebelik-sirasinda-bel-agrisina-karsi-egzersizler/</link>
		<comments>http://www.fizik-tedavi.net/gebelik-sirasinda-bel-agrisina-karsi-egzersizler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Feb 2011 22:58:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bel ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizik-tedavi.net/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[1- Düz bacak kaldırma: Sırt üstü yatarken, bir bacağınızı düz bir biçimde 45 derece yukarı kaldırın ve yavaşça aşağı indirin. Her bacak için 10 kez tekrarlayın. 2 &#8211; Dört ayak pozisyonunda kalça çalıştırma: Emekleme pozisyonunda iken bir bacağınızı, tekme atar &#8230; <a href="http://www.fizik-tedavi.net/gebelik-sirasinda-bel-agrisina-karsi-egzersizler/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1- Düz bacak kaldırma: Sırt üstü yatarken, bir bacağınızı düz bir biçimde 45 derece yukarı kaldırın ve yavaşça aşağı indirin. Her bacak için 10 kez tekrarlayın.</p>
<p>2 &#8211; Dört ayak pozisyonunda kalça çalıştırma: Emekleme pozisyonunda iken bir bacağınızı, tekme atar gibi geriye doğru uzatın ve yavaşça geri getirin. Her bacak için 10 kez tekrarlayın.<span id="more-289"></span></p>
<p>3- Aktif gövde egzersizi: Sırt üstü yattıktan sonra dizlerinizi kırın. Bu pozisyonu koruyup kollarınızı karnınızda kavuşturun, başınız ile omuzlarınızı hafifçe yukarı kaldırın ve yavaşça aşağı indirin. Bu hareketi, on kez tekrarlayın.</p>
<p>4- Kalça çalıştırma: Sırt üstü yattıktan sonra dizlerinizi kırın. Bu pozisyonu koruyup ellerinizi ensenizde birleştirin. Daha sonra belinizi ve kalçalarınızı kasarak, belinizi yukarı doğru kaldırıp çukur yapmaya çalışın. Çalışmayı, on kez tekrarlayın.</p>
<p>5- Bel ve kalça güçlendirme: Emekleme pozisyonunda iken belinizi çukur ve ardından kambur yapın. Hareketi kontrollü yapmaya ve 10 kez tekrarlamaya çalışın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizik-tedavi.net/gebelik-sirasinda-bel-agrisina-karsi-egzersizler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte bel ağrısı sorunu yaşamamak için bunları dikkate alın</title>
		<link>http://www.fizik-tedavi.net/gebelikte-bel-agrisi-sorunu-yasamamak-icin-bunlari-dikkate-alin/</link>
		<comments>http://www.fizik-tedavi.net/gebelikte-bel-agrisi-sorunu-yasamamak-icin-bunlari-dikkate-alin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Feb 2011 22:56:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[bel ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizik-tedavi.net/?p=287</guid>
		<description><![CDATA[1- Ayakta dururken, karnınızı içeri çekerek karın kaslarını çalıştırmakla bel üzerindeki yükü azaltabilirsiniz. Ayrıca, yüksek topuklu ayakkabı giymekten kaçının. 2- Otururken sandalye yüksekliğinin, dizlerinizi ve kalçalarınızı aynı seviyede tutacak düzeyde olmasına dikkat edin. 3- Eşya kaldırırken, dizlerinizi kırarak çömelin ve &#8230; <a href="http://www.fizik-tedavi.net/gebelikte-bel-agrisi-sorunu-yasamamak-icin-bunlari-dikkate-alin/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1- Ayakta dururken, karnınızı içeri çekerek karın kaslarını çalıştırmakla bel üzerindeki yükü azaltabilirsiniz. Ayrıca, yüksek topuklu ayakkabı giymekten kaçının.<br />
2- Otururken sandalye yüksekliğinin, dizlerinizi ve kalçalarınızı aynı seviyede tutacak düzeyde olmasına dikkat edin.<br />
3- Eşya kaldırırken, dizlerinizi kırarak çömelin ve uyluklarınızla iterek kaldırmaya yardımcı olun.<br />
4- Yan yatarak, dizlerinizi ve kalçalarınızı bükerek, ve dizleriniz arasına ve karnınızın altına birer yastık koyarak uyumaya çalışın.<br />
5- Bazı hamileler, leğen kemiklerini saran özel bir korseden (sakroiliak korse) yarar görmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizik-tedavi.net/gebelikte-bel-agrisi-sorunu-yasamamak-icin-bunlari-dikkate-alin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte bel fıtığı gelişme riski artıyor</title>
		<link>http://www.fizik-tedavi.net/gebelikte-bel-fitigi-gelisme-riski-artiyor/</link>
		<comments>http://www.fizik-tedavi.net/gebelikte-bel-fitigi-gelisme-riski-artiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Feb 2011 22:50:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bacak ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[bel ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[bel fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizik-tedavi.net/?p=285</guid>
		<description><![CDATA[Gebelikte bel fıtığı gelişme riskinin de arttığını dile getiren Uzman Dr. Beril Özturan, “Bel ve bacakta ağrı yaratmayacak kadar ufak fıtıklar gebelikten dolayı bel ağrısına sebep olabilirler. Bacak ağrısı ise sinir köklerine doğrudanbaskıya ve yansıyan ağrılara bağlı olarak gelişir. Gebeliğin &#8230; <a href="http://www.fizik-tedavi.net/gebelikte-bel-fitigi-gelisme-riski-artiyor/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelikte bel fıtığı gelişme riskinin de arttığını dile getiren Uzman Dr. Beril Özturan, “Bel ve bacakta ağrı yaratmayacak kadar ufak fıtıklar gebelikten dolayı bel ağrısına sebep olabilirler. Bacak ağrısı ise sinir köklerine doğrudanbaskıya ve yansıyan ağrılara bağlı olarak gelişir. <span id="more-285"></span></p>
<p>Gebeliğin son 3 ayında ise ağırlaşmış uterusun atar ve toplardamarlara baskısı sonucu bacak ağrısı ortaya çıkar” dedi. Gebeliğin her döneminde ağrının sebebinin değişik olduğunu belirten Özturan, ilk üç ayda relaksin hormonunun ağrıya neden olurken ağır bebekler , güçsüz gövde kasları ve damarsal sebeplerin daha sonraki dönemlerdeki ağrılardan sorumlu olduğunu anlattı. Ani başlayan şiddetli bel ağrısında istirahat öneren Özturan, şiddetli ağrının rahatlamadığı durumda bazı korselerin yararlı olabileceğini vurguladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizik-tedavi.net/gebelikte-bel-fitigi-gelisme-riski-artiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte bel ağrısına yakın takip şart</title>
		<link>http://www.fizik-tedavi.net/gebelikte-bel-agrisina-yakin-takip-sart/</link>
		<comments>http://www.fizik-tedavi.net/gebelikte-bel-agrisina-yakin-takip-sart/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Feb 2011 22:29:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bel ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[postürde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizik-tedavi.net/?p=283</guid>
		<description><![CDATA[Bayındır Hastanesi Söğütözü Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzman Dr. Beril Özturan, ”Gebelik yalnız rahim için değil, kadının bütün vücut yapısında, organların çalışmasında ve ruhsal yaşamında da değişikliklere neden olan biyolojik bir olaydır” dedi. Bu dönemde vücutta fiziksel ve biyokimyasal &#8230; <a href="http://www.fizik-tedavi.net/gebelikte-bel-agrisina-yakin-takip-sart/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bayındır Hastanesi Söğütözü Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzman Dr. Beril Özturan, ”Gebelik yalnız rahim için değil, kadının bütün vücut yapısında, organların çalışmasında ve ruhsal yaşamında da değişikliklere neden olan biyolojik bir olaydır” dedi. <span id="more-283"></span></p>
<p>Bu dönemde vücutta fiziksel ve biyokimyasal değişiklikler olduğunu ifade eden Özturan, bunlar arasında “postürde” yani duruş şeklindeki değişikliklerin önem kazandığını söyledi. Bu duruma özellikle göğüslerde ve karın bölgesindeki kilo artışları ve hormonal değişikliklere bağlı gelişen eklem bağları ve bağ dokusundaki gevşekliklerin yol açtığına dikkat çeken Özturan, postüral değişikliklerin patolojik olmadığını ancak takip edilmezlerse ani veya uzun süreli bel ağrılarına sebep olacaklarını bildirdi.</p>
<p>Özturan, gebelerde bel ağrısı görülme sıklığının yüzde 47-56 arasında olduğunu bel ağrılarının gebelerin üçte birinde yürümeyi engelleyecek kadar şiddetli olduğunu aktardı. Gebelerin çoğunda bel ağrısı şikayetlerinin 5. ve 7. aylar arasında başladığını,çok az bir kısmında şikayetlerin daha erken dönemde başlayabileceğini ifade eden Özturan, şunları kaydetti; “ Gebelikte bel ağrısının sebebi tam olarak belli değildir. Bazı faktörler suçlanmıştır. Bunlar; artmış bel çukurluğu, gebelik hormonları ile oluşan eklem bağlarındaki gevşeklik, uterusun ağırlığı ve bel fıtığına bağlı sinir basılarıdır. Gebelikte hızlı gelişen bel çukurluğu gövde kaslarına aşırı bir yüklenme yapar. Yine kısa bir süredeki kilo artışına bağlı gelişen postür bozuklukları da bel ağrısının gelişmesine neden olur. En çok gebeliğin ilk üç ayında salgılanan relaksin hormonu eklemleri bir arada tutan bağlarda esneklik ve gevşeme yaparak bel ağrısına sebep olur. Bu hormonun etkisiyle bağ dokusunda gevşeme , sakroiliak eklem ve simfizis pubistede esneme ortaya çıkar tüm bunlar anne adayında bel ağrısı şikayetinin sık yaşanmasına neden olur”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizik-tedavi.net/gebelikte-bel-agrisina-yakin-takip-sart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

