Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon hakkında merak ettikleriniz
Hoşgeldiniz.
Romatizma
Yazar berkmr | 04.07.2007 | Kategori Romatizma
->
Romatizma ağrılarından şikâyet eden kişiler genellikle hastalığın adını tam olarak bilmezler
Yaşanılan her gün değerlidir. Romatizmal hastalığa sahip bireyleri topluma kazandırmada fizyoterapi ve rehabilitasyonun yeri ve öneminin gerektiği şekilde kavranması, hastalıkların yaratacağı kalıcı hareket kısıtlanmalarını ve diğer sorunları en aza indirir. Fizyoterapist, hastasına ağrı ile başa çıkmasında uygulayacağı fizik tedaviyi anlatır, gerektiğinde eğitime tüm aileyi de dahil eder.
Çevremizde hemen her gün romatizma ağrılarından yakınan kişilerle karşılaşırız. Genellikle bu hastalık grubundaki kişiler hastalığının tam olarak adını bilmezler.
Hastalıkları sorulduğunda ‘Romatizmam var’ demekle yetinirler; hastalıklarının getirdiği eklem ağrılarına, hareket kısıtlanmalarına kolayca boyun eğerler.
Çünkü bu şikâyetler onlara göre çoğu zaman ilerleyen yaşın gerektirdiği bir durumdur.
Genç yaşta romatizmal hastalıklarla tanışan kişilerin durumu da pek farklı değildir. Bu hastalar, ilk başta hastalıklarının geçeceğini düşünürler ve bu yüzden uzun vadeli çözümleri araştırmazlar.
Romatologlarının verdiği ilaçları düzenli kullanırlar.
Kaliteli yaşamın yolu
Bazen hekimlerini değiştirirler, farklı ilaçları denerler. Şikâyetler her şeye rağmen tamamen ortadan kalkmıyorsa ilaç kullanımını da terk ederler. Sonunda onlar da durumlarına boyun eğerler.
Oysa hayat devam etmektedir ve yaşanılan her gün değerlidir. Hastalığa rağmen ve hastalıkla birlikte kaliteli yaşamın yolu fizyoterapi rehabilitasyondur.
Rehabilitasyon ancak bir ekip yaklaşımı ile olur. Bu ekibin en önemli parçası hastadır.
Hastanın, hastalığına ve tedavisine bilinçli yaklaşımı etkin tedavinin ilk adımıdır.
Romatolog tarafından konan teşhisle beraber, uygun ilaç tedavisi ve doz ayarlamaları hastalık aktivitesinin kontrol altında tutulması için kaçınılmazdır ve yaşam boyu devam etmelidir. Kronik bir hastalık olması yönüyle bazı hastalara psikiyatrik yaklaşımlar gerekebilir. Hastanın ağrı, eklem sertliği ve aktivitelerdeki yetersizlikler bakımından fizyoterapiye
ihtiyacı vardır.
Fizyoterapistin vereceği egzersiz tedavisi ve öneriler hastanın rehabilitasyon programı içinde mutlaka yer almalıdır.
Hastanın, hastalığı ve tedavisi hakkında iyi eğitilmiş olması, tedavi sonuçlarını da o oranda olumlu etkileyecektir.
Hasta, öncelikle romatizmal hastalığının yaratacağı problemlerden haberdar olmalıdır. Genel olarak şu sorunlarla karşılaşılır:
* Ağrı artar.
* Eklemlerde şekil bozuklukları ve hareket kısıtlanmaları meydana gelir.
* Hareketleri yorulmadan tekrarlı yapabilme yeteneği ve kas kuvveti azalır.
* Günlük yaşamda evde, işyerinde, okulda gerçekleştirilen işlerde bağımsızlık zamanla azalır.
* Yaşam kalitesi düşer.
* Depresyon ve anksiyete gelişir.
Rehabilitasyon ekibi içerisinde fizyoterapist, vereceği egzersiz programı ile hastanın bu problemlerine yönelik olarak hekimin uyguladığı ilaç tedavisini destekler.
Hastasını fizyoterapi açısından değerlendirir. Bu değerlendirme sonucuna göre tedavi programını hastaya özel planlar.
İstirahat ve egzersiz
Fizyoterapist, hastasına ağrı ile başa çıkmasında uygulayacağı fizik tedavi yaklaşımlarıyla yardımcı olur, hastalığın getireceği kısıtlanmaları anlatır, istirahat ve egzersizin ne zaman gerekli olduğu konusunda eğitim verir, bu eğitime aileyi de dahil eder.
Egzersizin faydaları konusunda hastasını bilinçlendirir; doğru zamanda ve doğru şekilde yapılmasını öğretir.
Romatizmal hastalıklarda egzersizin yarattığı etkileri kısaca şu şekilde sıralayabiliriz:
* Eklem hareketini korur ve arttırır.
* Kasları kuvvetlendirir.
* Kasın tekrarlı iş yapabilme kapasitesini arttırır.
* Ödem azalır.
* Eklemlerin yapısal düzgünlüğü korunur.
* Kemik yoğunluğu artar.
* Fonksiyon ve kendine güven artar.
* Günlük işleri başarmada bağımsızlık artar.
Rehabilitasyonun önemi
Faydalarını bu şekilde özetleyebileceğimiz egzersizler mutlaka fizyoterapist tarafından hastaya tam olarak öğretilmeli ve doğru yapıldığından emin olunmalıdır.
Romatizmal hastalığa sahip bireyleri topluma kazandırmada fizyoterapi ve rehabilitasyonun yeri ve öneminin gerektiği şekilde kavranmasıyla, hastalıkların yaratacağı kalıcı hareket kısıtlanmalarının ve buna eşlik eden diğer problemlerin en aza ineceği şüphesizdir.
Unutmayalım ki, yaşamımıza kalite kattığımız her gün daha iyi yaşanmış demektir.
Sağlıklar dileklerimizle.
Doç. Dr. Fizyoterapist
Edibe Yakut ,
Prof. Dr. Fizyoterapist.
Nuray Kırdı
H.Ü. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu, Romatizmal Hastalıklar Ünitesi
Cumhuriyet 07.08.2002
Romatizma ne demektir, nasıl bir hastalıktır?
Romatizma kelime olarak eski Yunan kökenli olup eklemlerde kötü özellikli iltihaplı sıvı birikmesi için kullanılır. Romatizmal hastalıklar MÖ 8000 yılından beri bilinir ama aydınlığa kavuşması son 20-25 yılı buldu.
Romatizmal hastalıklar genel olarak kronik (süreklilik gösteren) hastalıklardır. Yani bir kişiye romatizmal hastalık tanısı konduğunda, kişi bu hastalıkla yaşamayı öğrenmesi gerekir. Ama bu ifade sizi korkutmasın, demek istenen sürekli ve düzenli olarak hekim takibinde olmak ve ilaç kullanmaktır. Şeker hastalığı ve hipertansiyon gibi…
Romatizmal hastalıklar kaç çeşittir?
Romatizmal hastalıklar deyince geniş bir hastalık grubunun akla gelmesi gerekir. İltihaplı eklem romatizmaları, omurga romatizmaları, gut, Behçet Hastalığı, Ailesel Akdeniz ateşi, kireçlenme (osteoartrit), damar romatizmaları (vaskülit), fibromiyalji sendromu (yumuşak doku romatizması) gibi birçok hastalık romatizmal hastalıklar sınıfına girer ve Romatoloji uzmanları tarafından takip edilir. Romatolojik hastalıklar ayrı bir uzmanlık alanıdır.
Bu yazıda daha çok iltihaplı eklem ve omurga romatizması hakkında bilgi vereceğiz…
Her eklem ağrısı romatizma mıdır?
Elbette değil. Çoğu romatolojik hastalıkta ağrıya ek olarak eklemde şişlik, hareketlerinde kısıtlılık ve özellikle güne başlarken eklemlerinde sertlik hali söz konusu olur. Toplumumuzda çoğunlukla romatizma kelimesi ağrıyla eşdeğer şekilde kullanılır ama bu doğru değildir. Ağrının romatizmal hastalığın göstergesi olup olmadığı hekim tarafından ayırt edilmelidir.
İltihaplı eklem romatizması dışında da başka romatizma çeşitleri var mı? İç organları da etkileyen romatizmalar var mı?
Evet. Çoğunlukla romatizmal hastalıklar eklemlerden başlar, hastalığın tipine göre eklemlerde şekil bozukluklarına ve kalıcı değişikliklere neden olurken, bir kısmı da iç organlarda da (akciğer, böbrek, karaciğer vb.) harabiyet yapabilir. Vaskülitler (damar romatizmalarında) dediğimiz grupta ise öncelikli hedef damarlardır. Eğer iç organları besleyen damarlar etkilenmişse solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği, sindirim sistemi yakınmalarına neden olabilir.
Romatizmal hastalıklarda görülen yakınmaları özetler misiniz? Yani ne tür yakınmalar olduğunda kişi Romatoloji Uzmanına başvurmalıdır?
Eklem ve omurga romatizmalarında görülen şikayetleri şöyle sıralayabiliriz:
Eklemlerde ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı
Sabahları eklemlerinde sertlik olması, daha sonra yavaş yavaş gevşemesi
El parmaklarında soğukta beyazlaşma, sararıp solma
Cilt altında bezeler
Güneşte ciltte aşırı duyarlılık ve yaralar gelişmesi
Ellerde veya vücudun herhangi bir yerinde deride sertlik
Güçsüzlük, merdiven inip çıkamama, oturup kalkamama ve kaslarında ağrı
Özellikle sabahları daha belirgin bel ağrısı ve tutukluk hali
Gözlerinde sık sık iltihaplanma (üveit)
Romatizmanın nedeni nedir? Romatizmadan korunmak için ne yapılabilir?
Çoğu romatizmal hastalıkta genetik yapı önem taşır. Yani bazı genlerin varlığı romatizmaya yatkınlık yaratır. Çevresel koşullar, enfeksiyon etkenleri ve bilemediğimiz bazı durumlarda, genetik olarak romatizmaya yatkın kişilerde hastalık ortaya çıkabilir. Yani romatizmal hastalıkların nedeni hala tam bilinmiyor ve önlem alabilmek gibi bir durum da söz konusu değil.
Soğuk hava ve nem romatizmal hastalığa neden olur mu?
Soğuk havalarda ve nem oranının yüksek olduğu hallerde eklem içinde bulunan az miktardaki kayganlaştırıcı sıvının akışkanlığı ve dağılımı değiştiği için ağrı ve sızı olması doğaldır. Bu durum sağlıklı bireylerde de görülür, kişisel duyarlılıklar önemlidir. Ancak romatizmaya neden olmaz ve tek başına romatizma düşündürmez.
Sanıldığı gibi romatizma ileri yaşlarda mı görülür?
Gerçekten öyle sanılıyor. Yaş ilerleyip eklem ağrıları başlayınca herkes romatizma olduğunu düşünüyor veya gençlerde eklem ağrıları önemsenmiyor. Çoğu romatizmal hastalık genç yaşlarda başlıyor. Özellikle omurga romatizmaları genç erkekleri etkilerken, eklem romatizmaları doğurganlık çağındaki kadınlarda daha sık görülüyor. Genç erkeklerde görülen bel ve kalça ağrıları maalesef mekanik sebeplere ve bel fıtığına yorulup, romatizma düşünülmüyor. Bu da çok erken yaşlarda omurga hareketlerinin kısıtlanmasına kalmasına neden oluyor. Özellikle bel ağrısından yakınan genç yaş erkeklerin mutlaka omurga romatizması yönünden değerlendirilmesi gerekir.
İleri yaşlarda özellikle yük taşıyan eklemlerde (diz, kalça, ayak bileği) başlayan ağrıların ve şekil bozukluklarının çoğunlukla nedeni kireçlenmedir.
Çocuklarda romatizma görülür mü?
Evet. Çocukluk yaş grubuna özgü romatizma tipleri var. Çok küçük yaşlarda bile başlayabilir. Eğer erken teşhis edilip tedavi edilmezse kalıcı sakatlıklara ve gelişme geriliğine neden olabilir.
Ailede romatizmal hastalık olması diğer kişilerde risk yaratır mı?
Evet. Romatizmal hastalıkların nedenleri arasında genetik yapının çok önemli olduğunu söylemiştik. Bu durumda ailede romatizmal hastalık olması aynı veya farklı bir romatizmal hastalık için yatkınlık olduğunu düşündürür. Ama bu hiçbir zaman kesinlik taşımaz, daha önce de söylediğimiz gibi bilemediğimiz çevresel koşullara maruz kalınmazsa hiçbir şey de olmayabilir. Daha özetle; romatizmal hastalıktan kuşkulandığınız kişinin ailesinde de romatizma olması tanınızı kuvvetlendirir ama ailesinde romatizma olduğu bilinen sağlıklı bir kişide romatizma gelişeceğinin göstergesi değildir.
Romatizmal hastalığı olan kişi bebek doğurabilir mi? Bebeğine romatizmal hastalık geçer mi?
Romatizmanın tipine göre, iç organlarda harabiyet olup olmamasına göre değişir. Hastalığının o dönemde aktivitesi azalmış ve kontrol altına alınmışsa, uzun süredir hastalık şiddetinde alevlenme olmamışsa ve bazı incelemelerden sonra gebeliğe izin verilebilir. Bu süreçte çok sıkı takip gerekir. Bazı romatizmal hastalıklar gebelik esnasında alevlenip artış gösterirken, bazıları tamamen sessizleşir. Hekim onayı alınmadan gebe kalınmaması gerekir. Tedavide kullandığımız bazı ilaçların uzun süren etkilerinin olması nedeni ile, ilaç kesildikten sonra da bir süre beklemek gerekir.
Bulaşıcılık gibi bir durum söz konusu olmadığı için geçmez. Ama anne kanından bebeğe geçebilen bazı maddeler nedeni ile bazı romatizmal hastalıklarda bebeğin ilk günlerinde olumsuzluklar olabilir ama bu geçicidir.
Örneğin lupuslu gebeden doğan bebek lupuslu doğmaz. Genetik yapıyı taşıyabilir ama ilerleyen yıllarda lupus hastası olup olmayacağı söylenemez.
Romatizma tedavisi ne kadar sürer? Tamamen geçer mi?
Romatizma şeker hastalığı ve hipertansiyon gibi kronik bir hastalıktır. Bu nedenle tedavi belli bir süre değil, ömür boyudur. Hastalığın şiddetine göre zaman zaman az, zaman zaman çok ilaç kullanmak gerekebilir. Tamamen hastalığı ortadan kaldırmak mümkün olmaz ama kontrol altına alınabilir. Kontrol altındaki hastalık birden alevlenebilir, bu nedenle hiçbir yakınma olmasa dahi sürekli hekim takibi gerekir.
Tedavide ne tür ilaçlar kullanılır, egzersizin yararı var mı?
Tedavide romatizmanın temel etkili ilaçları ve yardımcı ilaçlar kullanılır. Temel etkili ilaçlar bağışıklık sistemi üzerine etkilidir. Düzenli hekim takibi, kan testleri takibi gerektirir. Kortizon çok sık kullandığımız, kimi zaman hayat kurtarıcı bir ilaçtır. Bu önemli ilaçların mutlaka doktor kontrolünde kullanılıp, doktor kontrolünde bırakılması gerekir. Hem hap olarak hem de iğne şeklinde ilaçlar mevcut. Son yıllarda geliştirilen ilaçlarla romatizma tedavisinde çığır açılmıştır diyebiliriz.
Egzersiz mutlaka gerekir. Hareketleri sınırlanmış eklem ve omurganın esnekliğine kavuşması için, kas ağrılarında spazmın çözülmesi için büyük önem taşır.
Kaplıca tedavisi romatizmaya iyi gelir mi?
Genel olarak iltihaplı eklem romatizmalarına kaplıca ve sıcak uygulamalar iyi gelmez. Hatta aktif hastalık esnasında yakınmaları daha da artırabilir. Kireçlenmede faydası vardır. Kaplıcaya gitmeye karar vermeden önce hekim onayı alınması gerekir.
Vücudumuzun hareket etmesini sağlayan kaslar, kemikler, eklemler ve bu yapıları birleştiren bağlarda ön planda ağrı ve hareket kısıtlılığına bazen de şişlik ve şekil bozukluğuna neden olan hastalıklara genel olarak romatizma adı verilmektedir. Romatizma tek bir hastalık değildir. 200′e yakın hastalık bu sınıfa girer. Eklem romatizmaları (osteoartrit, romatoid artrit), yumuşak doku romatizmaları (fibromiyalji, boyun ağrısı, bel ağrısı) ve kemik erimesi (osteoporoz) bunlar arasında en sık görülenleridir.
Romatizmal hastalıklar genel olarak kadınlarda daha sık görülmekte ve yaş ilerledikçe sıklığı artmaktadır. Bununla birlikte erkeklerde daha sık görülen (gut, ankilozan spondilit) ya da ön planda gençlerde görülen (örnek: sistemik lupus eritematozus) hastalıklar da vardır. Romatizmal hastalıklar çocukluk çağında da görülebilir. Romatizmal hastalıkların önemli bir bölümünün kesin nedeni bilinmemektedir. Çoğunlukla bulaşıcı-mikrobik değildir. Kalıtsal özellikler (genetik yatkınlık) bazılarında önem taşır. Eklemlerdeki yükü artıran şişmanlık ya da damar yapısını bozan sigara kullanımı gibi dış etkenlerin engellenmesi romatizmalı hastalar için de yararlıdır. Bazı iltihaplı romatizmal hastalıklar kas-iskelet sistemi dışında derimizi (kızarıklık, döküntü), iç organlarımızı (akciğer, böbrek, beyin vb.) etkileyebilir.
Bütün sağlık sorunlarında olduğu gibi romatizmal hastalıklarda da en uygun tedavinin yapılabilmesi için ilk aşamada hastalığa doğru teşhisin konulması gereklidir. Romatizmal hastalıklara özellikle erken dönemde teşhis konulması güç olabilir ve hastanın bir süre konunun uzmanı tarafından tetkik edilmesi ve izlenmesi gerekebilir. Romatizmal hastalıkların belirtileri zaman içinde değişiklik gösterebilir. Romatizmal hastalığı olan her hasta için kişisel bir tedavi planı yapılması gerekir. Başka bir hasta için yararlı olan ilaçlar ya da tedavi girişimleri sizin için uygun olmayabilir. Doktorunuz tarafından önerilmeyen tedavileri uygulamanız sizin için yararsız ve tehlikeli olabilir, uygun tedavinin yapılması gecikebilir. Romatizmal hastalıkların bir bölümünde hastalık çok uzun süre devam edebilir. Bu hastalıklara müzmin (kronik) hastalıklar denir. Bu durumda tedavininin de uzun süreceğini ve verilen ilaçların hekim kontrolünde sürekli alınması gerektiğini unutmayınız. Yapılan tedaviler hastalığı tamamen yok etmese dahi günlük yaşamınızın ağrısız ve rahat olmasını sağlamayı amaçlamaktadır
Romatizmalı hastaların hastalıkları ve kullandıkları ilaçlar konusunda bilgi edinmeleri yaşamlarını olumlu yönde etkiler. Kullanılacak ilaçların olası bilinmesi yararlıdır.
Artrit: Eklemde İltihap
Eklem, kemiklerimizin birleştiği bölgelere verilen isimdir. Bazı eklemlerimiz çok hareketlidir (örnek dirsek diz, parmak, ayak bileği eklemleri) bazı eklemlerimiz ise sadece kemiklerin birleşmesini sağlar (kafatasımızdaki eklemler). Omurgamızda da boyun ve belimizi hareket ettirmemizi sağlayan eklemler vardır. Eklemlerde bulunan kıkırdak dokusu kemiklerin birbirine sürtünmesini engeller. Doktorunuz teşhisinizin artrit olduğunu belirtirse, eklem ya da eklemlerinizde iltihap olduğu kanısına varmıştır. Artrit ön planda hareketli eklemlerin hastalığıdır. Artritin en önemli belirtileri eklemde ağrı, şişlik, kızarıklık, sıcaklık ve eklemin normal hareketlerini yapamamasıdır. Ağrı, eklemin hareket etmesiyle, istirahatte ve bazen de gece meydana gelebilir. Hasta eklem bölgesinde özellikle sabahları ve istirahat sonrası tutukluk-eklemin hareketlerinde güçlük-daha belirgindir. Bu hastalıklarda sadece eklemler değil eklemin çevresindeki kaslar, yumuşak dokular ve bağlar da etkilenebilir.
Uzun süren artritler eklemlerde şekil bozukluğuna ve eklemin hiç hareket edememesine yol açabilirler. Halsizlik ve yorgunluk artritli hastalarda diğer belirtilere sıklıkla eşlik eder. Eklemlerin yapısının, özellikle kıkırdağın bozulması (dejenerasyon) ile seyreden ve halk arasında kireçlenme olarak da adlandırılan osteoartrit (artroz) en sık görülen eklem hastalığıdır. En çok diz ve kalça eklemlerini etkiler, çok sayıda eklemi tutması nadirdir. Genellikle elli yaşından sonra görülür. Bu hastalıkta ağrı genellikle hareket sonrasında ortaya çıkar, sabah yoktur. Eklemlerde bulunan zarın (sinovya) ve daha sonra eklemin iltihaplanmasının ön planda görüldüğü romatoid artrit yıllar içinde eklemlerin tahrip olmasına yol açabilen, sık görülen, müzmin bir hastalıktır. Çok sayıda eklemde iltihap görülür. Tüm vücudu etkileyen (sistemik) ve iç organları da tutabilen bir hastalıktır. Erken teşhis edilmesi ve uzun süre ilaçlarla tedavi edimesi gerekmektedir. Omurga ve leğen kemiği eklemlerini tutan müzmin romatizma hastalığı ise ankilozan spondilit adını alır. Genç erkeklerde daha sık görülür. Tedavi edilmemesi omurga hareketlerinde kısıtlanmaya yol açabilir.
Pediatrik Rehabilitasyon
Yazar berkmr | 04.07.2007 | Kategori Pediatrik Rehabilitasyon
->
Fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımlarının başında yer alan değerlendirme yalnızca bir özür, nörolojik bir problem sonrası yapılan bir değerlendirme değildir.
“Bebeğin ilk 4 haftasında yenidoğanla ilgili hekim grubunun yaptığı değerlendirmelerin yansıra rutin değerlendirmelerde fizyoterapi değerlendirmesi de yer almalıdır. Amaç olası özürlerin erken saptanmasının yanı sıra bebeğin gelişiminin izlenmesi ve ailelere bebeğin fiziksel gelişimi hakkında ileriye dönük bilgi vermektir.”
Bebeklerin bir ekiple değerlendirmesi son derece önemlidir. Ekipte pediatri uzmanı, pediatrik nörolog, ortopedist, fizyoterapist, çocuk gelişim uzmanı, hemşire ve ilgili diğer sağlık elemanları yer almalıdır.
Yukarıda da bahsettiğim gibi son adet tarihinden sonra, 37 haftadan önce doğan bebekler prematüre bebek olarak tanımlanmaktadır. 26 haftadan erken doğan bebeklerin yaşama şansı daha az olmasına rağmen son dönemlerde geliştirilmiş olan tıbbi olanaklarla ( monitörle izleme, endotrakeal intübasyon ve respiratörle solunuma yardım, total parenteral beslenme gibi) bu şans artmıştır. Ülkemizde de bu tür servisler mevcuttur. Bebeklerin gelişiminde doğum ağırlığının da önemli bir yeri vardır.
Doğum ağırlığı 2500 gramın altında olan bebekler düşük doğum ağırlıklı, 1500 gramın altındakiler çok düşük doğum ağırlıklı, 1000 gramın altındaki bebekler ise ileri derecede düşük doğum ağırlıklı olarak kabul edilmektedir. Gelişmiş ülkelerde yapılan araştırmalarda 2500 gramın altındaki yenidoğanların yaklaşık %70’ini preterm yenidoğanlar oluşturur. Ülkemizdeki çalışmalarda da buna benzer sonuçlar elde edilmiştir.
Prematüre bebeklerde, özellikle riskli diye adlandırılan doğum yaşı ve/veya doğum ağırlığı düşük olan bebeklerde daha çok olmak üzere tüm bebeklerde kalp ve dolanım sistemine bağlı sorunlar, zor doğum sırasında oluşan asfiksi, bebeğin solunum yollarına sıvı aspirasyonu, anoksi ( oksijensiz kalma), bebeğin geç ağlaması, morarma, kan uyuşmazlığı, sarılık, akciğer problemleri, enfeksiyon, merkezi sinir sisteminin etkilenmesine bağlı olarak bazı nörolojik problemler meydana gelebilmektedir. Öncelikli olarak bu bebeklerin pediatrik nörolog tarafından görülmesi gerekir. Takiben pediatrik fizyoterapist tarafından yapılan değerlendirme de görülebilecek problemlerin erken saptanması ve dolayısıyla erken rehabilitasyonun başlamasına olanak verir ve kalıcı bozuklukların önlenmesi sağlanmış olur.
Yenidoğan bebek doğumu izleyen dakika, saat ve günlerde vücudunun hemen tüm sistemlerini içeren biyokimyasal ve fizyolojik değişiklikler ile dış ortama uyum yapmak zorunluluğundadır.
| Fizyoterapi değerlendirmesi şunları kapsar; | |
| Öykü alınması Anne öyküsü Annenin yaşı Boyu Gebelikten önceki tartısı Gebelik süresince tartı artışı Hastalıkları Aldığı ilaçlar Geçirdiği enfeksiyonlar Kötü alışkanlıkları Doğum öyküsü Doğumun yapıldığı yer Prezantasyon şekli (baş ya da makat) Travayın (doğum eyleminin) süresi Su kesesinin açılmasından doğuma kadar geçen süre Amniyotik sıvı durumu (rengi, miktarı gibi) Göbek kordonunun durumu Plasentanın özellikleri Acil girişim veya özel bakım gerektiren bir durum olup olmadığının belirlenmesi Majör veya minör bir anotomik anomali varlığının saptanması Daha sonraki değerlendirmelere esas oluşturacak bulguların kaydedilmesi |
İlk değerlendirmede yenidoğanın genel durumu değerlendirilir. Cildin rengi ve postür gözlenmelidir. Yenidoğan normalde intrauterin yatış pozisyonunu devam ettirir ve fleksiyon postüründedir. Ayrıntılı değerlendirmede; Kranial sinirler, Refleksler, Postür ve kas tonusu, Ekstremite deformitelerinin olup olmadığı, Anne karnındaki pozisyona bağlı gelişebilecek deformiteler ( özellikle boyunda görülebilecek tortikollis, el ve ayak eklemlerinin harekeliliği ve pozisyonu, omurga ) Motor gelişim özellikle baş kontrolü, Emme ve beslenme durumu, Duyu ve algılama testleri yapılır. Gebelik döneminde, doğum sırasında ve sonrasında meydana gelebilecek problemlerde, değerlendirme oluşan tabloya göre ayrıntılandırılır. Genetik hastalıklara bağlı görülebilecek bozukluklar, Kol ve bacak kemiklerindeki kırıklar, Sinir zedelenmeleri ( Brakiyal pleksüs, omurilik zedelenmesi ) ayrıca değerlendirilmelidir. |
Değerlendirmelerden sonra herhangi bir nörolojik problemi bulunmayan bebeklerin ailelerine,
Beslenme ve taşıma sırasındaki pozisyonlar,
Yatış sırasındaki doğru pozisyonlama,
Bebeğin motor gelişiminin dönemleri, ögretilmelidir.
( Bu bilgi ailelerin bazı hareketleri erken yaptırarak eklem deformitelerine neden olmalarını önler. )
Sık görülen,
Bebeğin erken oturtulması, bastırılması, yürütülmeye çalışılması,
Tekrarlayıcı hareketlerin yapılması (devamlı zıplatma yada zıpzıp kullanılması),
Uygun olmayan yürüteçlerin kullanılması ,
Uygun olmayan aykkabıların kullanılması,
Bebeğin devamlı kucakta tutulması, yüzükoyun pozisyona hiç getirmeme yada devamlı aynı pozisyonda tutma, önlenmelidir.
Ailelere bebeğin normal gelişimi anlatılmalıdır. Özellikle prematüre bebeklere ailelerin düzeltilmiş yaşına göre davranmaları istenmelidir.
Bunun yanında ailelerin bazı bozuklukların erken tespitine yardımcı olmak amacıyla,
1 aylık bebekte;
Sürekli ağlama
Emme bozukluğu
Israrlı ve sürekli kusma
Çevresinden gelen uyarılara cevap vermeme
Havale (Konvülzyon)
2 aylık bebekte
(yukarıdakilere ek olarak);
Bulunması gereken reflekslerin kaybı
Kaslarda aşırı sertlik ya da gevşeklik
3 aylık bebekte;
Gözde kayma, titreme
Bebeğin sırtüstü, baş ve topuklar üzerinde yay gibi sert bir şekilde durması
Bebeğin gülmemesi, annenin yüzüne bakmaması
4 aylık bebekte;
Baş kontrolünün olmaması
Gözde odaklaşmanın sağlanamaması
Elin ya da ellerin baş parmak içte kalacak şekilde yumruk halinde tutulması
Kaybolması gereken reflekslerin devam etmesi
8 aylık bebekte;
Dönme ve oturma aktivitelerinin olmaması
El-göz koordinasyonunun yokluğu
Tekme atarken iki bacağın da itilmesi
Bebeğin bacaklarını uzatarak oturduğu pozisyonda vücudunun öne eğilmesi, bacakların birbiri üzerine binmesi
10 aylık bebekte;
Emeklemenin olmaması ya da her iki ayağın birden çekilerek, sıçrar tarzda emekleme
Ayağa kalkmada zorluk
İsmi ile çağrılınca tepki vermemesi
Ağızdan salya akması
Verilen yiyeceği ağzına almaması ya da ağzına götürememesi
1 yaşındaki bebekte;
Tutunarak yürüyememesi
Parmak ucuna basarak yürüme
belirtileri gözlendiği durumlarda derhal doktora başvurmaları söylenmelidir.
Bebek yürüyene kadar, en fazla 3 aylık aralarla rutin fizyoterapist kontrolü sağlanmalıdır.
Herhangi bir bozukluk durmunda fizyoterapi yaklaşımı tamamen değişmektedir.
Teşhisden sonra, olabilecek en kısa zamanda rehabilitasyona başlanmalıdır.
Osteoporozda Egzersiz
Yazar berkmr | 04.07.2007 | Kategori Osteoporozda Egzersiz
Kemiklerinizin Güçlendirilmesinde Egzersizin Önemi!
Düzeni egzersiz, dayanıklılığı arttırıcı etkisiyle, osteoporozu önlemede çok önemlidir. Kemikleriniz uygulanan mekanik basınca karşı çok duyarlıdır. Dolayısıyla yük altındaki kemikler daha çok kalınlaşır ve güçlenir. Bu nedenle, vücut ağırlığı ile yapılan egzersizler kemiklerin üzerinde basınç yaratarak kemik yapımını artırdığı gibi, kas gücünü de arttırır.
Hareketsizlik (Örn: Alçıda veya yatalak olmak) kemiklerin zayıflamasına neden olur.
Yerçekiminin ve kemiklerin üzerindeki ağırlığın yok olduğu uzayda yaşayan astronotların hızlı bir kemik kaybına uğradıkları gösterilmiştir.
Kemikler üzerindeki bu değişiklikler düzelebilir. Düzenli bir egzersiz uygulamasına başlamak, kemiklerin tekrar güçlenmesine ve osteoporoz riskinin azalmasına yardımcı olabilir.
Menopozdaki bir grup kadına bir yıl süreyle haftada üç kez egzersiz yaptırılmıştır. Bu egzersiz rejimi, 5-10 dakikalık esnemeyi takiben 30 dakikalık yürüme, hafif koşu veya dans figürlerinden oluşmuş; sonuçta egzersiz yapan kadınların kemiklerinin egzersiz yapmayan kadınlara göre daha güçlü olduğu saptanmıştır.
Egzersiz Kemiği Nasıl Geliştirir?
Kemikler, ince doku lifleriyle birbirine bağlanan bir hücre ağı içerir. Kemik ağırlığa maruz kaldığında, bu lifler gerilir, çekilir, basılır ve bükülür. Bu, kemik dokusunda yeni kemik oluşumunu uyaran bir sinyal işlevi görür. Böylece, kemiğin en fazla ağırlık altında olduğu noktalarda kemik kütlesi artar.
-Yeni kemiğin oluşma oranı, kemiğin maruz kaldığı gücün büyüklüğüne ve hızına bağlı olarak değişir. Bu güç ne kadar büyük uygulanırsa, yeni kemiğin oluşma oranı da o kadar artar, (Ancak, bu güç çok fazla olursa, kemik kırılır.)
-Egzersiz aynı zamanda kan dolaşımını da uyarır. Bu sayede kemiklerinize oksijen
ve kalsiyum gibi besin maddeleri daha fazla ulaşır.
-Yapılan araştırmalar, egzersizin menopoz öncesi ve menopoz sonrası kadınlarda kemiğin dayanıklılığını arttırdığını göstermiştir.
-Düzenli egzersiz kasları güçlendirerek, dayanıklılık, elastikiyet ve denge yeteneğini
arttırır. Sonuçta, yaşlıların düşme olasılığını azaltır.
-Hareketsizlik kalça kırığı riskini arttırır.
-Egzersiz ile osteoporozdan kaynaklanan kemik kırığı riski azalır.
Hangi Tür Egzersiz En iyisidir?
Kemiklerin dayanıklılığını arttırmada en yararlı egzersizler, Kemiklere aerilinı uygulayan ağırlık taşıma aktiviteleridir.
Aşağıda, kemikler için yararlı bazı egzersizler yer almaktadır:
Aerobik
Raket sporları
Jimnastik
Yürüyüş
Voleybol
Koşma
Dans
Sıçrama
Eklemleri ve kasları esneten hareketler de kemiklere hafifçe basınç uygular. Dolayısıyla, yoga ve yüzme gibi ağırlık etkisi olmayan egzersizlerin de yaran olabilir. Bu sporlar kişinin vücudunu daha iyi kontrol etmesinni sağlayarak düşme riskini azaltır.
Egzersiz Ne Sıklıkta Yapılmalıdır?
Kemik yoğunluğunda devamlı bir artış sağlamak istiyorsanız, her gün kemiklerinize ağırlık veren bir egzersiz yapmalısınız. Bu egzersizin aşırı yapılmasına gerek yoktur. Örneğin, günde sadece 10-30 dakika sıçrayarak kemik yoğunluğunuzda artış sağlarsınız. Sağlıklı bir egzersiz için ideal olarak haftada beş kez, 20-30 dakika süreyle ölçülü egzrsiz yapmayı hedeflemenizde fayda vardır.
-Yarım saatlik egzersizinizin bir defada tamamlanması gerekmez. Dilerseniz bunu
günde iki veya üçe bölebilirsiniz.
-Forma girdiğinizde, herhangi bir egzersiz tipini her gün yapmaya çalışmalısınız.
Egzersiz, kemik direncini artırmak için çocukluk çağında da önemidir. Çocuklar haftada en az iki saatlik, tercihen iki veya daha fazla seans şeklinde egzersiz yapmaya özendirilmelidir.
-Yetmiş yaşın üzerindeki kişiler, fiziksel aktivite düzeylerindeki herhangi bir genel
artıştan yarar sağlarlar.
-Dahası, oturma ya da yatma yerine ayakta durma bile kemiklerin direncinin artmasına yardımcı olur. Yürüme, merdiven çıkma, yük taşıma, ev işleri, dans ve bahçeyle uğraşma gibi aktivitelerin tümünün osteoporoz kırıklarına karşı korunmada yardımcı olduğu bilinmektedir.
Dolayısıyla, yaşlı kişilerin fiziksel aktivite düzeylerini olabildiğince korumaları büyük önem taşımaktadır.
Nabız Hızınızı Ölçmeyi Unutmayın!
Yağ yakmak, forma girmek ve kemiklerinizi güçlendirmek amacıyla egzersiz yaparken, kalbinize fazl yüklenmeden güvenli sınırlar içinde kalabilmek için nabız hızını ölçmeyi ihmal etmemelisiniz, nabzınızı en kolay şu iki noktadan ölçebilirsiniz:
El bileğinizin iç kısmında, başparmağınızla aynı hizada (radyal nabız) Boynunuzun yan tarafında, çenenizin altında (karotis/şahdamarı nabzı) nabzınızı yaklaşık 15 dakika sakince oturduktan sonra sayın. Bu, dinlenme halindeki nabız hızınızdır.
-Normal olarak zinde bir kişide kalp dakikada yaklaşık 70 defa atar.
-Ancak bazı İlaçlar (Örn: Beta-blokerler), kalbinizin iş yükünü azaltmak üzere, kalbinizi yaklaşık 60 atıma kadar yavaşlatmak amacıyla tasarlanmıştır.
-Herhangi bir ilaç almıyorsanız, dinlenme halindeki nabız hızınız genel zindelik düzeyinizin kabaca bir değerlendirmesini verir:
| Dinlenme halindeki nabız hızı (dakikada atım) | Zindelik düzeyi |
| 50-59 | Mükemmel (idmanlı aletler) |
| 60-69 | İvi |
| 70 79 | Orta |
| 80 veya üzeri | Kötü |
Egzersizi Hangi Durumlarda Bırakmalısınız?
Egzersiz sırasında Kalbinize fazla yüklenmediğinizi görmek için, on saniye süreyle nabız hızınızı ölçün. Nabzınızın yaşınız için aşağıdaki tabloda gösterilen on saniyelik nabız sınırı içinde kaldığından emin olun;
| yaş | on saniyelik nabız sının |
| 20-29 | 20-27 |
| 30-39 | 19-25 |
| 40-49 | 18-23 |
| 50-59 | 17-22 |
| 60 - 69 | 16-21 |
| 70 | 15-20 |
-Egzersiz sırasında yaklaşık her on dakikada bir, on saniyelik sürelerle nabzınızı ölçün.
-Eğer formda değilseniz, başlangıçta nabzınızın on saniyelik nabız sınırınızın taban değerinde kaldığından emin olun. Birkaç hafa içinde yavaş yavaş nabız sınırının tavan değerine çıkarın.
Eğer herhangi bir zamanda nabız hızınız olması gerektiğinden daha yükseğe çıkarsa, egzersizi kesin ve nabzınız düşünceye kadar yavaş yavaş yürüyün. Yeniden başladığınızda, egzersizi biraz daha hafiften alın.
Egzersizi bıraktıktan birkaç dakika sonra da nabzınızı almaya çalışın. >¦ nabzınız ne kadar hızlı düşerse, o kadar formdasınız demektir.
On dakika dinlendikten sonra, kalp atım hızınız dakikada 100 atımın altına inmelidir. Eğer gerçekten formdaysanız, nabzınız bir dakikada 70 atıma kadar düşecektir.
20 dakikalık egzersizin sonunda, kendinizi tükenmiş değil, daha dinçleşmiş lissetmelisiniz.
Aşağıdaki durumlarda derhal egzersizi bırakın ve doktorunuzla konuşun;
-Herhangi bir zamanda ağn hissederseniz.
-Konuşamayacak kadar nefessiz kalırsanız
-Nefes darlığı veya ağrı hissederseniz
-Başınız dönerse ve kendinizi kötü hissederseniz
Egzersiz Rutininizi Düzenli Olarak Değiştirin
Egzersiz rutininizi düzenli olarak (6 ayda bir) değiştirmeniz yararlı olur.
Yapılan araştırmalar, 55 yaşın üzerindeki (yani, menopoz sonrası) kadınlarda kemik yoğunluğunun ağırlık veya aerobik gibi düzenli bir egzersiz programına başladıktan yaklaşık 6 ay sonra doruk noktasına ulaştığını göstermektedir. Me var ki, bu yarar bir /il sonra kaybolmaktadır.
Bu nedenle, eğer aynı biçimde egzersiz yapmaya devam ederseniz, sadece yeni kemik oluşturmayacak, aynı zamanda hem kemik yoğunluğunuzu artıracak hem de kemik kütlenizi korumuş olacaksınız.
Yaptığınız egzersiz türünü değiştirdiğinizde, kemikleriniz farklı bölgelerde yeni
uyarımlar alacak ve kemik oluşturma sürecine devam ederek maksimum etki sağlayacaktır.
Çok Fazla Egzersiz Sizin için Zararlı mı?
Düzenli egzersiz kemik yoğunluğunuzu arttırıp, osteoporoza karşı koruma sağlarken, çok ileri gitme olasılığı da vardır!
Aşırı egzersiz (özellikle de eğer kalsiyum bakımından yetersiz bir beslenme eşlik ediyorsa) kemiğin zayıflamasına ve stres kırıklarının ortaya çıkmasına neden olabilir.
Eğer bir kadın aşırı egzersiz yaparsa, östrojen düzeyleri düşebilir ve adetten kesilebilir. Bu, kemikler üzerinde menopoz sonrası östrojen eksikliği ile benzer etkiye sahiptir. Söz konusu kadının kemik yoğunluğu yılda %2-3 gibi hızlı bir oranda azalacaktır.
Ancak, kalsiyum takviyesi alınıp, aşın egzersiz düzeyleri önerilen düzeye indirildiğinde adet görmesi geri gelecek ve kemik mineral yoğunluğu tekrar artmaya başlayacaktır.
Egzersiz daima mantıklı düzeylerde tutulmalı ve ideal olarak profesyonel sporcular uzman gözetiminde idman yapmalıdır.
Kategoriler
- Bel Sağlığı (5)
- Bel Sağlığı için Yatak Seçimi ve Uygun Yatış Po (1)
- Boyun Ağrısı (2)
- Boyun Fıtığı (1)
- El Rehabilitasyonu (1)
- El uyuşması (1)
- Fizik Tedavi Nedir? (1)
- Hastalıklar (7)
- Liposuction (1)
- Ofis Egsersizleri (1)
- Osteoartritte Yürüme Bozuklukları (1)
- Osteoporoz (Kemik Erimesi) (1)
- Osteoporozda Egzersiz (1)
- Pediatrik Rehabilitasyon (1)
- Romatizma (1)
- Sırt ve Bel Ağrıları (1)
- Sportif Rehabilitasyon (1)
- Stresin Kas Ağrısı Üzerine Etkisi (1)
- Su İçinde Terleme Tedavisi (1)
- Yaralanmalar (15)
- Yumuşak Doku Romatizması (1)


