Çömelmek, Çömelebilmek, Çömelmeyi Öğrenmek

Çömelme konusunda yazdığım uzun ve açıklayıcı son yazımın hakkında gelen olumlu ve olumsuz eleştiriler, elektronik posta kutumu bir dönem oldukça meşgul etti doğrusu. Çömelmek konusunda zararlarına dair doktor görüşleri olduğu gibi, yararına dair de gene doktor ve uzman görüşleri mevcut idi. Göremediğimiz ise şuydu tartışmalara genellikle yaptığımız gibi balıklama atlarken…

Kimse alışmadan bilmeden, yıllarca çömelmeyi öğrenmeden, hemen buyurun çömelmeye başlayın demiyor… Kimse dizlerinizin alışmadığı yükü kaldırması için bir anda yüklenmeyle gelebilecek sakatlanmalara kucak açın da demiyor. Çömelmek yapıla gelen bir uygulama değilse, elbette uygulanması sırasında adım adım gidilerek, çömelmeye dair doğru bir gelişime bedenin uyum sağlaması ön plana alınır. Hemen kişinin ellerine ağırlıklar, omuzlarına barlar yüklenip, hemen derin çömelmelere başla ve kalk tekrar denemez.

Kimi doktorlar dizlerde sorun varsa yarım çömelmenin ötesine geçme derler. Ama diz daha fazla bükülebilme kapasitesine sahip olduğu halde , kişi bu hareketi uygulamıyorsa, beyin aynı bir fabrikanın işletmecisi gibi davranıp kullanılmayan bölgelerin elektriğini keser. Yani bu durumda rahatsızlanan diz eklemi için beden doğal olan tedavi edici şifrelerini çözümleyemez ve diz gitgide daha da atıl hale gelir, bükülebilme kapasitesini kullanamaz olur. Çünkü kıkırdak dokuda kayganlaştırıcı sıvı imalatı kısıtlanmış veya durmuştur.

2003 senesinde alışık olduğum tempo ve egzersiz kapasitesinin çok üstüne çıkarak günde 4-5 derse dek step çalışması yaptırdım. Dizlerin alışık olduğunun üstünde olan bu harekete tepkisi ise eklemlerde sıvı azalması ve hareketler sırasında eklemlerimin takılması oldu. Ağrısı da cabası.

Doktora dizlerime buz pedleri bağlı ve gözlerimden yaşlar akarak ulaştığımda, doktor bana bakıp başını iki yana sallayarak “artık step yok, ölene dek belki de bir daha asla” dedi… Fazla dizleri kırmak yok. Şu yok… bu yok….

İlk hayal kırıklığım inanılmazdı. Bir daha en sevdiğim etkinliği yapamamak fikri.

Bedenimin hafızasını dinlemeye karar verdim. Bana bunun sadece yoğun çalışmayla ilgili olduğunu söyleyen beden hücrelerim beni gene hareketle iyileşeceğime ikna etti. Çünkü dizlerimi kullanmadıkça beyin de kullanılmayan bölge için bazı salgıları ürettirmeyecekti.

Ben ise bu hasarlanmış eklemlerimi hareket ettikçe beynimin eninde sonunda “ bu beden bu eklemleri kullanıyor , en verimli kullanması için gerekeni yapayım bari” diyeceğine inanıyordum.

Dizlerimi çökme, çömelme, zıplama, germe, döndürme vb. pek çok eklem hareketi için kullanmaya başladım.. Sadece hoyrat değildim, son derece hassas, isteyerek ve bedenimle beynimin bir kontratı varmış gibi davrandım. Sonunda arzularım gerçekleşti ve ilaçsız, hareket yasaksız ve neşem sürekli olacak şekilde sağlığımı geri kazandım.

Ben her zaman doğal olanın, içgüdüsel olanın, bedenlerimiz için en doğru olduğunu savunurum. Bu içgüdüsel olan uygulamaların ise en doğru olduğu zaman bebeklik dönemidir. Mesela nefes alışımız bile bebeklerden farklıdır. Bebekler nefes alıp verirken karınlarını ve diyaframlarını kullanırlar, bu nedenle de saatlerce sesleri de kısılmadan ağlayabilirler.:) Mesela bebekler aynı şekilde dışkılama sırasında da en doğal halleriyle içgüdüsel davranırlar ve altları bezli dahi olsa, dışkılamanın mahrem bir konu olduğunu bilirler ve bir koltuk ardına vb saklanırlar veeeee çö- me- lir- ler…

Ama biz medenileşmiş ve içgüdülerinden silkinip, modern (!)olmuş nesiller, çömelmeyi unutmuşuzdur. Bu nedenle de okul sıralarında ,ihtiyacı halinde okulda alafranga tuvalet var ise alaturka tuvaletlere gitmemek için okuldan kaçanlarımız bile vardır.

Anadolu’da dinlenme şeklidir bir anlamda çömelmek. Hem de en derin çömelmeler. Hiçbir Anadolu insanı da bu tip çömelmekten rahatsızlık duymadı yıllar boyunca, bilakis bu şekilde dinlendi, bedeninden laktik asidi uzaklaştırdı. Belki bilerek belki bilmeden, omurlarının özellikle bel ve alt sırt ve kuyruk sokumu bölgelerine bir çeşit traksiyon uygulayarak omurlar arasında rahatlama sağladı ve binen yükleri dağıttı.

Kabaca bir anlatımla, (çünkü bu köşe anlaşılmaz isimleri ve terimleri telafuz etmeden herkesin anlayacağı bir köşe olsun diye açıldı.)ayak bilekleri, tendonlar , diz bağları, bacak üstündeki quadriceps kasları ve bu grup kasın karşı destekleyeni hamstring leri de çalıştırmış oldu, kalça kasları uzayarak esnekleşti ve bedeni taşıdığından güçlendi. Pelvic taban kasları da esnekleşmekle beraber güçlendi de… Anatomik görsellerle hareket sırasında çalışmış olan kaslarımızı da sizlerle paylaşacağım.

Toplumsal hayatımızın içinde 12-13 yaşına gelmiş bir çocuğun çömelememesi sadece acıdır. Komedi değil.

Bu koudaki ilk adım, kendimiz ve ailemiz için çömelmeyi benimsetmek olmalı.

Hiç çömelmemiş biri için bu zordur, arka bacak kasları kısadır ve uzamaya hemen izin vermediğinden acıtıcıdır. Denge bulmak zordur.

Bu durumda ayakların topuk altlarına ortalama 4-5 cm. yükseklikler konulup, bu şekilde çömelmek desteklenebilir… Hamilelik döneminde de çömelmenin rolü çok çok büyüktür. Çömelmeyi bilmemek ise doğum sürecindeki akıcılığı da olumsuz etkiler.

Bu yazı Kategorilenmemiş kategorisine gönderilmiş ve , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir