Çocukta spor yaralanması neden önemli?

Spor yaralanmaları sonucu büyüme kıkırdaklarında gelişen sorunlar zamanında tedavi edilmezse kalıcı sakatlıklara neden olabiliyor.
Çocuklardaki spor yaralanmaları içinde travma veya aşırı kullanım sonucu oluşan epifiz yaralanmaları ilk sırada yer alıyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Tunç Alp Kalyon, epifizlerin kemiklerin uç kısımlarındaki büyüme plakları olduğunu söyledi.
“Zamanla bu bölgeler kemikleşerek son şeklini alırlar ancak çocuklarda henüz kemikleşmemiş olduğundan zedelenmeleri halinde kemiğin büyümesi de etkilenir ve kalıcı sorunlara yol açabilir. Aynı tür hareketlerin sürekli tekrarlanmasıyla oluşan aşırı kullanım sorunlarına çocuklarda oldukça sık rastlanır.
Sportif etkinlikler sırasında en çok karşılaşılan sorunların başında hareket sistemi ile ilgili yaralanmalar gelir. Hareket sistemini oluşturan tüm elemanlar, kemikler, kaslar, bağlar, tendonlar ve eklem kıkırdakları yaralanmalardan etkilenebilir. Erken yaşta futbol oynamaya başlayan çocuklarlarda, şut atma gibi sert diz hareketleri sonrası dizkapağının hemen altında şişkinlikle beraber ağrı ortaya çıkabiliyor.
Prof. Kalyon, genellikle diz, dirsek ve kalça bölgesindeki ağrılarla ortaya çıkan rahatsızlıkları anlattı, tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.
Diz ağrısı: En sık rastlanan ağrı nedenlerinden biri “kondromalazi “ denen ve dizkapağı kemiğinin arkasındaki kıkırdağın aşınmasından ileri gelen ağrılardır. Kilosu biraz fazla, uyluk kısımları geniş olan çocuklarda daha fazla görülen bu rahatsızlıkta diz kapağının altında ağrı olur. Bu ağrı tipik olarak bir süre oturduktan sonra ayağa kalkınca daha çok hissedilir. Merdiven inip çıkma ya da oyun oynama gibi aktivitelerden sonra da ağrı artabilir. Bu çocukların önemli bir kısmında ayakta içe basma veya taban düşüklüğü gibi ek sorunlar da vardır.
izdeki ikinci önemli rahatsızlık tıp dilinde “Osgood- Schlatter Sendromu” olarak adlandırılır ve dizkapağının hemen altında şişlikle beraber ağrıya neden olur. Özellikle erken yaşta futbol oynamaya başlayan çocuklarda görülen bu rahatsızlık, şut atma gibi sert diz hareketlerinden sonra artan ağrı ve şişlikle karakterizedir.
Tedavide bir süre istirahat öngörülür; gerekli görülürse atel adı verilen eklem destekleri kullanılabilir, o bölgeyi travmalardan korumak için ped şeklinde bir koruyucu bant takılabilir.
Diz eklemini yapan kemiklerde görülen bir diğer rahatsızlık Osteokondritis Dissekans olarak adlandırılır. Eklem kemiklerinden küçük bir parçanın ayrılması soncu ortaya çıkar. En çok dizde görülmekle birlikte dirsekte ve ayak bileğinde de olabilir. Erkek çocuklarda, kızlardan 2 kat fazladır; 10-20 yaş arasında çok görülür. Kesin tanı radyolojik incelemelerle konur ve derhal tedaviye başlamayı gerektirir.
Topuk ağrısı: Topuk bölgesinde ağrı ve duyarlılık artışıyla birlikte “Sever Hastalığı”  denilen topuk kemiğinin iki taraflı sertleşmesi görülebilir. Kesin tanı radyolojik incelemeyle konur. Akut dönemde tedavinin esası istirahat ve soğuk uygulamadır. Ayakkabının içine yumuşak bir topuk desteği yerleştirmekte yarar vardır.
Dirsek ağrısı: Fırlatma aktivitesini sık yapan çocuklarda bilek ve parmak kaslarının dirseğe yapıştığı noktada kemik dokusunun zorlanmasıyla bir reaksiyon gelişir, ağrı ve duyarlılık olur. “Dirsek apofiziti” denen bu durum daha çok 10- 14 yaş arasındaki erkek çocuklarda olur ve genellikle tek taraflıdır. Akut dönemde istirahat önerilir, buz tedavisi de yapılabilir. Daha sonra giderek artan tempo ile sportif hareketlere başlanabilir.
Kalça ağrısı: Çocuklarda çok çeşitli nedenlerle kalça ağrıları olabilir; bunların çoğu önemsiz olup birkaç gün içinde kendiliğinden geçebilir. Ancak ağrının devam ettiği durumlarda daha ciddi nedenleri düşünmek gerekir. Ciddi kalça ağrısı nedenlerinden biri Perthes hastalığı olarak bilinir. Bu rahatsızlık, 3-12 yaş arasındaki çocuklarda, uyluk kemiğinin boynunda gelişen bir tür nekrozdur. Daha çok erkek çocuklarda ve tek taraflı olarak görülür ve bir kısmında ailesel geçişkenlik mevcuttur. Nedeni tam olarak bilinemeyen bu rahatsızlığın travmaların etkisiyle oluşan damarsal bir hasar sonucu geliştiği kabul edilmektedir.
Klinik belirtiler başlangıçta çok azdır. Çocuğun kalçasında ve dize doğru yayılan ağrılar başlar, topallamaya neden olur, bedensel aktivitelerden sonra ağrı artar. Sonraki dönemde kalça ekleminde hareket kayıpları gelişir. Tedavi, hastalığın radyolojik evresine göre belirlenir.
SPOR BEDEN VE RUH GELİŞİMİNDE ÖNEMLİ
Gelişme çağındaki çocuklar için sporun hem bedensel hem de ruhsal sağlık bakımından yararlı olduğu herkes tarafından kabul edilmektedir. Çocukların ergenlik öncesi ve sonrası dönemlerde yaptığı sportif etkinlikler bir taraftan sağlıklı beden gelişmesine yardımcı olurken diğer taraftan ruhsal ve moral gelişime katkıda bulunur; karşılıklı yardımlaşma, paylaşma ve arkadaşlık duygularının güçlenmesini sağlar.
Günümüzde bazı aileler çocuğun spontan hareketliliğini yaramazlık saydığından engel olmaya çalışmaktadır. Bu nedenle çocukların TV ya da bilgisayar ekranı karşısında geçirdiği saatler giderek artmaktadır. Bazı aileler ise çocuklarının bir taraftan en iyi okullarda öğrenim görmesini, iki yabancı dil konuşmasını, bilgisayarda harikalar yaratmasını, piyano çalmasını ümit ederken, diğer yandan iyi bir tenisçi ya da basketbolcu olmasını beklemektedir.
Birbirine zıt gözüken her iki beklenti de çocuğun bedensel ve ruhsal gelişmesine aykırı stresler ortaya çıkarmakta ve çocuk gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.
Çocukta en hızlı büyüme, doğuma yakın dönemde olur ve doğumdan sonra büyüme hızı azalmaya başlar, ergenlik yaşına kadar kız ve erkek çocuklarda aynı oranlarda gider. Kızlarda ergenlik yaşı 10-11 yaş dolayında, erkeklerde 12-13 yaş dolayındadır.  Ergenlik döneminden sonra kızlarda boy uzaması artar ve erkeklerle aradaki fark açılır. Erkeklerde boy uzaması yaklaşık iki yıl geriden gelir. Ancak kızlardaki uzama 16-17 yaşlarında durduğu halde erkeklerde 20 –21 yaşına kadar devam edebilir.
HANGİ YAŞTA HANGİ SPOR YAPILMALI?
Temel hareket becerilerinin geliştirilmesi için en uygun dönem 6-10 yaş arasıdır. 10 yaşın altındaki çocuklara spor yaptırırken spesifik sporlar yerine arkadaşlarıyla birlikte oyun şeklindeki aktivitelere katılımları teşvik edilmelidir. Topla oynanan oyunlara da bu yaşlarda başlamakta yarar vardır.
Gençlerin belli bir spor branşına yöneltilmesi için ideal yaşın ne olduğu konusu oldukça tartışmalıdır. İnce hareket becerisi isteyen jimnastik, yüzme, masa tenisi gibi sporlara 8-9 yaşlarında, futbol ve tenise 10 yaş civarında, voleybol, atletizm, hentbol ve kayağa 11 yaşında, güreşe 12, basketbola 13 yaş dolayında başlanması önerilmektedir.
AĞIR SPORLARA 15 YAŞINDAN SONRA BAŞLANMALI
Halter ve boks gibi ağır sporlara 14-15 yaşından sonra başlanması uygundur. Çocukların vücut kapasitelerinin zaman içinde değişikliğe uğrayacağı ve bu değişikliğin yaştan çok gelişme düzeyi ile ilgili olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Bu nedenle takım ya da gruplar oluşturulurken gelişme ve olgunlaşmanın esas alınması daha uygundur.

Spor yaralanmaları sonucu büyüme kıkırdaklarında gelişen sorunlar zamanında tedavi edilmezse kalıcı sakatlıklara neden olabiliyor.
Çocuklardaki spor yaralanmaları içinde travma veya aşırı kullanım sonucu oluşan epifiz yaralanmaları ilk sırada yer alıyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Tunç Alp Kalyon, epifizlerin kemiklerin uç kısımlarındaki büyüme plakları olduğunu söyledi.
“Zamanla bu bölgeler kemikleşerek son şeklini alırlar ancak çocuklarda henüz kemikleşmemiş olduğundan zedelenmeleri halinde kemiğin büyümesi de etkilenir ve kalıcı sorunlara yol açabilir. Aynı tür hareketlerin sürekli tekrarlanmasıyla oluşan aşırı kullanım sorunlarına çocuklarda oldukça sık rastlanır.
Sportif etkinlikler sırasında en çok karşılaşılan sorunların başında hareket sistemi ile ilgili yaralanmalar gelir. Hareket sistemini oluşturan tüm elemanlar, kemikler, kaslar, bağlar, tendonlar ve eklem kıkırdakları yaralanmalardan etkilenebilir. Erken yaşta futbol oynamaya başlayan çocuklarlarda, şut atma gibi sert diz hareketleri sonrası dizkapağının hemen altında şişkinlikle beraber ağrı ortaya çıkabiliyor.
Prof. Kalyon, genellikle diz, dirsek ve kalça bölgesindeki ağrılarla ortaya çıkan rahatsızlıkları anlattı, tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.
Diz ağrısı: En sık rastlanan ağrı nedenlerinden biri “kondromalazi “ denen ve dizkapağı kemiğinin arkasındaki kıkırdağın aşınmasından ileri gelen ağrılardır. Kilosu biraz fazla, uyluk kısımları geniş olan çocuklarda daha fazla görülen bu rahatsızlıkta diz kapağının altında ağrı olur. Bu ağrı tipik olarak bir süre oturduktan sonra ayağa kalkınca daha çok hissedilir. Merdiven inip çıkma ya da oyun oynama gibi aktivitelerden sonra da ağrı artabilir. Bu çocukların önemli bir kısmında ayakta içe basma veya taban düşüklüğü gibi ek sorunlar da vardır.
izdeki ikinci önemli rahatsızlık tıp dilinde “Osgood- Schlatter Sendromu” olarak adlandırılır ve dizkapağının hemen altında şişlikle beraber ağrıya neden olur. Özellikle erken yaşta futbol oynamaya başlayan çocuklarda görülen bu rahatsızlık, şut atma gibi sert diz hareketlerinden sonra artan ağrı ve şişlikle karakterizedir.
Tedavide bir süre istirahat öngörülür; gerekli görülürse atel adı verilen eklem destekleri kullanılabilir, o bölgeyi travmalardan korumak için ped şeklinde bir koruyucu bant takılabilir.
Diz eklemini yapan kemiklerde görülen bir diğer rahatsızlık Osteokondritis Dissekans olarak adlandırılır. Eklem kemiklerinden küçük bir parçanın ayrılması soncu ortaya çıkar. En çok dizde görülmekle birlikte dirsekte ve ayak bileğinde de olabilir. Erkek çocuklarda, kızlardan 2 kat fazladır; 10-20 yaş arasında çok görülür. Kesin tanı radyolojik incelemelerle konur ve derhal tedaviye başlamayı gerektirir.
Topuk ağrısı: Topuk bölgesinde ağrı ve duyarlılık artışıyla birlikte “Sever Hastalığı”  denilen topuk kemiğinin iki taraflı sertleşmesi görülebilir. Kesin tanı radyolojik incelemeyle konur. Akut dönemde tedavinin esası istirahat ve soğuk uygulamadır. Ayakkabının içine yumuşak bir topuk desteği yerleştirmekte yarar vardır.
Dirsek ağrısı: Fırlatma aktivitesini sık yapan çocuklarda bilek ve parmak kaslarının dirseğe yapıştığı noktada kemik dokusunun zorlanmasıyla bir reaksiyon gelişir, ağrı ve duyarlılık olur. “Dirsek apofiziti” denen bu durum daha çok 10- 14 yaş arasındaki erkek çocuklarda olur ve genellikle tek taraflıdır. Akut dönemde istirahat önerilir, buz tedavisi de yapılabilir. Daha sonra giderek artan tempo ile sportif hareketlere başlanabilir.
Kalça ağrısı: Çocuklarda çok çeşitli nedenlerle kalça ağrıları olabilir; bunların çoğu önemsiz olup birkaç gün içinde kendiliğinden geçebilir. Ancak ağrının devam ettiği durumlarda daha ciddi nedenleri düşünmek gerekir. Ciddi kalça ağrısı nedenlerinden biri Perthes hastalığı olarak bilinir. Bu rahatsızlık, 3-12 yaş arasındaki çocuklarda, uyluk kemiğinin boynunda gelişen bir tür nekrozdur. Daha çok erkek çocuklarda ve tek taraflı olarak görülür ve bir kısmında ailesel geçişkenlik mevcuttur. Nedeni tam olarak bilinemeyen bu rahatsızlığın travmaların etkisiyle oluşan damarsal bir hasar sonucu geliştiği kabul edilmektedir.
Klinik belirtiler başlangıçta çok azdır. Çocuğun kalçasında ve dize doğru yayılan ağrılar başlar, topallamaya neden olur, bedensel aktivitelerden sonra ağrı artar. Sonraki dönemde kalça ekleminde hareket kayıpları gelişir. Tedavi, hastalığın radyolojik evresine göre belirlenir.

SPOR BEDEN VE RUH GELİŞİMİNDE ÖNEMLİ

Gelişme çağındaki çocuklar için sporun hem bedensel hem de ruhsal sağlık bakımından yararlı olduğu herkes tarafından kabul edilmektedir. Çocukların ergenlik öncesi ve sonrası dönemlerde yaptığı sportif etkinlikler bir taraftan sağlıklı beden gelişmesine yardımcı olurken diğer taraftan ruhsal ve moral gelişime katkıda bulunur; karşılıklı yardımlaşma, paylaşma ve arkadaşlık duygularının güçlenmesini sağlar.
Günümüzde bazı aileler çocuğun spontan hareketliliğini yaramazlık saydığından engel olmaya çalışmaktadır. Bu nedenle çocukların TV ya da bilgisayar ekranı karşısında geçirdiği saatler giderek artmaktadır. Bazı aileler ise çocuklarının bir taraftan en iyi okullarda öğrenim görmesini, iki yabancı dil konuşmasını, bilgisayarda harikalar yaratmasını, piyano çalmasını ümit ederken, diğer yandan iyi bir tenisçi ya da basketbolcu olmasını beklemektedir.
Birbirine zıt gözüken her iki beklenti de çocuğun bedensel ve ruhsal gelişmesine aykırı stresler ortaya çıkarmakta ve çocuk gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.
Çocukta en hızlı büyüme, doğuma yakın dönemde olur ve doğumdan sonra büyüme hızı azalmaya başlar, ergenlik yaşına kadar kız ve erkek çocuklarda aynı oranlarda gider. Kızlarda ergenlik yaşı 10-11 yaş dolayında, erkeklerde 12-13 yaş dolayındadır.  Ergenlik döneminden sonra kızlarda boy uzaması artar ve erkeklerle aradaki fark açılır. Erkeklerde boy uzaması yaklaşık iki yıl geriden gelir. Ancak kızlardaki uzama 16-17 yaşlarında durduğu halde erkeklerde 20 –21 yaşına kadar devam edebilir.
HANGİ YAŞTA HANGİ SPOR YAPILMALI?Temel hareket becerilerinin geliştirilmesi için en uygun dönem 6-10 yaş arasıdır. 10 yaşın altındaki çocuklara spor yaptırırken spesifik sporlar yerine arkadaşlarıyla birlikte oyun şeklindeki aktivitelere katılımları teşvik edilmelidir. Topla oynanan oyunlara da bu yaşlarda başlamakta yarar vardır.
Gençlerin belli bir spor branşına yöneltilmesi için ideal yaşın ne olduğu konusu oldukça tartışmalıdır. İnce hareket becerisi isteyen jimnastik, yüzme, masa tenisi gibi sporlara 8-9 yaşlarında, futbol ve tenise 10 yaş civarında, voleybol, atletizm, hentbol ve kayağa 11 yaşında, güreşe 12, basketbola 13 yaş dolayında başlanması önerilmektedir.

AĞIR SPORLARA 15 YAŞINDAN SONRA BAŞLANMALI

Halter ve boks gibi ağır sporlara 14-15 yaşından sonra başlanması uygundur. Çocukların vücut kapasitelerinin zaman içinde değişikliğe uğrayacağı ve bu değişikliğin yaştan çok gelişme düzeyi ile ilgili olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Bu nedenle takım ya da gruplar oluşturulurken gelişme ve olgunlaşmanın esas alınması daha uygundur.

Bu yazı Kategorilenmemiş kategorisine gönderilmiş ve , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir