Hoşgeldiniz.
Osteoartritte Yürüme Bozuklukları
Yazar berkmr | 01.07.2007 | Kategori Osteoartritte Yürüme Bozuklukları
->
Osteoartrit sinoviyal zarı olan eklemlerin kıkırdak yapısında aşınma ve eklem çevresindeki kemikte proliferasyon ile karakterize dejeneratif bir hastalıktır. Günümüzde en sık görülen artrit formu olarak kabul edilmektedir. Özellikle diz ve kalça eklemlerinin etkilenmesi osteoartrite bağlı engellilik açısından önemlidir. Buna bağlı olarak da birtakım yürüme bozuklukları gelişmektedir.Kalça Osteoartritinde Yürüme analizi:
Kalça osteoartriti olan hastalarda dinamik eklem hareket kısıtlılığı ve stance fazında kısalma görülmektedir. Osteoartritin tek taraflı olması durumunda sıklıkla stance fazında ve çift adım süresinde belirgin bir asimetri ortaya çıkmaktadır. Hurwitz ve arkadaşları kalça osteoartriti olan hastaların kinetik analizi sonucunda ekstansiyon, adduksiyon, internal ve eksternal rotasyon momentlerinde azalma saptamışlardır. aynı zamanda ekstansiyon momentindeki azalma ile ağrıdaki artış arasında ilişki olduğunu ortaya koymuşlardır.
Kalça artroplastisi sonrası biypmekanik değişmeler:
*Yürüme hızında azalma
*Stance fazı ve çift destek zamanında azalma
*Basma fazı sonunda kalça fleksiyonunda azalma
*Erken stance fazında görülen kalça ekstansör ve abduktör momentinde azalma.
*Anterior pelvik Rotasyon
*Diz fleksiyonu ve ayakbileği dorsifleksiyonunda artış.
Diz Osteoartritinde Yürüme Analizi:
Diz osteoartritinde ağrı veya kas güçsüzlüğüne bağlı olarak yürüme hızı, dakika adım sayısı, çift adım uzunluğu azalmakta, stance fazı süresi artmaktadır. Kinematik incelemede sıklıkla sagittal düzlemdeki hareketlerin etkilendiği görülmektedir. Swing fazında diz fleksiyonu ile birlikte dizin açısal hızıda azalmaktadır. Bu duruma neden olarak ağrı, periartiküler dokularda esnekliğin azalması ve buna bağlı gelişen dinamik eklem hareket kısıtlılığı öne sürülmektedir. Diz ekleminde medial-lateral yük dağılımını belirleyen ana faktörlerden biri, stance fazı süresince dizi adduksiyona zorlayan eksternal adduktör momenttir. Teorik olarak, bu momentte oluşan artışın medial tibiofemoral OA gelişimine ve ilerlemesine katkıda bulunduğu bilinmektedir. Yapılan çalışmalarda medial tibiofemoral OA’de, adduksiyon momenti ile radyolojik hastalık şiddeti arasında önemli ilşki saptanmıştır. Ayrıca artmış olan adduksiyon momentini dinamik olarak dengelemek için kas kuvveti ve / veya yumuşak doku gerginliği devreye girmektedir. Yürüme analizinde bu durum basma fazı diz fleksör momentinde artış şeklinde görülebilmektedir. Yer reaksiyon kuvvetleri incelendiğinde tepe değerlerinin azaldığı ve asimetrik hale geldiği görülmüştür.
Ofis Egsersizleri
Yazar berkmr | 01.07.2007 | Kategori Ofis Egsersizleri
->
Bel ağrısı, sırt ağrısı günümüzün yoğun iş yaşamında hepimizin başına gelen sorunlardandır. Bunların önüne geçmek ise oldukça kolay. Masa başı iş yapan çalışanların mutlaka dikkat etmeleri gereken basit ve fazla zaman almayan egzersizler sizleri bu ağrılardan kurtarabilir.
Vücudumuz gün içinde normal dolaşımını sağlayabilmek için hareket etmelidir. Uzun süre masa başında oturmak zorunda kalan kaslarımız bir süre sonra normal tonusunu kaybeder ve kasların kemiklere tutunan kısımlarında zayıflama başlar. Uzun süre dinlenme halindeyken birden bacaklarımıza yüklenmek, bu bölgelerin normal yapısını olumsuz yönde etkileyebilir. Ayağa kalkıldığında kalça ve sırt bölgesinde ağırlık birden artar. Bu problemler disk kayması gibi ciddi kronik problemlere de yol açabilir. Yapabileceğimiz en iyi şey arasıra masamızdan kalkıp yürümektir. Çok fazla iş yükü varsa o zaman bir kaç gerinme tekniği size yardımcı olabilir. Kambur oturmak, bacak bacak üstüne atmak gibi yanlış alışkanlıkların baş ağrısına, sırt, boyun ağrısına neden olduğu düşünüldüğünde duruşumuzda yapacağımız birkaç değişikliğin bizleri bu ağrımızdan uzaklaştırabileceği açıktır.
Yapabileceğimiz egzersizler: Sırtınızın dik durmasına dikkat edin. Ortalama her saat başı sırtınızı, bacaklarınızı ve kollarınızı gerdirme hareketleri yapın.Çenenizi ittirin ve başınızı ters yöne doğru iyice gerin. Enseniz üzerine başınızı yaslamaya çalışın. Bu egzersizi sağa sola doğru da 8 saniye kadar uygulayın ya da içinizden 10′a kadar sayın. Duvara yüzünüz dönük durup, ayaklarınızı yere tam basarak ellerinizle duvara baskı uygulayın.El bilekleriniz için bileklerinizi hareket yönünün tersine doğru diğer eliniz yardımıyla germe işlemi uygulayın.Bacaklarınız için yapabileceğiniz bir egzersiz de bacaklarınızı bir sıra ya da masa üzerine koyup ellerinizle bacaklarınıza doğru eğilmek ve ayaklarınızı tutmaya çalışmak.
Yine bunun yanında ağrılarınız için kombine ilaç tedavileri ya da fizik tedavi egzersiz programları uygulanması gerekebilir. Geçmeyen ağrılarınız için bir fizik tedavi uzmanına danışın.
Liposuction
Yazar berkmr | 01.07.2007 | Kategori Liposuction
Liposuction bir zayıflama yöntemi değil, şekillendirme
yöntemidir. Liposuctionın amacı diyetle verilemeyen yağları yani
derin yağ dokusunu almaktadır. Ameliyat öncesinde amacımız bölgesel
zayıflamayı sağlamak, derin yağ dokusunu belirginleştirmek, cildin esnekliğini arttırmak, kasları kuvvetlendirmektir. Liposuctiondan sonra hacim kaybı oluyor. Gergin ve esnek bir cilt ameliyat sonrasında oluşacak bollaşmanın önlenmesinde çok önemlidir. Bunun için özel egzersizler, bacak ağırlık sistemlerini, stepper ve bisiklet cihazlarını kullanıyoruz. Ameliyat sonrasında 3.gün tedaviye başlıyoruz. Amacımız oluşan ödem ve hematomları azaltmak, iyileşmeyi hızlandırmak, bollaşmış olan cildi gerginleştirmek, ağrıyı engellemek ve kişinin hedeflenen vücut ölçülerine en kısa zamanda ulaşmasını sağlamaktır. Ağrı için Tens, kasları kuvvetlendirmek için Compex, ödem için Ultrason ve pnömatik Jobs (hava basınçlı kompresyon sistemi) ve masaj uyguluyoruz. İzometrik ve yardımlı aktif egzersizlerle kaslar çalıştırılıyor, 3-4 hafta sonunda dirençli egzersizlere geçiliyor. Korse kullanımı kesiliyor.
Abdominoplasti, karın bölgesi liposuction: Dikiş bölgesine uygulanan ultrason ve tens yara iyileşmesini hızlandırır, ağrı ve ödemin azalmasını sağlar. Compex karın bölgesi kaslarının çalışmasını sağlar. Başlangıçta yardımlı, devam eden sürede yardımsız ve dirençli aktif egzersizler uyguluyoruz, karın bölgesinde belirgin düzelme gözlenir.
El uyuşması -El uyuşmasının nedenleri
Yazar berkmr | 01.07.2007 | Kategori El uyuşması
Çevremizde çok sık duyarız. “Ellerim uyuşuyor” sözünü.. Uyuşukluk kimi zaman uzun sürer, kimi zaman ise kısa.. Ama nedense el uyuşması fazla ciddiye alınmaz. Oysa uyuşmanın birçok önemli nedeni olabiliyor. İşte el uyuşmasının en önemli nedenleri: 1-BOYUN DÜZLEŞMESİ: (%70)
Boyun düzleşince beyine giden dört damardan ikisi (vertebral arterler) gerilir ve beyine yeterince kan gidemez, kişide başağrısı, başdönmesi, bulantı, unutkanlık, tedavi edilmezse daha ileri safhalarda dengesizlik, konsantrasyon bozukluğu, ileri derecede alınganlık, isteksizlik oluşur.Boyun gerginliği çok ilerlememiş, henüz başlangıç safhasında ise kas gevşetici ilaçlar, sıcak uygulama, gürültüsüz ve az ışıklı yerlerde istirahat ile önlenebilir. Fakat boyun gerginliği ilerlemiş, ağrılar kollara da yayılıyorsa tedaviye fizik tedavinin veya tamamlayıcı tıp tedavisinin de eklenmesi gerekir. Eğer mevcut hastalığa eklenen ileri derecede bir boyun fıtığı da varsa cerrahi müdahale de gerekebilir.Boyun gerginliği tedavi edilmezse başağrıları sıklaşır ve ağrı kesici ilaçlara cevap vermez hale gelir, kişide mutsuzluk hali depresyona dönüşür. Sürekli boyun gerginliği boyun fıtıklarına zemin sağlar, kollarda uyuşukluk, güçsüzlük oluşur. Dengesizlik ve yürüme güçlükleri, ince beceri gereken hareketlerin yapılamaması gibi sorunlar ortaya çıkar.
2-KARPAL TÜNEL SENDROMU: (%10)
Koldan gelen bir sinir ve kas bağları el ayasının tabanında, bilek bölgesinde dar bir kanal ya da tünelden geçerek ele ulaşır. Bu dar kanala Karpal Tünel adı verilir, karpal tünelin içinden geçen sinir ise Median Sinir olarak adlandırılır. Karpal tünel sadece median sinir ve kas bağlarının sığabileceği kadar bir genişliğe sahiptir. Kanal içinde yer kaplayan herhangi bir oluşum ya da şişlik içindeki dokuların sıkışmasına neden olur. Median sinirdeki bu sıkışma sinirin uyardığı bölgelerde uyuşma ve keçeleşme şikayetleri ile kendini belli eder. Median sinirin karpal tünelde sıkışması ile ortaya çıkan bu tablo Karpal Tünel Sendromu olarak adlandırılır. Karpal tünel sendromu varlığında değişik tedavi alternatifleri mevcuttur. Bandaj bunlar arasında en sık kullanılan yöntemdir. Parmaklar, el ve bileğin doğal pozisyonlarında hareketinin engellenerek dinlendirilmesi karpal tüneldeki basıncı azaltmada oldukça etkili bir yöntemdir. Bandaj ile ağrının azalmadığı durumlarda bilek içine küçük dozda kortizon ya da lokal anestezik enjeksiyonu yapılabilir. Ağrıyı ve enflamasyonu gidermek amacıyla çeşitli steroid olmayan antienflamatuar ve ağrı kesiciler kullanılabilir. Hamile kadınlarda bu ilaçlar mutlaka hamileliği takip eden doktorun önerisi ile kullanılmalıdır. Israrcı olgularda küçük bir cerrahi müdahale gerekebilmektedir. Bu işlem hastanede yatmayı gerektirmeyen, ayaktan yapılan bir müdahaledir. El ayasında bileğe yakın bir alandan yapılan küçük bir kesi ile sıkışmaya neden olan bağ dokusu rahatlatılır. İşlem sonrası hasta 4-6 hafta içinde tamamen normale döner.
3-ULNAR OLUK SENDROMU: (%5)
El önkol kemikleri olan radius-ulna ile bilek eklemini ve birbirleriyle eklem yapan 2 sıra halinde 8 kemikten oluşan küçük karpal kemikler, 5 tarak kemiği, 14 parmak kemiğinden oluşur. Median, radial sinir ve ulnar sinir eldeki ana sinirlerdir. El hareketlerinin büyük kısmı önkolda bulunan ve tendonları ele uzanan adaleler aracılığı ile olur. Eğer 4. ve 5. parmaklarımızda uyuşukluk hissediyorsak ve dirseğimizden başlayan bir ağrı varsa ulnar sinir basısından şüphelenmek gerekir. Teşhis EMG ile konur. Eğer ileri safhadaysa cerrahi müdahale gerekir.
4-BOYUN TUTULMASI, KAS SPAZMI: (%5)
Genellikle boyunu destekleyen kasların aşırı gerilmesi ile oluşur. Ağır bir şey kaldırmak, aşırı spor, iş aktivitesi, yanlış masa başı çalışması kas spazmına neden olabilir. Ayrıca yanlış pozisyonda uyuya kalma, yüksek yastık ve kötü seyahat şartları da boyun tutulması yapabilmektedir. Çoğu zaman basit tedaviler ile spazm ve tutulma çözülmektedir. “Miyofasial ağrı, Fibromiyalji , Fibrosit ve Miyozit” diye de adlandırılan uzun süreli kas ağrısında, kas içersinde ağrıyı tetikleyen noktalar ve elle de hissedilebilen düğmecikler mevcuttur.
5-BOYUN FITIĞI: (%5)
Her iki boyun omuru arasında yastık görevi yapan jölemsi kıkırdak disk dokusunun omurilik ve kola giden sinirlere doğru taşmasıdır. Basının büyüklüğü ve etkinliğine göre boyun ve kol ağrısı, kol kaslarında kuvvet kaybı, ellerde his kusuru, uyuşma ve beceriksizlik görülebilir. Eğer omur iliğe doğru bası olur ise yürüme zorluğu, bacaklarda kuvvetsizlik ve idrar şikayetleri de görülebilmektedir. Konservatif tedaviye rağmen şikayetler geçmiyor, ciddi omurilik ve sinir basısı var ise; o zaman tedavi cerrahidir. 6-HİPOTİROİDİ: (%1)
Tiroit hormonlarının kanda çok az bulunması durumuna hipotiroidi veya hipotiroidism denir. Kadınlarda erkeklere nazaran çok daha sık görülür.Hipotiroidide şikayet ve belirtiler: Yorgunluk hissi, Uyuşukluk, Uyku hali, Konsantrasyon bozukluğu, Sersemlik hissi, Depresyon , Ciltte kuruluk, Saç dökülmesi, Kuru ve kırık saç, Kabızlık, Kilo alma, Kilo vermede zorluk, göz kapaklarında şişme, Balmumu renginde yüz, Terlemede azalma, Boğuk ses, Üşüme, İştah azalması, Eklem ağrısı, Ellerde uyuşma hissi, Hareketlerde azalma, Konuşmada yavaşlama, Nabız sayısında düşme, Bacaklarda şişme, Reflekslerde azalma, Tırnaklarda kolay kırılma, Kas krampları, Guatr, Tansiyon yüksekliği, Kolesterol seviyesinde yükselme, Aybaşı halinin bozulması, Düşük yapma, Çocuk yapamama, Sekste azalma, Çocuklarda boy kısalığı. Hipotiroidide en sık görülen bulgular yorgunluk, halsizlik aşırı uykuya meyil, saç dökülmesi ve üşüme hissidir. Bazen hasta hafıza kaybının farkına varmayabilir, arkadaşları tarafından bu yüzden uyarılabilir. Orta derecede kilo alma olur ve zayıflamakta güçlük çekilebilir. Aşırı şişmanlığa hiçbir zaman neden olmaz.
7-DİYABET: (%1)
Sürekli yüksek değerlerde seyreden şeker hastalığı da ellerde uyuşmaya sebep olabilir.
8-DİĞER: (%3)
Romatizmal hastalıklar, kas hastalıkları, multipl skleroz, beyin tümörleri, beyin damar tıkanmaları, kol damarlarındaki tıkanıklıklar v.s.
Ellerde uyuşma varsa ilk yapılması gereken öncelikle bir beyin cerrahına başvurmaktır.
El Rehabilitasyonu
Yazar berkmr | 01.07.2007 | Kategori El Rehabilitasyonu
El; vurabilen, alıp verebilen, besleyen, yemin edebilen, körler için okuyan,
dilsizler için konuşan, dosta uzanan, ritim yaratabilen ve çekiç, maşa gibi kullanabildiğimiz bir cihazdır. [PAUL VOLERY 1938] Bu nedenle elimizin yaralanmaları veya fonksiyon bozuklukları bizi beklenilenden çok daha fazla kısıtlar.
| Elin yaralanmalarında ve hastalıklarında iyi bir değerlendirme çok önemlidir. Duyu, eklem hareketleri, görüntü, kas gücü, ödem değerlendirilir. Fonksiyonel testler uygulanır. El yaralanmalarında ameliyatı takiben uygulanacak fizik tedavi ve rehabilitasyon elin iyileşmesini direkt olarak etkiler. Duran veya kleinert yöntemlerine göre atelleme ve tedavi protokolleri merkezimizde uygulanmaktadır. |
El yanıklarının rehabilitasyonunda en önemli nokta eldeki yaraların iyileşmesini beklerken elin en fonksiyonel pozisyonda korunmasını sağlamaktır. Uygun splint kullanımı ve rehabilitasyon kalıcı bir sakatlık bırakmadan elin iyileşmesini sağlar.
El ve bileğin kırıklarında rehabilitasyonu kısıtlayan en önemli sorunlar hareketle artan ağrıdan, ödemden hareket kısıtlılığı ve kaslarda kuvvet kaybıdır. Ağrıyı azaltmak için fizik tedavi ajanlarından faydalanılır.
Pozitif Fizik Tedavi Merkezi uzman ocupational terapistinin kontrolündehastalarının rehabilitasyonunu sürdürmektedir.
Dandy-Walker Sendromu
Yazar berkmr | 01.07.2007 | Kategori Hastalıklar
Dandy-Walker Sendromu doğumsal bir hastalık olup beyinde dördüncü ventrikül denilen bir boşluk ile beyinciği ilgilendirmektedir.Hastalık dördüncü ventrikül denilen ve beyin omurilik sıvısının dolaştığı boşluklardan birinin doğuştan anormal genişlemesi, beyincikte iki beyincik yarımküresinin arasında yer alan ve vermis denilen bölümün yokluğu(agenezisi) veya gelişiminin geri kalması(hipoplazisi) ve bu anormallikler sonucunda kafatasının arka boşluğunda bir kist oluşması ile karakterizedir. Ayrıca hidrosefali yani kafa içi basıncının artması ve kafatasının genişlemesi de eşlik edebilir. Bu hastalığın dördüncü ventrikülün tavanını tutan jeneralize disembriyogenezis (yani anne karnında embriyo döneminde iken yetersiz gelişim) sonucu meydana geldiği düşünülmektedir. Ayrıca cerebellum u yani beyinciği oluşturan yarımküreler de yetersiz gelişim sonucu küçük kalmış ve kenara doğru itilmiştir. Hastaların %70 inde Luschka ve Magendie delikleri adı verilen ve beyin omurilik sıvısının beyin içinden omurilik kanalına boşalmasını sağlayan deliklerin doğuştan tıkalı olması sonucu hidrosefali oluşur.Yani boşalamayan beyin omurilik sıvısının kafaiçinde normalden fazla artar ve yaptığı basınç nedeni ile içinde dolaştığı kanalları yani ventrikülleri genişletir bunun sonucunda da kafaçevresi büyür ve kafaiçi basıncı artar. Hastalık Belirtileri Nelerdir? Hastalığın belirtileri çoğunlukla erken çocukluk döneminde başlar. Başlıca belirtiler çocuğun nöro-motor ve zeka gelişiminin geri kalması ve baş çevresinde meydana gelen büyümedir. Bu, vücutta genel anlamda sinir sistemi ile kas-iskelet sisteminin birlikte, sistematik, yaşa uygun ve olması gereken gelişiminin geri kalması anlamına gelmektedir. Bunun sonucunda çocukta ileri yaşlara doğru anormal kas tonusu ve kasılmaları nedeni ile spastik vücut postürü yani spastisite ve zeka gelişiminde yetersizlik ortaya çıkmaktadır. Hastaların yaklaşık yarısında zeka gelişimi ve IQ düzeyi normal kalmaktadır.
Hastalık belirtileri hastalığı oluşturan anormalliklerin ağırlık derecesine bağlıdır. Bazı çocuklar hiçbir belirti görülmeden de belirli bir yaşa kadar gelebilirler. Hatta bazen erişkin yaşa kadar hastalık fark edilmemekte ve başka bir nedenle yapılan tetkiklerde tesadüfen ortaya çıkmaktadır. Bazen tek hastalık belirtisi aile tarafından fark edilen baş çevresindeki anormal artış ve çocuğun başının giderek büyümesidir. Erken çocukluk veya bebeklik döneminde fark edilmeyen hastalar ileri yaşlarda kafa içi basınç artışı belirtileri (kusma,sara türü nöbetler, huzursuzluk) veya beyincik fonksiyon bozukluğuna ait belirtiler(denge bozukluğu, sendeleme, ve gözlerde sağa sola bakışta anormal titremeler) ile başvurabilirler. Dandy-Walker Sendromu ile birlikte bulunan anomaliler nelerdir?
Diğer önemli bir nokta da Dandy-Walker Sendromunun beyindeki diğer birtakım organların gelişim anomalileri ile birlikte olmasıdır. Örneğin corpus callosum(beyin birleşeği) denilen beyin yarım küreleri arasında iletişimi sağlayan organın doğuştan yokluğu veya yetersiz gelişmesi, yüz anomalileri kol, bacak ve parmakları ilgilendiren anomalilerle kalp anomalileri bunlardan bazılarıdır. Yani Dandy-Walker Sendromu olan bir çocukta ek olarak bu bozuklukların da bazıları görülebilmektedir. Dandy-Walker Sendromunda Tedavi:
Bu hastalığın kesin tedavisi olmamakla birlikte yapılabilecek şeyler hastalığın derecesi ile orantılı olarak değişebilmektedir.Eğer hidrosefali yani kafa içi boşluklardaki beyin omurilik sıvısının artması durumu yoksa hastalar sadece düzenli aralıklarla takip edilebilirler.Bazen hastaya shunt denilen beyin omurilik sıvısını karın boşluğuna akıtan bir cihaz takılarak kafa içi basıncının artması ve kafa çevresinin büyümesi engellenir. hastaların %50 sinde IQ normalin altındadır. Denge problemleri spastisite ve motor hareketlerin kontrolünde güçlük sıktır.Düzenli olarak fizik tedavi yapılması ve hastaların gelişim nörologları, beyin cerrahları ve fizyoterapistler tarafından düzenli olarak takip edilmeleri gereklidir.
Boyun Fıtığı
Yazar berkmr | 01.07.2007 | Kategori Boyun Fıtığı
Omurganın diğer bölgelerine göre daha hareketli olan boynumuz, omur adı verilen yedi adet küçük kemik ile desteklenmektedir. Omurlar arasında onlara yapışık olarak “disk” denilen kıkırdak benzeri oluşumlar vardır. Bunlar şok etkileri emen yapılar olarak işlev görürler. Disklerin omurilik ve kola giden sinirlere doğru taşması durumunda boyun fıtığından bahsedilir. Boyun fıtığının belirtileri (semptom):
Boyun fıtığı bazen şikayete yol açmaz, bazen de sinir üzerindeki baskının büyüklüğüne göre boyun ve kol ağrısı, kol kaslarında kuvvet kaybı, ellerde his
kusuru, uyuşma görülebilir. Boyun fıtığının tanısı:
Hastalığın kesin tanısı doktorun yapacağı ayrıntılı muayene ve gerekirse isteyeceği görüntüleme metodları ile konur. Hastalığın geçmişinin doktor tarafında iyi bilinmesi gerekir, böylece doktor hastalığın hangi aşamada olduğu tespit edilir, fakat bazen bu da yeterli olmayabilir. Bu nedenle direkt röntgen, BT, MR’ın çekilmesi gerekebilir. Ancak bu şekilde hastalığın hangi devrede olduğu anlaşılır ve ona uygun bir tedavi uygulanır. Boyun fıtığının tedavisi:
Boyun fıtığı teşhisi konduktan sonra siz ve doktorunuz tedavi planlarına karar verirsiniz. Birçok durumda sinir üzerindeki baskı ağrıya neden olur, ağrı da kas
spazmına yol açar. Böylece bir döngü oluşur. Bu döngüyü kesmek ve spazmı gidermek için ağrının ilaç tedavisi, fizik tedavi ve egzersiz tedavisi ile
ortadan kaldırılması gerekir. Ağrının ve sinir basısının göstergesi olan bazı
bulguların (uyuşma, karıncalanma, hissizlik, güçsüzlük, elde kuvvet kaybı) devam etmesi ve uygulanan tedavilere yanıt vermemesi durumunda
doktorunuzla birlikte cerrahi tedavinin de içinde olduğu daha girişimsel tedaviler için karar vermeniz gerekebilir. Boyun fıtığında dikkat edilmesi gereken noktalar:
· Asla ağır cisimleri kaldırmayın, çekmeyin ve itmeyin. Taşıyacağınız yükleri eşit olarak her iki elinize bölün.
· Başınızla yük taşımayın. Baş seviyesinin yukarısına doğru yük kaldırmayın.
· Boyununuzu sürekli öne eğik veya aynı pozisyonda sabit tutmayın.
· Özellikle bilgisayar ve tezgah başında 30 dakikada bir pozisyon değiştirin.
· Telefonu konuşurken boyun-omuz arasına sıkıştırmayın.
· Otururken sırtı düz tutun ve muhakkak yaslanın.
· Gerekirse boyun kıvrımınıza uyan boyun yastığı ile boynunuzu takviye edin.
· Yatak dışında boyununuz düşercesine uyuya kalmayın.
· Aşırı yüksek yastık kullanmayın. Boyun yastığı tercih edin.
· Çalışma şartlarınızı ve koşullarınızı iyi düzenleyin.
· Hayata bağlı kalın. Spor yapın. Motivasyonunuzu arttırın.
Boyun Ağrısı
Yazar berkmr | 01.07.2007 | Kategori Boyun Ağrısı
Yaşamının bir döneminde boyun ağrısından yakınmayan insan oldukça azdır. Boyun ağrıları, boyun omurgasını oluşturan kemiklerin, eklemlerin, omurların arasında yer alan disklerin ve omurga etrafındaki kas ve bağların bozukluğu sonucu oluşur. Boyun ağrısına yol açan hastalıklarda ağrı bazı olgularda sadece ensededir. Bazı olgularda ise enseden başa, sırta, kollara ve hatta göğüse doğru yayılabilir. Sıklıkla hastanın boyun hareketlerinde kısıtlılık oluşur. Kola ve ele yayılan uyuşmalar, ellerde güçsüzlük hissi, baş dönmesi, sersemlik hissi sık dile getirilen yakınmalardır. Boyun ağrısı bazen kişinin günlük yaşam aktivitelerini etkileyerek yaşam kalitesini bozabilir. Boyun ağrısına yol açan hastalıklar çok çeşitlidir: boyun fıtığı, disk dejenerasyonu, boyun omurgasında artroz (kireçlenme), miyofasyal ağrı sendromları, tekrarlayan strese bağlı zedelenme sonucu gelişen ağrılar. -Tekrarlayan strese bağlı ağrı: Tekrarlayan aktivitelerde bulunma kötü pozisyon ve psikolojik stres ile birleşince “aşırı kullanmaya bağlı zedelenme” tablosunu ortaya çıkarır. Uzun süre başın öne eğilerek veya aşırı yukarı kaldırılarak çalışılması kas yorgunluğu ve kas kısalmasına yol açarak boyun ve sırt ağrısına neden olur. Çalışma koşulları ve bilgisayar kullanımının artması nedeniyle sık karşılaşılmaktadır.
-Boyunda kas kaynaklı ağrı (miyofasyal ağrı): Boyun ve sırtın üst kaslarında ağrılı kaynağı olan tetik noktalar mevcuttur. Nedeni tam bilinmemekle beraber çok sayıda insanda görülmektedir. -Boyun zedelenmeleri: Boyun başı taşıdığı ve çok hareketli olduğu için zedelenmelere çok açıktır. Motorlu araç kazası, dalma, spor kazası ve düşmeler sonucu boyunda zedelenmeler kolaylıkla oluşabilir. En çok kas ve bağlar gibi yumuşak doku zedelenmeleri oluşsa da, bazı ağır yaralanmalar boyun kemiklerinde kırık ya da kaymaya yol açarak omurilik zedelenmelerine neden olabilirler. -Boyun fıtığı: Omurgayı oluşturan kemiklerin arasındaki diskin zamanla zayıflamasıyla disk içeriği dışarıya doğru fırlar. Fıtıklaşma sonucu sinir kökü ya da omuriliğin üzerine baskı oluşabilir. Sinir kökü sıkışması ile kola ve ele yayılan şiddetli ve yanıcı ağrı, uyuşma, karıncalanma, ileri olgularda da el veya kolda kas güçsüzlüğü görülebilir. -Disk yapısının bozulması (disk dejenerasyonu): Boyun omurgasını oluşturan kemiklerin arasında yer alan diskler şok emilimi görevini görür. 40 yaşından sonra diskin normal-jelatin yapısı bozulur. Disk dejenerasyonu daha çok ilerleyen yaşla oluşmakla beraber, yaşam tarzı, genetik, sigara içme, beslenme ve fiziksel aktivite özellikleri tarafından da etkilenir.
-Kireçlenme: Boyun kemikleri arasındaki eklemlerin yapısında bozulmalar sonucu gelişir, genellikle yaşla beraber artar. Başın arka tarafında kronik ağrıdan yakınabilirler. -Tümörler, enfeksiyonlar ve omurga kemiklerindeki doğuştan olan anomaliler. Nasıl önlem alınmalı? Boyun duruşunun (postür) düzgün olması ve boyun-sırt bölgesinin güçlendirilmesi, boyunda travmadan ve tekrarlayıcı stresten kaçınma, düzgün beslenme ve fiziksel aktivite yapma, sigarayı bırakmak, iş yerinde ergonomik düzenlemeler yapmak gereklidir.
Boyun ağrısı çekenlere öneriler - Çalışmanıza sık ara verin. Masada veya arabada otururken kısa aralar verip ayağa kalkın, kısa yürüme ve gerinme egzersizleri yapın. - Çalışma sandalyenizi ve bilgisayarınızı ayarlayın. Otururken kalçalarınızın hizası dizlerinizden hafifçe daha yukarıda olmalı, baş ve boyun doğru pozisyonda olmalıdır. - Çok sayıda veya kalın yastıkla yatmayın, televizyon izlerken kanepenin koluna başınızı dayayıp uyuyakalmayın!
- Telefonun ahizesini omuz ile boynunuzun arasına sıkıştırarak konuşmayın. - Germe ve güçlendirme egzersizleri yapın. Omurga sağlığı için yürüyün ve yüzün. Boyun ağrılarının tedavisi Çoğu boyun fıtığı olguları ameliyat dışı yöntemlerle iyileşebilmektedir. Ancak, boyun fıtığı nedeniyle mesane ve barsak fonksiyonlarında bozulma, tedaviye rağmen kas gücü ve duyu kusurunun ilerlemesi, sinir kökü baskısına bağlı ağrının tedavi ile giderilememesi durumunda cerrahi tedavi uygulanır.
-Fizik tedavi: Olguların çoğunda fizik tedavi ile düzelme sağlanabilmektedir. Kas gevşemesi ve yumuşak doku ağrılarını gidermek için yüzeysel ısı (örn. kızıl ötesi ışın) , derin ısı (örn. ultrason) ve elektriksel uyarı (örn. TENS), sinir kökü ağrılarının ve baskısının azaltılması için traksiyon yöntemleri kullanılır. -İlaç tedavisi: Boyun ağrılarında ağrı kesiciler, antienflamatuar ilaçlar, kas gevşetici ilaçlar, uyku düzenleyici ve antidepresan ilaçlar kullanılabilir. İlaç tedavisinin mutlaka hekim tarafından düzenlenmesi gereklidir. -Bazı olgularda elle yapılan tedaviler olan spinal mobilizasyon ve manipulasyon tedavileri de oldukça yüz güldürücüdür. Ancak mutlaka bu konuda eğitimli ve deneyimli hekimler tarafından uygulanmalıdır. -Yumuşak doku veya boyun eklemlerine ya da epidural aralığa enjeksiyon uygulamaları da uygun olgularda faydalıdır.
-Boyun ağrılarında özellikle akut dönemdeki boyun zedelenmelerinde boyunluk verilebilir. Uzun süreli veya devamlı kullanımda boyun kaslarında zayıflama ve boyun hareketlerinde kısıtlılık gelişebileceği için kısa süreli kullanım önerilmektedir. -Rehabilitasyon: Hangi tedavi uygulanırsa uygulansın, kalıcı bir iyileşme için doktor tarafından düzenlenen boyun egzersiz programı tedavinin esasını oluşturur. Egzersiz programı her hasta için ayrı düzenlenir. Postür düzeltici egzersizler, boyun kaslarını germe egzersizleri ve boyun kaslarını güçlendirici egzersizler uygulanır.
Bel Sağlığı için Yatak Seçimi ve Uygun Yatış Pozisyonları
Yazar berkmr | 01.07.2007 | Kategori Bel Sağlığı için Yatak Seçimi ve Uygun Yatış Po
Yaşamımızın yaklaşık üçte biri yatakta geçer. Sadece bu bile yatak konforunun önemini vurgulamak açısından yeterlidir. Son yıllarda endüstrinin bu alana yönelmesiyle beraber bel sağlığına uygun yataklar üretilmeye başlanmıştır. Omurga sağlığı açısından en uygun yatış pozisyonu; omurga ve disklerin üzerine en az yükün bindiği pozisyondur. Çok yumuşak, esnek veya sert yataklar, uzun süreli (gece boyunca) yatma sonucu omurgamızı zorlarlar. Çünkü bu iki koşulda da omurga en az zorlandığı orta duruş pozisyonunu koruyamaz. Sert veya çok yumuşak yatakta, yatak omurgaya değil omurga yatağa uyum sağlamak zorundadır. Bu nedenle doğal eğrilikler artmış ya da tamamen kaybolmuştur. Her iki durumda da bağlar aşırı derecede gerilir, sinirlerin çıktıkları delikler daralır, diskin bir bölgesi üzerine aşırı yük biner.
Omurgamız için ideal yatak, doğal eğriliklerin korunmasını sağlayan, buna karşın eğriliklerin artma ve azalmasına yol açmayacak yataktır.
Uygun bir yatakta, omurga doğal eğriliklerini koruduğundan; disk, bağ, sinir gibi oluşumların zorlanması en aza iner. Sonuçta bu oluşumlardan kaynaklanan ağrıların ortaya çıkmasını engeller.
Her ne kadar uygun yatak konusunda kesin bir öneri yoksa da yine bazı ölçüler kullanılabilir. Her “ortopedik” adı verilen yatağın her bel hastasına uygun olduğu söylenemez. İlk alındığında iyi gelen bir yatağın bu niteliğini ne kadar bir süre sürdüreceği de önemlidir.
Ortopedik Yatak: Genel olarak altında enine esnek latalardan oluşmuş tahta ızgara yerleşmiş olan bir pamuk yataktır. Teknik olarak özel üretim yaylar, süngerler ve metal alaşımlar kullanılarak iyi sonuçlar alınabilmektedir. yatağın boyutları da rahat bir uyku açısından önemlidir. İdeal yatak boyu yatan kişinin boyundan 20cm fazla, eni ise en az 95cm olmalıdır. İki kişilik yataklarda eşlerin ikisine de aynı yatağın uygun olması her zaman mümkün olmayacağından, ayrı yatak ve ızgaraların kullanılacağı bir düzenek önerilir.
Yerde yatma, sert tahta zeminde yatma gibi bazı önyargılar ile hastalar kendilerine işkence ederler. Oysa çok sert zemin ya da yerde yatma her kalkışta omurgayı zorlayıp, bel ağrılarını daha da arttırır.
Omurga için ideal yatış pozisyonları, sırtüstü ya da yan yatıştır. Yüzüstü yatma, bel çukurluğunun aşırı derecede artmasına yol açar. Bu nedenle önerilmeyen bir pozisyondur.
Yatarken bacakların kalça ve dizlerden karına doğru bükülmesi, bel açısını daha da azaltıp rahatlamayı sağlayan bir durumdur. Dizlerin altına konacak rulo şeklinde bir yastık bunu sağlar. Ancak bu tür bir desteğin uzun süreli kullanımı diz arkasındaki kasların kısalmasına yol açar. Bu da dik duruşu bozarak yine bel ağrısına neden olur. Bu nedenle bu tür bir destek zorunlu durumlarda ve kısa süre kullanılmalıdır.
Yan yatarken hastanın iki bacağı arasına konacak yastık da omurga için yararlıdır ayrıca yine yan yatarken bel oyuntusunun bir yastıkla doldurulması yararlı olabilir.
Her ne kadar hastanın yakınmaları belinde ise de boyun omurgasının pozisyonu çok önemlidir. Zira omurga bir bütündür. Omurga çevresi kasları bir hasır örgüsü gibi birbirine geçmişlerdir, hastanın bir omurga bölgesindeki sorunları diğer bölgelere de yansır. Bu nedenle bel hastası yatarke boyun pozisyonuna da dikkat etmelidir. Özellikle yan yatışta başın yana düşmemesi, sırt üstü yatışta da arkaya sarkmamasıdır. “Alçak yastık iyidir” gibi peşin yargı her koşulda geçerli değildir. Prensip; boynun da belde olduğu gibi omurganın nötral adını verdiğimiz orta pozisyonda desteklenmesidir. Bunun için kullanılan asıl yatak dışında ikinci bir yastık faydalı olur. Bu yastık ense ve bonu destekleyerek başın yana veya arkaya düşmesini engeller. Bunun için ince bir rulo veya küçük bir bebek yastığı kullanılabilir. Bu amaca yönelik hazır veya havalı yastıklar bulunmaktadır.
Yataktan Kalkma: Ani bel tutulmaları çoğunlukla uzun süreli hareketsizlikten sonra meydana gelir. Aynı durum spor yaralanmalarında da söz konusudur ve yeterince ısınmamış kaslarla açıklanır. Uzun süreli istirahat sonrası gevşemiş kaslar, ani hareketler karşısında yeterli hızda reaksiyon veremediklerinden eklem ve omurgayı koruyamazlar. sonuç ise tutulmalar, incinmeler ve ağrıdır.
Bel ağrısı çeken hasta sabah ağrıları ile uyandığından bu durumu engellemek için yataktan kalkarken, uzun süreli hareketsizliğin yol açtığı kassal hazırlıksızlığı gidermek için kasları ısıtmak gerekir. Bunun için de en basit ve doğal yöntem yeterince gerinmek ve yatakta basit birkaç egzersiz yapmaktır.
Sırtüstü yatn bir kişi ani olarak omurgasını doğrultarak kalkmamalıdır. Önce yan dönmeli sonra bacaklarını aşağıya sarkıtmalı, kolunu yana uzatıp yatağa dayanmalı ve gövdesini doğrıltmalıdır. Daha sonra ayaklar yere bastıktan sonra bir süre bu pozisyonda kalınmalıdır. Bu kalkış tarzı düşük tansiyonlu hastalar için de önerilen bir pozisyondur.
kaynak: gencfzt.com
Bel Sağlığı
Yazar berkmr | 01.07.2007 | Kategori Bel Sağlığı
Günümüzde bel sağlığını kaybetmesinden dolayı ağrı şikayeti olan insanların sayısı oldukça fazladır. Bel fıtığı veya başka bir sebebe bağlı bel rahatsızlığı bulunan hasta, ister operasyon geçirmiş isterse geçirmemiş olsun günlük hayatında yapılması ve yapılmaması gereken hareketleri bilmek zorundadır.
Bu hareketlerin en önemlisi de evde, işyerinde veya farklı ortamlarda eşyaların veya farklı yüklerin kaldırılması ve taşınmasıdır.
*Kontrolsüz ağırlık kaldırmanın zararlı etkilerinden kaçınmak için günlük yaşantınızda sizi zorlayacak ağır bir yükü kaldırmayı denemeyiniz.
*Eşyaları bedeninizle değil, önce beyninizle kaldırdığınızı unutmayınız. Kaldırma ve taşıma sırasında uygun vücut bölümleri kullanılmalıdır.
*Ağır bir eşyayı bir yerden başka bir yere çekerek veya iterek tek başınıza götürmeyiniz. Bu, omurganın istenmeyen bölümlerinin zorlanmasına neden olacaktır.
*Eşyaları kaldırmak ve çekmek yerine itmeyi tercih ediniz. İmkanınız varsa el arabası, taşıma masası gibi yardımcılardan yararlanınız.
*Kaldırma sırasında zeminin dengeli olmasına dikkat edin ve kaldıracağınız yüke yakın olun. Eğimli ve engebeli zeminlerde yükün kaldırılması ve taşınmasında kontrolü zorlaşacaktır. Bu durumda omurga dengesi bozulacak, vücudun desteği az olan bölümleri yaralanacaktır.Bu nedenle bel sağlığının korunmasında omurga dengesinin korunması çok önemlidir.
*Bir eşyayı kaldırmadan önce onun ne kadar ağır olduğunu tahmin etmeye çalışın. Ağırlığı hakkında tam bir fikie edindikten sonra kaldırınız.
*Çok küçük ve hafif de olsa bir eşyayı alırken ona doğru uzanmayınız, yanına iyice yaklaşınız ve o şekilde alınız. Bu sırada omurga düzgünlüğü korunmuş olur ve omurga üzerindeki bazı bölümlerin zorlanması ve zarar görmesi engellenmiş olur.
*Kaldırma öncesi çömelin, derin bir nefes alın ve nefesinizi tutarak (karın kaslarınızın belinize destek olması için) yüke iyice yaklaşın.
*Ağırlık kaldırma sırasında profesyonel haltercilerin yaptığı gibi başınızı dik tutun, bel kavsinizi koruyun.
*Diz ve kalçalarınızı bükerek yükü kavrarsanız boyun, sırt ve beldeki üç doğal kavsinizin düzgünlüğünü de korumuş olursunuz.
*Kaldırma ve taşıma sırasında yükü göğsünüze yakın tutarak belinizdeki yükü azaltın.
*Ayaklarınızın arasında en az 10cm. mesafe olsun ve yükü her iki ayağınıza eşit dağıtın.
*Asla eşyaları hızla ve aniden kaldırmayın.
*Taşıyacağınız yükleri eşit olarak her iki elinize bölün. Eşya kaldırma ve taşımak zorunda kalmışsanız, taşıyabileceğiniz yükleri uygun şekilde kaldırma ve taşıma için hareketlerinizi önceden planlayın.
*Yükü yerleştirme sırasında da eğilerek değil yine çömelerek yükü yere koyun, ama parmaklarınıza da dikkat edin.
*Kaldırma ve taşıma sırasında dönerken belinizi değil, ayaklarınızı döndürün. Aksi taktirde omurgayı koruyan yapılar hareketleri kontrol edemez ve ciddi yaralanmalar ortaya çıkabilir.
*İki kişi iseniz ve bir eşyayı iki ucundan tutarak taşımanız gerekiyorsa, birbirinize haber vermeksizin eşyanın bir ucunu asla bırakmayınız.
*Kaldıracağınız yük omuz hizasından daha yüksek ise sağlam bir taburenin üzerine çıkarak yükü alın.
*Bu sırada vücudunuzun arkaya doğru gitmesine engel olun ve bel kavsinizi koruyun.
*Elektrikli süpürge ile veya paspasla yerleri temizlerken öne doğru eğilmeğiniz ve belinizi dik bir pozisyonda tutmaya özen gösteriniz.
*Çocuklarınız okula giderken çantalarında az tük taşımaya çalışınız. Tek taraflı çanta taşıma alışkanlığının önüne geçiniz.
Kaldırma ve taşıma sırasında omurganın güçlü olan kısımlarını kullanmanın bel sağlığının korumasında önemli olduğunu unutmayınız ve bu konularda mutlaka bir fizyoterapistten yardım alınız.
Bel sağlığınızın devam ettiği mutlu ve güzel günler dilerim.
Yard.Doç.Dr.Fzt. Ali KİTİŞ
***Bu makale P.A.Ü Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Yüksek Okulu Tarafından 8 Eylül Dünya Fizyoterapistler Günü Nedeniyle Düzenlenen Panelde Sunulmuştur.***
Kategoriler
- Bel Sağlığı (5)
- Bel Sağlığı için Yatak Seçimi ve Uygun Yatış Po (1)
- Boyun Ağrısı (2)
- Boyun Fıtığı (1)
- El Rehabilitasyonu (1)
- El uyuşması (1)
- Fizik Tedavi Nedir? (1)
- Hastalıklar (7)
- Liposuction (1)
- Ofis Egsersizleri (1)
- Osteoartritte Yürüme Bozuklukları (1)
- Osteoporoz (Kemik Erimesi) (1)
- Osteoporozda Egzersiz (1)
- Pediatrik Rehabilitasyon (1)
- Romatizma (1)
- Sırt ve Bel Ağrıları (1)
- Sportif Rehabilitasyon (1)
- Stresin Kas Ağrısı Üzerine Etkisi (1)
- Su İçinde Terleme Tedavisi (1)
- Yaralanmalar (15)
- Yumuşak Doku Romatizması (1)


